Arap Baharı’nın rüzgarı -3-

A+A-
Ümit ÖZDAĞ

Tunus’ta bir seyyar satıcının kendisini ateşe vermesi ile başlayan  “Arap Baharı”nın bu aşamada bir dış müdahale veya kurgu olmadığını söylemek mümkündür. Ancak olayların, Mısır, Libya ve Suriye’ye sıçrama ve yayılma süreçlerinde ABD’nin gelişmeleri bilinçli bir şekilde yönlendirmeye çalışmadığını söylemek çok zordur. Üstelik, Org. Clark’ın açıklamalarının çok açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi ABD’nin bu ülkeler ile ilgili çalışmalarının kökleri 2001 Eylül-Kasım’ına kadar geri gitmektedir. Bu da Org. Clark’ın bildiği kısmıdır. Amerikalı sistem dışı dış politika analizcilerinden F. William Engdahl, ABD’nin Arap coğrafyasında “Arap baharı” sürecinde uyguladığı politikaya “yaratıcı tahrip” adının verildiğini ileri sürmektedir. (F. William Engdahl, Egypt’s Revolution: Creative Destruction for a Greater Middle East?)
Mısır’da Mübarek’i devirmek için gösterilerin devam ettiği bir sırada Mısır Genelkurmay Başkanı Sami Hafez İnan’ın Washington’da olduğunu belirten Engdahl, internet üzerinden Mübarek’e karşı etkili bir mücadele sürdüren Müslüman Kardeşler üyelerinin de Amerikan askeri istihbaratı tarafından eğitildiğini iddia etmektedir. Üstelik Engdahl’a göre Müslüman Kardeşler-ABD işbirliğinin kökleri Nasır’a karşı ortak muhalefete kadar geri gitmektedir.(age, s.3)
Engdahl’ın bu açıklaması Libya’da NATO’nun El Kaide militanları ile Kaddafi’ye karşı işbirliği yaptıklarını düşündürür ise ABD-Müslüman Kardeşler işbirliğini çok şaşırtıcı olarak görmemek gerekmektedir.[1] Gerek Libya’da gerek Mısır’da her iki taraf da Mübarek/Kaddafi’nin aşılması sonrasında zemini gerekir ise çatışarak kendi lehlerine düzenleme peşindedirler.
Engdahl, Mısır’daki ayaklanmanın Gürcistan ve Ukrayna’daki Turuncu Devrimlerin izlerini taşıdığını ileri sürmektedir. Engdahl, Mısır’da Müslüman kardeşler ile bağlantılı ve Mübarek’e karşı isyanda önemli bir rol oynayan “Kefaya” (Yeter) hareketi ile Gürcistan’da 2003 Turuncu Devriminde rol alan Kmar (Yeter) hareketinin isim benzerliklerinin tesadüf olmadığını ileri sürmektedir. (F. William Engdahl, Egypt’s Revolution:Creative Destruction for a Greater Middle East? s.4)
Engdahl, “Kefaya” hareketi ile ilgili olarak Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından desteklenen düşünce kuruluşu RAND’a 2008 yılında Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı-Birleşik Komutanlık, Deniz Kuvvetleri, Deniz Piyadesi ve askeri istihbaratın sponsorluğu ile “The Kefaya Movement: A Case Study of a Grossroots Reform Iniative” adlı bir çalışmanın yaptırılmış olmasını tesadüf olarak görmemektedir. Bu çalışmada Amerikan hükümetine Orta Doğu’da muhalif hareketlerin enformasyon teknolojileri konusunda eğitilmesine destek verilmesi önerilmektedir.
Engdahl, uluslararası ilişkiler camiasında muhalif bir isim olarak bilinmektedir. Bundan dolayı tespitleri olgular üzerinden olmasa da kişiliği üzerinden eleştirilebilir. Ancak İngiliz diplomat, Alastair Crooke için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Crooke, AB Dışişleri temsilcisi Javier Solana’nın eski danışmanı ve Conflicts Forum’un kurucusu direktörüdür.
Crooke’un Asia Times’ta yayınlanan 15 Temmuz 2011 tarihli analizi Suriye’de yaşanan ayaklanma ile ilgili oldukça ilginç ve Engdahl’i doğrulayan saptamalarda bulunmaktadır. ABD hükümeti ve diğer yabancı kaynaklar tarafından finanse edilen sürgündeki gruplardır. ABD’nin Şam Büyükelçiliğinde yapılan bazı yazışmalara göre bu gruplardan çoğu ve bunlara bağlı TV kanalları ABD Dışişleri Bakanlığı ve ABD merkezli vakıflardan on milyonlarca dolar yardım yanında eğitim ve teknik destek almaktadırlar.
ABD ile işbirliği yapan bu gruplar Selefi isyancıları Suriye’ye karşı kullanmayı düşünmektedirler. Suriye’deki Selefi grupların büyük bir bölümü El Kaide bağlantılıdır. Bu gruplar Irak Savaşı sonrasında Irak’ta Amerikan Ordusu ve şii partilere karşı savaşmışlardır. Etkileyici bir iç savaş deneyimi olan bu gruplar Irak’taki çatışmaların durması sonrasında Suriye’ye geri dönmüşlerdir. Plana göre bir Selefi isyanı Suriye hükümetinden büyük bir tepki çekecek, bunun ardından da halkın büyük bir bölümü kutuplaşarak devlete karşı düşmanlık duymaya başlayacak, çıkacak iç savaşa Batı’nın müdahalesi kaçınılmaz hale gelecektir.
Org. Clark, F. William Engdahl ve Alastair Crooke’un söyledikleri bir arada değerlendirildiği zaman Orta Doğu’da uzun soluklu bir planın uygulandığı görülüyor. Clark’ın müdahale edilecek ülke olarak saymış olduğu Irak, Suriye, Lübnan, Libya, İran, Somali ve Sudan’da büyük ilerleme kaydedildiği görülmektedir. Irak işgal edilmiş ve fiilen parçalanmıştır. Lübnan, Suriye’nin etkisinden çıkarılmış ve İsrail tarafından 2005’te işgal edilmek istenmiştir. Sudan, Güney ve Kuzey olarak ikiye bölünmüştür. Libya’da NATO’nun muhalefeti desteklediği bir iç savaş sonrasında Kaddafi rejimi devrilmiştir. Suriye’de Batı destekli isyan yayılmaktadır. İran ise kuşatılmaktadır. Demek ki plan işlemektedir.

[1] NATO-El Kaide işbirliği konusunda bkz. The “Liberation” of Libya: NATO Special Forces and Al Qaeda Join Hands “Former Terrorists” Join the “Pro-democracy” Bandwagon by Prof. Michel Chossudovsky,www.globalresearch.com

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları