Apo ve aynaları

A+A-
Altemur KILIÇ

Ülkemizin, İmralı’daki “şeref konuğu!”  PKK’nın-DTP’nin “onursal başkanı!” Abdullah Öcalan’a (nam-ı diğer Apo’ya) “arkadaşlar” gönderilecek. Psikolojisine yardımcı olsun diye!. Her türlü konforu, yerinde, sağlık muayeneleri tam olarak  “vaktinde” yapılıyor, bir psikolojik tedavi eksik kalmıştı. Yalnızlık çekiyor ve herhalde öldürdüğü-öldürttüğü binlerce kişinin hayalleri rüyalarına giriyordur. Şimdi yanında “hemdert” mi yoksa “yoldaş” mı arkadaşları olacak.
Bu sırada Ahmet (neden-nasıl) Türk müjdeledi: “Mandela olmayı bekliyor, psikolojisinin düzelmesi gerek!” Olmaz demeyin,  “olamaz”  dediğimiz her şey oldu, olmakta! Eşkıyabaşı Apo affedilir, çıkar müzakere masasında başköşeye,  T.C. temsilcisinin karşısına geçer... Barış ve çözüm uğruna, TC’nin “çözülmesi”  pahasına!


Ben demiştim...  
1 Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesi 30 Haziran 1999’da Öcalan’ı ölüm cezasına çarptırdığında, İmralı’da idim... O zaman da  “idam edilip-edilmemesi” tartışmaları yapılıyordu. Mahkemenin  “tarihi” kararından sonra ben, Mudanya rıhtımında bekleyen medya mensuplarına-televizyonlara;  “İdam edilmezse, başımıza bela olur. Sonunda da ’Mandela’olur”  demiştim. Kâhin filan değilim, ama vatansever arkadaşlarım bile  “idam edilirse kahraman olur” diyorlardı... Pekiyi, şimdi ne oldu...
Zamanın Ecevit Koalisyon Hükümeti; rivayete göre Apo’yu teslim alırken konulan şarta uyarak, idam hükmünü, kuralların tersine, rafa kaldırdı ve eşkıyabaşını İmralı’da, özenle ve konfor içinde besledi, sağ tuttu. Acaba, ileride kullanılmak üzere mi. Bunun sebebi hiç bir zaman tamamıyla açıklanmadı. Koalisyonda Başbakan Yardımcısı olan Devlet Bahçeli’nin bu vahim gaflete neden ortak olduğunu, en azından neden karşı çıkmadığını hiç anlamamışımdır!


Apo benden tazminat istedi?
Garip bir ayrıntı; Apo İmralı’da iken, kendisi hakkında “Cani-katil” dediğim için beni mahkemeye verdi, hakaret davası açtı. Bakırköy Savcılığından “Müşteki Abdullah Öcalan, sanık Altemur Kılıç”  diye celp aldım. Sonra kanun değiştiği için, dava düştü ve ben de “Aynı suçu bir daha işlememek şartıyla” kurtuldum! İşte aynı şeyi şimdi de, şeddeli olarak tekrarlıyorum. Belki Apo İmralı’dan çıkınca, beni gene dava eder de, aynı sözleri yüzüne karşı söylerim! Başbakan Erdoğan tarafından tazminata mahkûm edildiğim gibi, Apo tarafından da, tazminat ödemeye mahkûm edilmek “şerefine” nail olurum!


Ve aynası
Apo’nun idama mahkûm edildiği 1999 Haziran’ından, 2009 Haziran’ına kadar 10 yıl geçti. Terörle, PKK ile mücadelede tam 10 gaflet yılı. Ama gaflet devam ediyor...  PKK’nın şimdiki başı, Apo’nun vekili Murat Karayılan’ın  “Barış Önerisi” nden sonra  “İyi şeyler oluyor, aman bu fırsatı kaçırmayalım” diye, yeni  “Barış Açılımından”  ve de Apo’dan medet umuluyor! Ve tam şu bağlamda DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk  “PKK bizim kökenimiz” diyor. Diğer DTP vekili Emine Ayna, Cumhurbaşkanı Gül’e övgüler yağdırırken, TSK’ya ağır ifadelerle saldırıyor,  “PKK bizim koruyucu gücümüz!”  diyor. Başka bir DTP kadını da, “Kürdistan’ın hudutlarını çizdik”  diye övünüyor! Daha da vahimi; DTP’li vekiller Mahkemeye ifade vermemek için Türk devletine ve yargısına meydan okuyorlar. İktidar ve en acısı TBMM Başkanı,  “açılıma”  halel getirmemek için bu konuyu savsaklıyorlar, suçlu DTP’lileri koruyorlar! 10 yılın sonunda bakın nerelere geldik, daha doğrusu  “nerelere” döndük? Sadece bunun ayrıntıları, bundan sonra nerelere sürükleneceğimizin işaretleri...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları