Apo'nun emri var!

A+A-
Behiç KILIÇ

Bu Ahmet (T)ürk ve takımı neden adalete ifade vermeye gitmiyorlar?.
Gidemezler çünkü Apo bey gitmelerini istemiyor...
Apo bey istemeyince de gidemezler, sıkar!..
Apo bey zaten böyle bir  “gerginlik” peşindeydi, onları bu gerginliğe de teşvik eden onun stratejisi değil mi?.. Gerginlik sonucu ne olacak?.. İstediği, adaletin kurallarının işlemesi yani bu ekibin derdest edilmesi.. Durum matbuat aracılığı ile yansısın dışarıya da ve sonuçtan Apo yararlansın!.. Tezgahın ucu bu..
Bu yüzden “adamları” rollerini oynayacak tabii!..
İfade meselesi ortaya çıkınca, zaten ilk “açıklama” İmralı’dan gelmişti!.. Apo bey, avukatları ile cemaatına ve matbuatına şunları tebliğ etmişti;
“DTP milletvekillerini de zorla ifadeye çağırıyorlar. Bu hukuksuzluktur. DTP’li milletvekilleri bunları iyi görmelidir, bu oyunlara gelmemelidir. Eğer ifade vermeye gitselerdi onları içeri alırlardı ve bu onurlu bir tutum da olmazdı. Onları da Leyla gibi içeri almak istiyorlar. DTP milletvekillerinin dokunulmazlıkları var, bunu da kullanarak her türlü tedbirlerini alsınlar”.
Apo beyin İmralı beyanının hemen akabinde, Ahmet (T)nin ağzından neden “ifadeye” gitmediklerini öğreniyoruz!.. Açıklama, İmralı ne demişse o!..
Ahmet (T) de izah şöyle;
“Ben ve beş milletvekili arkadaşımın zorla ifadesi alınmak isteniyor. 1994’teki görüntüler yeniden yaşanacak mı? En başta da belirttiğimiz üzere biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Ciddi bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Bize isnat edilen suçlamalar dokunulmazlık kapsamında olup, tamamen düşünce özgürlüğüyle ilgilidir. TCK’da; ‘örgüt propagandasını’, ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozan suçlar’ kapsamında tanımlayan bir madde var mı? Yok. Buna rağmen ne yapıyorlar? Çok açık bir biçimde Anayasa’yı, hukuku zorlayarak, bizleri yargılamak istiyorlar.” 
Açık seçik ortada değil mi tezgah?!.

 

PKK’nın sesi!..
Artık perdeleme gereği de duymuyorlar eşkıyanın uzantısı gibi davranışlarını!.. Dahası “kündelemeye getirdikleri” gibi bir inançla saldırıyorlar..! Yakıp yıkan, vahşice katleden mafyatik yapıyı yüceltip bu ülkenin tepesine bayrağını dikmekten söz eder haldeler..
Devlet, eşkıya çetesinin yoğun biçimde peşinde, hem dağda hem de “düz ova” denilen şehirlerde sindikleri izbe köşelerinde çete ayıklıyor...
Şimdi dertleri, askerin polisin elini tutma eşkıyayı kurtarma seferberliği  için!..
“Asker operasyonları durdursun, polis çete takibinden, gözaltılardan vaz geçsin!” dayatma bu !..
Dayatanlar?.. Kim olacak, işte o TBMM’deki malum zevat!..
Ahmet bey bu konuda da göğsünü siper etmiş vaziyette!.. Diyor ki; “Yargılanmak istenen halkımızın özgürlük, barış ve demokrasi talepleridir. Yargılanmak istenen partimizin demokratik siyaset çizgisidir. Biz bedeli ne olursa olsun bu çizgimizden asla sapmayacağız!”
Değerli okur; anlatmak istediğimiz şudur... Seçimleri, bu seçimlerdeki eşkıya çetesinin gayretini, beri yanda bu seçimlerde eşkıya çetesinin yol açması için meydanın boş bırakılmasındaki gafleti tahlil ediniz.. Sonuçlarına bakınız... Eşkıya, silahla yapamadığını TBMM içine saldığı uzantıları ile nasıl yapıyor, Türkiye’yi nelerle uğraştırıp nasıl meşgul ediyor hep beraber görelim ve bu sonuca sebep olanın sadece PKK olmadığını bilelim!..
Kaldı ki PKK işini yapıyor!..
Meydanı boş bırakanlar ne yapıyor!?.


Apo’ya yatırım!..
Yapılanlardan biri şu imiş!..
İmralı’da harıl harıl inşaat varmış, Apo beye komşu gönderilecek bu bey tecritten(!)çıkarılacakmış.. Çünkü insan hakları bunu gerektiriyormuş ve de AB-D öyle istiyormuş.. Yakışır..
Üstat, tek başına zorlanıyordu demokratik Türkiye’yi kuracağım diye, takviye şart!..
Bir dediği ikiletilmeyen Apo bey ne yapsın, sıkıntıdan patlamamak için devamlı Türkiye-PKK projeleri geliştiriyor!.. Bağımsız devletten konfederasyona, özerk bölgeden, bütünlük içerisinde kültürel halklara-haklara dönüp duruyor!..  İspanya, Bask, İrlanda, İskoç her hafta bir model gazlıyor tayfasına, çete de “neyi istediğini” açıklamaktan helak oluyor.. Tabii en çok zorlanan da Ahmet Türk!.. Bazen İmralı açıklamaları eline geç ulaşıyor, matbuat mensupları onunla karşılaşıp en son durumlarının ne olduğunu anlatınca durumu öğrenmiş oluyor.. Zaten açıklamasını da, İmralı beyanlarını okuduktan sonra yapıp, kendisi de kamu ile birlikte aydınlanmış oluyor!..
Hep beraber geçinip gidiyoruz!..

Yazarın Diğer Yazıları