Arınç vak'ası

Altemur KILIÇ

Eski TBMM Başkanı, şimdi Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında, en doğru teşhisi, ben, 2002’de koymuştum:  “Hudutsuz emelleri, ihtirası olan bir politikacı olduğunu” , bir soru üzerine, zamanın  “Habertürk”  televizyonuna söylemiştim...
AKP’nin, 2002 Genel Seçimindeki, büyük  “zaferinden”  hemen sonra, havaalanına TBMM Başkanı olarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i karşılamaya,  türbanlı eşi ile gitmesi  “olay” olmuştu... Bu gibi  “olaylar”  çoktan olay olmaktan çıktı,  “ahvali adiyeden”  oldu. Nereden nereye getirildiğimizin küçük, fakat anlamı büyük bir göstergesi!

Ne inciler dökecek?
Asıl konumuza dönelim:  “Havaalanı olayı”  medyada manşet olmuştu. Ben o sırada, Türkiye gazetesinde yazıyordum.  “Habertürk’ten” , telefonla yorumumu istediler, ben de;  “Bu zat büyük emeller peşinde... İleride çok tehlikeli olacak”  dedim ve işte haklı çıktım.
TBMM Başkanlığındaki tutumu ve icraatı; sivri çıkışları, ne kadar tarafsız (!), daha doğrusu hangi ’tarafta’olduğunu göstermişti... Şimdi Başbakan Yardımcısı, fakat muhakkak gözü, daha yukarılarda; Çankaya’da, olmazsa, Başbakanlıkta! Gül’ün ve Erdoğan’ın, ondan pek hoşnut olduklarını sanmıyorum!
Son zamanlarda ortamı müsait buldu, saldırıya geçti. Hedefleri, Ordu ve Yargı...
Arınç son günlerde, Ardahan’ın Damal ilçesinde her yıl dağlara düşen Atatürk siluetini görmek için toplanan insanlarla  “Allah size akıl fikir versin”  diyerek alay ediyor. Çünkü onda zerre kadar Atatürk sevgisi yok’!
Ve bu aynı Arınç, AKP Genel Merkezi’ndeki bayramlaşmada,  “yine bombayı patlatmış” ; demiş ki:  “Bayramdan sonra ne Danıştay kalacak ne de Arınç. Sert, yumuşak bir şeyler söyleyeceğim!” 
Heyecanla bekliyoruz! Bülent Bey,  “mülayim”  de olsa, sert çıkınca bakalım neler karıştıracak, ne inciler dökecek?
2002’deki kanaatimde ısrar ediyorum; Bülent Arınç tehlikeli, hudutsuz ihtiras sahibi bir politikacı. Ülkenin bu zaten karmaşık, karmakarışık durumunu, büsbütün karıştıracak!

Kördüğümü ülke
Ülke öylesine bir arapsaçına döndü, kördüğümü oldu ki, iplerin ucunun, kimlerin elinde olduğu  “neyin” ne olduğunu, nasıl başladığını, kötülerin kimler, iyilerin kimler olduğunu, bilemiyoruz... Daha doğrusu ben çok iyi biliyorum, başka bilenler de var, ama milletin kafası, hiç bir zaman bu kadar karıştırılmamış, gençlerimizin dimağları hiç bu kadar yıkanmamıştı!
Dikkat edin; kafaları durmadan karıştıran bu adamlar, kadınlar aynı çukurda, buluşuyorlar. Bölücülükten ordu düşmanlığına, AB uşaklığına kadar aynı konuları işliyorlar... Ve bizler sessiz ve yetersiz savunmada kaldıkça da, gittikçe azıtıyorlar!
Bu  “Kördüğümünü” kim nasıl kesecek... Kesilse bile, izleri, nasıl silinecek, bıraktıkları pislikler nasıl temizlenecek... Herkül nerede?
Bunlar, bayram ertesinde, Arınç gibilerin daha neler yapacaklarını beklerken, benim korkularım... Ama gene de içimden İstiklal Marşının mısraları geçiyor:  “Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın/ Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın” !
Belki de yaşımın gereği, aşırı duygusallık! Ancak Kurtuluş Savaşı da en karanlık günler sonunda böylesine  “duygusallıkla” kazanılmıştı...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş