Arap Atasözü: Men dakka dukka!

A+A-

Önceki gece (03.07.2013, Çarşamba) Tahrir Meydanı’nda gösteriler sürerken “ORDU YÖNETİME EL KOYDU!”
“Bizim çocuklar” her yerde.
1980’de Türkiye’de, 2013’te Mısır’da.
Arkalarında ABD var.
ABD, AKP iktidarı döneminde, çeşitli tertiplerle Türk Ordusu’na “darbe yapacaklardı” diye operasyonlar düzenletiyor, zindanlara tıkıyor.
Mısır’da ise, meydanlarda toplanan kitlelerin arkasına gizlenerek darbe yaptırıyor!
Bizim çocuklar, sizin çocuklar ve onların çocukları..

 

      

 

Türkiye, 12 Eylül 1980         Mısır, 03 Temmuz 2013

 

*

 

Zaman değişiyor, koşullar değişiyor, çıkarlar değişiyor.
Oynak bir sistem var. Çok kaygan.
Böyle olunca da, tek bir olaya bakarak, her olayda geçerli olacak bir yorum yapılamıyor.
Yani, “siyasetin değişmeyen bir fizik yasası” yok!..
Acaba, Arapça’daki “Men dakka dukka” denen, “eden bulur” gerçeği, siyasetin değişmeyen fizik yasası sayılabilir mi?
Değişmeyen bir çark, döngü olarak..
Bu sözü, bizim başbakan da sık sık kullanıyordu. Kime karşı?
CHP’ye karşı, Suriye’de Beşşar Esad’a karşı, vs.

 


*

 

 

ABD ve İngiltere’ye yakın, genç Genelkurmay Başkanı El-Sisi, Mısır’da yönetime el koyduktan sonra, Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur’u geçici cumhurbaşkanlığına atadı.
Bu, Mısır’ın İslâmiyet sonrası 1.400 yıllık tarihinde bir ilk.
Çünkü, Mansur bir Hıristiyan.
“Müslüman Kardeşler”den sonra bir “Hıristiyan kardeş!”
(Darbeye karşıyım ama, Hıristiyan olmayı eleştirmiyorum.)
Bu siyasal gerçeği vurguladıktan sonra, demografik gerçeği de söylemeliyiz: Yaklaşık olarak, 82 milyonluk Mısır nüfusunun 12 milyonu Hıristiyanlardan oluşuyor.

 


*

 


Gelelim Türkiye’ye.
Mısır’da olanlarla ilgili AKP zihniyeti diyor ki:
“Seçimle gelen seçimle gider. Mursi seçimle geldi.”
Ee, apar topar devirdikleri Hüsnü Mübarek de sürekli seçimle geliyordu. Son seçimi de kazanmasına rağmen devrilmemiş miydi?
Mübarek’in kazandığı seçim mübarek değil de, Mursi’nin kazandığı seçim mi mübarek?
Diktatör dedikleri Kenan Evren’in yüzde 92’yle kazandığı seçim mi mübarek?
Bunlar için demokrasi de, seçim de, sandık da, faso-fiso!
Hatırlayın lütfen.
KKTC’de Denktaş yaşarken yapılan Annan (AB) referandumu ve seçimler için hep birlikte “Denktaş kazanırsa kabul etmeyiz” demişlerdi.
Kayıtlarda duruyor.
Allah’tan Rum tarafı “hayır” dedi de, skandallar önlendi!.
Seçim kazanan Denktaş’a bile neler yapmışlardı, neler? Ne aşağılamalar, hor görmeler, itibarsızlaştırmalar..
Bırakın İslâmiyet’i, insan olanın karşı çıkacağı taktikler.

 


*

 


Bizimkilerin bugün darbeye karşıymış gibi görünmeleri ne kadar gerçeği yansıtıyor?
Darbeye karşı görünmeleri, kendilerine “mağduriyet” çıkarabilmek için.
Darbe karşıtlığının, posasını çıkarana kadar propagandasını yaparlar, ama darbecileri desteklerler.
Bakınız, Mübarek, askerler tarafından devrilirken bizim Cumhurbaşkanı A. Gül ne demişti:
“Mısır halkının onuru zedelenmişti... Mısır ordusu kardeş kanı dökülmesini önlemekle büyük bir katkı yaptı.” (Tahran yolunda, Şubat 2011)
Gül, 1 ay sonra da Kahire’ye koşarak giden ilk devlet adamı oldu!..
Aynı, Abdullah Gül, “darbeci” diye hesap sordukları Kenan Evren’i Çankaya Köşkü’nde ağırlarken; Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Evren’le birlikte okul açılışlarına katılmıştı.

 


*

 


Takiyye Arapça’da “inandığının aksini söylemek” olarak tanımlanıyor.
Buna “Müdara” da deniyormuş. İnancını, görüşünü, partisini, grubunu, gittiği yolu saklamak..
Bir İslam sitesinde şöyle deniyor:
“Onun için eskiden zehebini, zihabını ve mezhebini gizli tut derlerdi.
Yani paranı, dini inancını, siyasi görüşünü, grubunu gizli tut demektir.”
Nereye kadar?..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları