Arınç'tan Bahçeli'ye övgüler!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı geçtiğimiz günlerde NTV’de gazeteci Murat Akgün’ün sorularını cevaplarken Bahçeli’ye bir inceden dalıverdi!.. Arınç, aynı zamanda son derece zeki bir siyaset erbabıdır, konuşma sanatının uzmanıdır... O anda onu dinlerken, Bahçeli’yi açık düşürdüğünü değil, “övdüğünü” duyuyorduk ama...
Anlayana, o istediği mesajı veriyordu!..
Şöyle diyordu; “Devlet bey bağrına taş basarak , ’olur’ dedi ve doğrusunu yaptı, Türkiye’nin önünü açtı..” Arınç “neyi” anlatıyordu?!.
57. Hükümet icraatlarını.. Ecevit-Mesut Yılmaz-Bahçeli koalisyonu döneminde AB tarafından dayatılan teslimiyet yasalarına atılan imzaları.. Arınç o günleri hatırlatıyor, “Mesut Yılmaz’ın getirdiği yasaları, Bahçeli bağrına taş basarak imzaladı.. İyi de etti, Türkiye’nin önünü açtı!.. Biz o zaman karşı çıkıyorduk bu kabullere ama yanlış yapıyormuşuz!.. Doğrusunu Bahçeli yaptı!.. 36 yasa sayesinde kabul edildi..” diyordu!..
İnsan hafızası malum, unutur.. AB’ye teslimiyet Mesut Yılmaz’ın öncülüğünde açılan kapıdan başladı.. (Bugün Mesut ve o ekip ulusalcıdır haa!..) Kafile malum 57. Hükümet... Karşı çıkanlar... Bugün iktidarda olan zevat o günlerde “millicidir” en milli sözcü kim?.. Abdullah Gül.. Yeniçağ birkaç kez o dönemde Abdullah Gül’ün TBMM konuşmalarını yayınladı.. Hepsi muhteşem, tümü emperyalizmin milli değerlere saldırısını işaret eder biçimde... Nereden nereye, bugün vaziyet 360 derece!..
Sözün özü... Arınç, şu sıralar  “dağa çıkmaktan” falan bahseden Bahçeli’yi “Bırak bu işleri, kapıyı açan sen değil misin?!”  diye hafiften, nazikçe yoklayıverdi.. Hem de “Biz o zaman bilemedik, bu açılımları sen, bağrına taş basarak da olsa başlattın bravo!..”  diye dalgasını da geçerek!..
Peki biz bunu neden yazdık?!.
Bir takım milliyetçi kardeş sapla samanı karıştırıyorlar, Bahçeli yandaşlığı ile milli hasleti savunmayı aynı iş zannediyorlar.. Türkiye’nin bu günkü hal ve vaziyeti içinde, hiçbir şekilde kapıkulluğuna, amigoluğa, yandaşlığa mahal yoktur.. Sağduyu, neyin ne olduğunun farkında olmak, doğru yerde, doğru harekette olmak gerekir...
Ülkemizin içinde bulunduğu vaziyetin içerisinde, MHP’nin en azından bir oksijen tüpü olmak gibi zorunluluğu vardır... Bu hassasiyet, CHP’nin gösterdiği cevvaliyet neden MHP’de yok diye sorgulayamayacak mıyız?!. Görünen köy lider tutumudur.. Partinin başındaki bey, kendi ikbalinin gerektiği zaman ve mekanlarda ortaya çıkıyor, sözde esip gürlüyor, yaz yağmuru gibi geçiyor!.. Siyasetçi böyle yapabilir ama, MHP’ye oy verenlerin bu durumu görmezden gelmeleri beklenmemeli..
Bunları yazdık diye Yeniçağ’ı arayan “Bahçeli aleyhine yazmayın, görmezden gelin” diyenler olmuş... Bu yazıyı bu yüzden yazdım, arif olana!.. Titreyip kendine dönmek isteyene..!

 

Van’dan gelen mektup..
Bu haftanın okuyucu mektuplarına geçelim.. Van’da artık giderek daha çok varlığını hissettiren PKK çetesinin genişleyen icraat haberleri, çetenin yayın organlarında yer alıyor.. Bu arada, bir okuyucumun samimi satırları da fikir verme açısından önemli.. Bu mektup şöyle..  “Ben üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzun süre sonra yeniden memleketine yani Van’a dönmüş bir Türk genciyim... Eskişehir’de geçirdiğim üniversite yıllarımdan sonra buraya döndüğümde ne kadar farklı hissettiğimi anlatmam zor. Son günlerde gündemde olan ”Kürt açılımı“ ve bu açılıma yönelik toplantılar vs. beni bu konuda ve özellikle memleketimdeki durum konusunda gerçekten endişelendirmekte. Biz Van’da, Vanlı Türk arkadaşlarımla ara sıra bir araya gelip bu konular hakkında sohbetler ederiz ve maalesef devletimizin buradaki Türk nüfusunu artık görmezden geldiğini düşünmekteyiz. Düşünün, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bir ilde insanlar sizin sokaklarınızda sarı kırmızı yeşil bayraklarıyla hiç bir sorun yaşamadan fink atabilmekte, siz güvenliğiniz nedeniyle aynı şeyi yapamamaktasınız... Acaba sizce devlet buradaki Türk vatandaşlarından vaz mı geçti? Ben bir Türk genci olarak sosyal ortamı sadece cemaatlerden oluşan, ilkokul sınıflarında yüzde 80 Kürt çocuklarından oluşan ve aralarında Kürtçe konuşan bir ortamda çocuklarımı büyütmek istemem.. Acaba; yapılması düşünülen göçlerden sonra, buradaki Kürt nüfusun daha da artmasıyla önümüzdeki yıllarda bölgede yapılacak bir referandumla bu topraklarımızın kurulacak herhangi bir Kürt devletine teslim edilme olasılığı nedir sizce?”

Yazarın Diğer Yazıları