‘Ara eleman’ formülü, TSK’da da geçer mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Cok ‘derin’ hesapların görüldüğü, çetrefilli defterlerin dürüldüğü günlerden geçiyoruz.
Zaman ‘unutmayanların’, ‘diş bileyenlerin’ yelkenine rüzgar basıyor. Gün onlardan yana. ‘Kin’, ‘nefret’, ‘intikam’ duyguları daha körpe bebeyken ekilmiş beyinlerine.
“Ayrıcalıklarımız elimizden alındı”  diyemeyince, ‘ayak oyunlarına’ başvurmuşlar. Zulüm gördüklerinden, ezildiklerinden, sürüldüklerinden dem vurmuşlar.
Bilen bilir ki, Boğaz’ın iki yakasından, Suadiye’ye, oradan karşı kıyıya Menekşe’ye kadar en en havadar muhitlerde ‘ihanet kontenjanları’ vardır bu asalak sürüsünün.
Bir ‘post’ yahut bir ‘kan’ bağı, her daim gündemde kalmalarına, ‘yedi cetlerini’ kurtarmalarına yeter.
İki lafı yan yana getiremeyecek olanları bile kimi zaman İngiliz, kimi zaman Alman sefirleri tarafından ağırlanır, ‘nişana’ boğulur, sırtı sıvazlanır.
Uşaklığa elverişlidirler. ‘Eğitilip bükülmekte’, ‘şekilden şekile girmekte’mahir oldukları için her devirde işlerini tıkır tıkır yürütürler.
‘İhanet’ en belirgin vasıflarıdır. ‘Satmak’, ‘sırtından bıçaklamak’ için her yolu mubah görürler.
‘Dağdakiler’ ile, ‘Boğaz’dakilerin tek farkı, ihanet için kullandıkları silahların ayrı olmasıdır.

***


Dağdaki, konumu gereği dilinin altındaki baklayı hemen çıkarır. Hatta kafa tutar, tehdit eder:
- “Demokratik özerklikten vazgeçmeyiz.”
Bağdaki, yahut Boğaz’daki ise ‘iktidarın kucağında’ olmanın hassasiyetiyle daha dikkatli bir dil kullanır:
- “Tamam özerkliği de tartışalım da, ilan etmenin şimdi zamanı değil. Her şey aşama aşama.”
İktidar, ‘dağdakine’ karşı ‘bağdakini’ hırlatıyor. Eğer buna rağmen dağdakinin sesi yine de baskın çıkıyorsa, ‘ithal bezirganlar’ aramaya başlıyor.
Mesela, şu ‘kedisi bile olmayan’, acınacak haldeki Kemal Burkay adlı zat.
İşbirlikçi medya tarafından “Kürt siyasetçi” olarak vasıflandırılan bu zat, ‘ülkenin felaha kavuşması için’ bir anda bel bağlanılan ‘kahraman’ olup çıkıveriyor.
Sırada ‘başkaları’ da var. Bugün yarın onlar da ‘şatafatlı törenlerle’, ‘beylik laflarla’ karşılanır el üstünde tutulurlar.
İmralı canisine, Kandil’deki eli kanlı katillere hırlayacak, iktidara şirin görünmekle birlikte, ‘Kürtçü yanlarını’ hafiften afişe edecek yığınla isim lazım.

***


İktidarın en belirgin özelliklerinden biri, hemen her konuda ‘mayın eşekleri’ üzerinden işini görmesidir.
Bürokrasideki örnekleri saymakla bitmez.
En tepeye bir ‘liboş’ yahut ‘sosyalist’, o da olmadı ‘ülkücü eskisi’ atayıp, bir kaç yıl ‘ara eleman’ olarak orada tutuyorlar. ‘Alttaki adamları’ işi öğrenince de, ‘tepedekinin’ ensesine şamarı patlatıyorlar.
Aynı taktik, ‘diğer alanlarda’da şaşmaz bir biçimde uygulanıyor.
Misal, şu son Kemal Burkay olayı. Bütün dava, kontrol dışı ve aceleci bölücü cepheye karşı ‘yeni bir mevzi’ açmak. ‘Kanı durduracak’ cesur adımlar yerine, ‘laf ebeliğiyle’ zaman kazanmak.
Tabii insan ister istemez merak ediyor:
Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ile 3 Kuvvet Komutanı’nın istifalarının ardından, TSK’da neler olacak?
Hani yancıların hararetle savunduğu  “Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanına bağlı bir memurdur” tezi var ya.
Acaba son 8-10 yılda ‘o teze uygun’ yeni isimler hazırlandı mı, ‘vakit’ geldi mi? Yoksa şimdilik, ‘ara eleman’ ile mi idare edilecek?

***


Türkiye, çok zor bir memleket. 
‘Keçi yollarının’, ‘sarp yamaçların’, ‘mayın tarlalarının’ alabildiğine fazla olduğu bir coğrafya. ‘Her şeyi ince ince hesap etmeden’ yola çıkmak, faydadan çok zarar getirebilir.
Kimileri ‘dört nala’ yol aldığına göre, ya sırtları ‘sağlam bir yere’ dayanmış, ya da ‘mayın eşeklerine’ çok güveniyorlar.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş