Apo'ya kapı açan yasalar

A+A-
Behiç KILIÇ

Değerli okurlar...
Eğer okumadıysanız dünkü yazımı okuyarak bu yazıyı okumaya devam etmenizi diliyorum. Özetle şunu yazmıştım. “Birleşmiş Milletler’in Siyasi Ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Kopenhag Kriterleri altına kayıtsız şartsız atılan imzalar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni darbeleyecek niteliklere sahiptir.”
Bu karar 2000 yılının 15 Ağustos günü Türk hükümeti adına imzalandı. Kim imzaladı?.. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Volkan Vural...
Volkan Vural, Mesut Yılmaz’a yakınlığı ile bilinen bir diplomattır. O zaman bulunduğu göreve de, Yılmaz’ın kontenjanından atanmıştı.. Bu diplomat, Mesut Yılmaz’ın Avrupa Birliği’nden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak kabineye girmesinden sonra, gene Yılmaz’ın isteğiyle Avrupa Birliği işleri ile ilgili genel sekreterliğe getirildi..
Peki Bay Büyükelçi imzayı nasıl atmış?.. Sadece yetki belgesi ve talimatla!.. Talimatı kim vermiş?..
Dışişleri “vermediğini” söylüyor!.. Kim vermiş acaba, Mesut Yılmaz’a çok yakın olan Volkan Vural’a talimatı?!.
O yaz Volkan Vural’ın Ege’deki “Mavi Yolculuk”ları dikkat çekicidir..!Bir kısım iş adamları, siyasiler ve köşe yazarları ile ne muhabbetler yapıldı dersiniz?.. O tekne gezilerine katılan köşe yazarlarının yazıları, 2000 Ağustos’u öncesi ve sonrası Türk Milletine, Birleşmiş Milletler sözleşmesini övme ve telkinle doludur..
Peki bu “imza”, bölücü çete
tarafından nasıl yorumlandı bilmek
ister misiniz?.
Eşkıya çetesinin yayın organı, etekleri zil çala çala, Volkan Vural’ın attığı imzayı alkışladı ve şunları yazdı.. (Türkiye, AB sürecinde ilk önemli adımını, İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu’nca hazırlanarak Başbakan Bülent Ecevit’e sunulan “yol haritası” taslağında, 2001 yılı sonuna kadar onaylanması öngörülen BM’nin “ikiz sözleşmelerine” imza koydu. Büyükelçi Vural, “Bu gecikmiş bir imzadır. Ancak Türkiye’nin insan haklarına verdiği önemi gösterme açısından önem taşımaktadır. Kişisel olarak, bu sözleşmeleri imzalamış olmaktan mutluluk duyuyorum” diye konuştu.)
İkiz sözleşmeler, Türkiye için ciddi yükümlülükleri gündeme getiriyor.  
Bunlar ana başlıkları ile şöyle... Kürtlere self-determinasyon yolu: BM sözleşmelerinin 1. maddesinde “Tüm halklar self-determinasyon hakkına sahiptir. Bu hak ile siyasal statülerini ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini serbestçe tayin edebilirler” ifadesi yer alıyor.
3. madde sözleşmeye taraf olan
devletlerin, “halkların self-determinasyon hakkının gerçekleşmesi için destek sağlamasını” öngörüyor. Sözleşmelerde yer alan “halk” kavramı üzerinde sözleşmeye taraf ülkeler arasında
ortak bir hukuki tanım bulunmuyor.
Bu tanım ve hakkın içeriği, zaman içerisinde ideolojik ve siyasi güçlere göre değişebiliyor.
Önceki senelerde, “bağımsızlık ya da özerklik” anlamı taşıyan ‘self-determinasyon’ ilkesinin, bugün uluslararası hukukta halkların kendi kültürel kimliğini belirleme hakkı anlamı kazandığını vurgulayan kimi uzmanlar, Türkiye’nin bu sözleşmeleri imzalayarak, “Kürtlerin kültürel haklarını” otomatikman tanımış olacağını vurguluyorlar.

Yazarın Diğer Yazıları