Apo'ya 'sansür' koyan siteyi nasıl kapattılar?

İsrafil K.KUMBASAR
Kimilerinin ‘sakızı’ çamura düştü ya... Hani şu Tokat’ın Reşadiye ilçesindeki kahpe saldırı sonrasından söz ediyoruz.
Yaman bir ‘koz’ yakalamışlardı.
‘Barış sürecinde’ yapılacak bir eylem değildi bu, işin içinde mutlaka bir iş vardı.
Dikkat edin ‘eylemin kendisine’ laf eden yok, eylemin ‘zamanlamasına’ ve ‘yerine’ vurgu yapıldı sürekli.
Saldırı PKK tarafından üstlenilince, “Artık bir daha o sakızı ağızlarına almazlar” diye düşündü millet.
Heyhat, yeni bir çırpınış başladı.
7 şehidimizin faturası, herkese kesilebilirdi, ama PKK’ya asla.
Bu terör örgütünün ‘kan döktüğü’, ‘bebek vurduğu’, ‘genç kız yaktığı’ nerede görülmüştü, hele de ‘barış’ sürecinde. (!)
Neyse ki, İmralı karargahındaki ‘önderlik’ (!) bu musibeti de göğüsledi.
Tıpkı, ‘sine-i millete dönmekten’, ‘dağa çıkmaktan’ dem vuran eski DTP’lilere “Meclise marş marş” komutu verdiği gibi.
Abdullah Öcalan, saldırı için, örgütün elebaşlarından olan Duran Kalkan’a çıkıştı:
- “Amacın ne senin yoldaş?”
Duran’ın amacı belli de, asıl ‘bu haberin’ amacı ne, ona biraz kafa yoralım.

* * *

Tokat saldırısı ‘mıh’ gibi saplandı açılımcıların yüreğine, bu işten hem örgütü, hem ‘önderliği’ kurtarmak gerekiyordu.
Ve aranan kan bulundu:
Bölücü örgütün çizgisindeki haber ajansı, Öcalan’ın açıklamalarını sansürlemişti.
Sansürlenen bölümde ise Apo’nun saldırı karşısındaki şaşkınlığı yer alıyormuş.
Tabii  “PKK eylemi niye üç gün sonra üstlendi” diye soranlar, sıra İmralı’daki bebek katiline gelince  “Sen niye geciktin”  diye soramadılar.
Yürekleri yetmedi.
Hemen iddianın üzerine atladılar:
- “Tabii ya biz demiştik, Öcalan’ın bu işte bir dahli yok. Ondan habersiz ve onun destek vermediği bir eylem.”
Bölücübaşı “Tokat benim aklımın ucunda geçmez” demiyor mu, olay aydınlandı.
Yani? Yanisi, “Tıpkı 1993’te 33 erin şehit edilerek barış sürecinin baltalanması gibi” demeye getiriyorlar.
Aradan tam 16 sene geçmiş ya, salla sallayabildiğin kadar.
Hadi askere inanmıyorsun, buyur dönemin MİT Başkanı Sönmez Köksal’ın sözleri:
- “1993’te bilinen bir barış süreci yoktu. 33 erin şehit olmasında da kuşku yok. İhmaller olabilir.” 

* * *

Görüyorsunuz sakız bir çamura, bir ağza.
Belli ki, ‘oyun tek hamle’ üzerine kurulmuş. Akıl hocaları, “Yahu yarın bir gün gerçek ortaya çıkar, mahcup olursunuz” diye hiçbirini uyarmamış.
Hal böyle olunca da, sakız çürümüş, çamura düşmüş önemli değil.
Durmak yok, çiğnemeye devam.
Bu kez top yuvarlandı, bölücü örgütün yayın organı Fırat Haber Ajansı’nda kaldı.
Bir bakalım, bu ajans ‘önderlik’ (!) aleyhine ne fırıldaklar çeviriyor diye Sanalağ’daki (Internet) sitesinin başına oturuyoruz.
Bir de ne görelim, site kapalı.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin
9 Mayıs 2008’de aldığı karar gereğince, TİB, koruma tedbiri uyguluyor.
Nasıl olur yahu, bu site açıktı?
Biraz daha çaba... Bu kez aynı sitenin ‘eu’ uzantılı olanını deniyoruz, onun hakkında da iki kapatma kararı var, ona da ulaşılamıyor.
TİB, nihayet bölücü siteyi susturmuş.
Ne diyelim, herkesin teröristbaşından ‘medet’ beklediği bir dönemde, sen ‘sansür’ uygular mısın, işte böyle kapatılırsın.
Sakın ‘zamanlama’ konusuna girmeyin, orasını biz bilemeyiz.
Vardır elbet bir hikmeti.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş