Arena "er" meydanı

A+A-
Altemur KILIÇ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Seyrantepe’de -anlaşılan, sözde, Galatasaray Kulübünün, “Ali Sami Yen” Spor Kompleksinin- “Türktelekom Galatasaray Arenasının” açılışında ıslıklandı, yuhalandı... Hoş bir olay değil. Ne var ki, günümüzde her ülkede politikacılar, Başbakanlar, Cumhurbaşkanları, bu gibi hareketlere maruz kalıyorlar, yumurta, pabuç, hatta yumruk yiyorlar... Şükürler olsun ki, Erdoğan’a yumruk, yumurta atılmadı!
Evet; olay hiç de hoş değildi, ama Başbakanın tepkileri, sonra da söyledikleri de hiç yakışık almadı; mutadı veçhile fazla aşırı ve öfkeli oldu... Anlaşılıyor ki Erdoğan’ın intikamı, kötü olacak. Galatasaraylı taraftarlardan öcünü, Galatasaray Kulübünü cezalandırarak alacak... Erdoğan söyledi, meğer Galatasaray Kulübü, bu komplekse tek kuruş harcamamış... “Padişahın” lutfu imiş... Ve şimdi  “kompleksin”, Erdoğan’ın talimatıyla  “Olimpiyat kompleksine” dönüştürülmesi söz konusu! Kılıf hazır! Öyle ya, “Vermeden almak” Allah’a mahsus ise  “verip sonra geri almak da” Padişahlara mahsustur!
Hemen şunu da söylemeliyim, Galatasaray Başkanı Adnan Polat’ın, herhalde Başbakan’dan kulüp adına özür dilemesi gerekiyordu ama özrün dozu kaçtı “kabahati” çok büyük oldu! Erdoğan, olayın “organize kışkırtma” olduğunu iddia etti. Yalakalar “Ergenekon işi” diyorlar. Bu kadar büyük organizasyonu yapmak, AKP’nin maharetidir... Orada bulunanlar söylüyor... Yuhalar ve ıslıklar, “kendiliğinden” idi ve Erdoğan’a karşı, sadece Galatasaraylıların, orada bulunanların değil, ülkede her kesimde artan, “Biz ne dersek o olacak, herkes emre uyacak, kimseyi takmayız” şeklindeki, “padişahça” hareketlere karşı, tepkilerdi. Erdoğan’ın bu konudaki “öfke rüzgârları”, biçtiği arkası da gelecek “fırtınaların”  işaretidir!

Seçim öncesi
“Fırtınanın” zemini de hazır. Ülkenin şu hallerine bakın; sadece, Güneydoğu’da değil, ülkenin her yanında yöresinde şiddet eylemleri, arbedeler, çatışmalar, tutuklamalar var... Kibrit çakılsa patlayacak.
Seçim arifesinde tansiyon, muhakkak çok daha artacak. Çakmaklar hazır. Sular, kaynama derecesini geçtikçe, kazanlar kaynatıldıkça, Erdoğan’ın da kanı kaynıyor ve de galiba, “suyu” kaynıyor! Nasıl kaynamasın ki liboşlar, yanaşmalar, yalakalar da artık ona karşı dönüyorlar. O da öfkelendikçe, taraftar yanaşmaları kaybetmekte! Destekçilerinden Altanları kaybetmiş... Ahmet Altan aleyhinde dava açmış. “Korkusuz kaptan”, bir müsademe rotasında böyle pervasızca devam ederse, hayra alamet değil! Frenkçede bir söz vardır,  “Adamın eline, yeteri kadar halat verin, kendi kendisini asar” derler... Erdoğan da kızdıkça, kendi kuyusunu kazıyor gibi! Danışmanları da ateşe körükle gitmeseler, cesaret etseler, onu uyarsalar, itidal tavsiye etseler!
Zaten “politikacıyı”, “devlet adamından” ayıran da soğukkanlılık, tenkitlere tahammül ve “konuşma tarzıdır”! Fakat Erdoğan’ın gerçek yapısı, “kırmızı mintan” gibi, “yakasından-yeninden” seğirtiyor.
Çok muhtemeldir ki “Seyrantepe” artık “Aslantepe” olamayacak... Erdoğan  “âlemi” seyretmeye, “âlem” de onu ibretle seyretmeye devam edecek! 

Başka bir stat olayı
Yakın tarihimizde, 1937 yılında, Atatürk’ün İsmet Paşa ile yollarını ayırdığında İsmet Paşa başbakanlıktan istifa ettikten 5 gün sonra Ankara 19 Mayıs stadında yaşanan bir olay. Tarih, 30 Ekim 1937. İsmet Paşa futbol maçına gitmiş. Seyirciler lehinde tezahürat yapmışlar. Ve zımnen Atatürk’ü protesto etmişlerdi. Bu, “organize” bir olay mıydı? O günleri yaşayan babam Kılıç Ali’nin yazdıklarına göre, Paşa habersizdi ama taraftarlarının organizasyonu. İsmet Paşa, bu “organizasyondan” hiç hoşlanmamış, hemen oğulları ve Kazım Paşanın (Özalp) oğlu Teoman Özalp’la süratle stadyumdan ayrılmıştı... Ve en önemlisi gerek Atatürk, gerek Paşa bu “nahoş” olayı ne hiddet, ne de siyaset malzemesi, tartışma konusu yapmışlardı... Bu, “Devlet Adamlığı” idi!

KİŞİSEL:
Ben, ailece Galatasaraylıyım. Özellikle, ağabeyim “Baba” Gündüz Kılıç’tan dolayı! “Seyrantepe”nin, “Aslantepe” olması ve öyle kalması, beni çok mutlu edecekti. İnşallah, bütün Galatasaray camiası gibi mutlu oluruz. Ama “Padişah sayesinde” değil!

BİR ACI: Türkiye’de modern reklamcılığın babası, öncüsü ve “ne mutlu ki Türküm” diyen, Eli Acıman vefat etti. Dergi yayınlarken, bana çok yardımları olmuştu. Toprağı bol olsun. Yolunda devam eden ailesine sabırlar dilerim!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları