Arap jeopolitiğinde son gelişmeler ve İsrail

Özcan YENİÇERİ

Tunus’ta başlayan ve dalgalar halinde Bahreyn, Mısır, Yemen ve Libya’ya yayılan Arap ayaklanmasından en fazla rahatsızlık duyan İsrail olmuştur. Nitekim Batılı güçlerin tarih boyunca Orta Doğu’daki Arap/İslam halkları aleyhine ve İsrail (Batı) lehine oluşturdukları statükonun sürdürülemez olduğunu, son Arap isyanları ortaya koymuştur. Arap ülkelerinin despotik rejimleriyle ABD ve İsrail’in oluşturduğu ilişkileri, son isyanlar kökten değiştirebilirdi. Bu nedenle İsrail, isyanların aleyhine oluşturacağı hassasiyeti bildiğinden uzun süre açıktan konuyla ilgili görüş beyan etmekten kaçınmıştır.


Bahreyn çok önemli!
Arap halkının ayaklanmak suretiyle Mısır ve Tunus’ta sonuç alması önemlidir. Ancak Bahreyn’de ayaklanma ile sonuç alınması çok daha stratejiktir. Zira Bahreyn’de nüfusun çoğunluğunun Şii olması, durumu hem Sünni Arap rejimleri, hem İran, hem de İsrail açısından nazik kılmaktadır. Bu yüzden diğer ülkelerde meydana gelen ayaklanmalar sırasında konuyu dikkatle izleyenler,  Bahreyn söz konusu olunca oraya müdahale etmekte tereddüt etmemişlerdir.
Bahreyn’de şiddetlenen gösterilerde yetersiz kalan polis, başkentteki İnci Meydanı’nı tamamen göstericilere bırakmıştı. Durumun kontrolden çıkması üzerine Körfez İşbirliği Konseyi’ne başvuran Bahreyn yönetimi, ülkeye asker gönderilmesini istedi.
Bunun üzerine Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinden yaklaşık bin asker, Bahreyn’e girdi. Yabancı askerlerin gelişini ‘işgal’ olarak nitelendiren muhalefet, bu adımın ülkeyi savaşın eşiğine getirdiğini belirtti. Bahreyn’e yabancı askerlerin girişi, son aylarda Arap dünyasını alt üst eden halk ayaklanmalarına karşı ilk yabancı askeri müdahale özelliği taşıyor.
Bahreyn’in bu tür bir ayaklanma ile Şii bir yönetim altına girmesi körfezdeki hatta Suudi Arabistan’daki Şii kitleleri de harekete geçirebilecekti. Bu nedenle Körfez İşbirliği Konseyi, alelacele Bahreyn’e müdahale kararı aldı.
Gelişmeler üzerine İran Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü, “Yabancı güçlerin Bahreyn’deki varlığı ve bu ülkenin iç işlerine karışması kabul edilemez. Bu durum sorunu daha da karmaşık ve zor hale getirecektir” şeklinde bir açıklama yaptı. Bölgede yeni yaşanan gelişmeler İran’ın bölgeye nüfuz aktarmasına neden olacağı Bahreyn’e müdahale özünde İran’a mesaj niteliğindedir.


İsrail Akdeniz’de varım mesajı veriyor!
Hiç kuşkusuz Bahreyn’e müdahale en çok İsrail’in arzuladığı bir olguydu. Arap jeopolitiği yeniden şekillenirken İsrail gelişmeleri kendi lehine yönlendirme gayreti içine girmiştir. Gücü sayesinde var olacağını düşünen İsrail “bölgede varım ve güçlüyüm”  operasyonlarına aralıksız devam ediyor.
Bu bağlamda İsrail donanması, Mersin limanına uğrayan bir gemiyi Akdeniz’de durdurdu. Suriye’den yola çıktığı belirtilen gemide, Gazze’ye gideceği belirtilen tonlarca silah ve patlayıcı madde bulunduğu açıklandı. Mersin bağlantısı üzerine İsrail, “geminin Türkiye’yle hiçbir ilgisi yok” açıklamasını yaptı.
İşin ilginç yanı, Lazkiye limanından yola çıktığı belirtilen geminin, Mısır’dan geçmeden Mersin limanına uğraması akla Mavi Marmara baskınını getirmektedir. Türkiye Dışişleri yetkililerinden ise konuyla ilgili olarak  “biz de araştırıyoruz” türünden bir açıklama geldi.Tunus ve Mısır’da meydana gelen rejim değişikliklerini kaygı ve dikkatle izleyen İsrail, bölgedeki duruma vaz’iyet etmekten geri durmamaktadır.
Arap jeopolitğinde meydana gelen ayaklanmalar, askeri müdahaleler ve işgaller aslında bir bütünün parçalarıdır. Bölgede geçici olarak bozulan ABD/İsrail yanlısı rejim dengesi, yeniden güç kullanarak ve ekonomik katkı verilerek sağlanmaya çalışılmaktadır. İşin hazin yanı da kendisini Orta Doğu’yu biçimlendiren aktör konumunda gören Tayyip Erdoğan’ın, bölgede oynanan oyunda rolünün hiç olmamasıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş