Arınç'ın narası

Yavuz Selim DEMİRAĞ

“Ne Danıştay kalacak ne de Arınç” diye iddialı bir laf eden Başbakan Yardımcısı Arınç şaşırtmaya devam ediyor. “Sert, yumuşak Bülent Arınç bir şeyler söyleyecek” Ama ne söyleyecek? Bundan güzel kamuoyunu beklentiye sokma ve yönlendirme olur mu? Doğrusu Arınç kendisine biçilen gömleği iyi giymiş, rolünü güzel oynuyor. Hızla tabanı kaymakta olan AKP’nin geri gidişine yalnız başına set oluşturuyor. Gömleğini çıkarmış olan milli görüşçülerin bile gazını alıyor. Hakkını da teslim etmek lazım. Arınç türü siyasetçiler aslında her partiye lazım.
Madem Arınç’ın hakkını teslim ediyoruz biraz daha gerilere gidelim. Necmettin Erbakan’ın mahkeme kararıyla Ankara’da oda başkanlığından zorla alındığı günde Bülent Arınç hocanın yanı başındaydı. Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet çizgisinde eksiksiz görev yaptı. Bugün bile her fırsatta saygıda kusur etmeyerek elini öptüğü Erbakan’dan çok şey öğrendi. Hoca’nın “Kanlı mı olacak kansız mı ?” sözlerini sarf ettiğinde de yanındaydı. 28 Şubat sürecinde sesini yükseltmeyen Arınç’ın bugün yüksek perdeden salvolarının sebebi hikmetini şöyle bir araştıralım dedik.
AKP’yi kuran dörtlü saç ayağından Abdüllatif Şener’in ayrılmasından sonra masa topal kalınca Erdoğan 5 yıl TBMM Başkanlığı’nda tuttuğu Arınç’a nasıl da ihtiyaç duyduğunu geç de olsa fark etti. Abdullah Gül’ün köşke çıkışıyla topal masanın dengede durması mümkün görünmezken parti masasını Arınç’ın sırtına yüklemek zorunda kaldı.
Numan Kurtulmuş’un heyecan ve hareket getirdiği Saadet Partisi’nin önünü kesme görevi de Arınç’a verildiği için başta askeriye ve hükümet arasında gerginlik olmak üzere İmam Hatip meselesi de Arınç’a ihale edilenlerin arasına girdi.
Bunca yükü gönüllü aldıysa aşk olsun demekten öteye bir şey söylenmez ama Arınç sırf Abdüllatif Şener gibi gidişattan memnun değil de sessizce çekip gitmektense radikal bir çıkış yapıp tarihe geçmek istiyorsa güzel bir fırsat yakaladı demektir.
Ankara kulislerinde söylenen bu seçeneklerin çoğunun samimi olmadığı kanaatimi belirterek bilinen bir fırkayı hatırlatayım.
Mahallenin birinde bitirim bir adam kafayı çekip her gün “Heyt ulan var mı bana yan bakan” naralarını savurur, semt sakinleri de sesini çıkarmazmış. Fıkra bu ya günün birinde kahvehanede aynı narayı patlatıp canları sıktığında iri kıyım delikanlının biri dayanamayıp “Varım ulan” diye çıkışmış. Bitirim bakmış ki vaziyet kötü. Ama raconu da elden bırakmak olmuyor. Bu defa “Heyt ulan var mı beyim ile bana yan bakan” narasını atmış.
Dedik ya fıkra bu. Bakalım Arınç ne laf edecek de ortada ne Danıştay ne de Arınç kalacak. Merakla bekliyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş