Aşağılık hainler, bakın bizi nasıl gammazlıyor?

İsrafil K.KUMBASAR

31 Ekim 2008 tarihinde bu köşede kaleme aldığımız “O kafanın dayattığı Atatürk’süz Mustafa” başlıklı yazıda, aynen şöyle diyorduk:
“Ülkede bir ‘değer’ daha alaşağı ediliyor.
Senaryosu Can Dündar tarafından kaleme alınan sözde belgesel film, güya Mustafa’nın ‘insani’tarafını ön plana çıkarıyor.
Ama Mustafa’yı ‘Atatürk’ten soyutluyor.
Sanki Atatürk hakkındaki saçmasapan iddiaların ‘tanıklar’ ve ‘belgeler’ ile ‘kayda geçirilmesi’ için gizli bir misyon üstleniyor.
Sanki Dr. Rıza Nur’a malzeme olan iddiaların ‘ete kemiğe’ bürünmesine kapı aralıyor.
‘Atatürk’, hümanist Mustafa ile yer değiştiriyor.
Tarih sahnesinden silinme tehlikesi ile karşı karşıya gelen bir milleti yeniden ayağa kaldıran Gazi, çok sinsi ve sistemli bir şekilde gelecek nesillerin gözünde silikleştiriliyor, sıradanlaştırılıyor.
Bu film, bugüne kadar Atatürk’e karşı gerçekleştirilmiş olan en büyük saldırıdır.”

* * *

Fincancı katırcılarını bir hayli rahatsız ettiği anlaşılan yazının Yeniçağ’da yayımlanmasından sonra, İngiltere’nin etkili gazetelerinden The Independent’in Türkiye temsilcisi Nicholas Birch, bizi aradı.
Neden böyle bir yazıyı kaleme alma gereği hissettiğimizi sordu.
Biz de kendisine şu karşılığı verdik:
- “Atatürk, tarihten silinmek üzere olan bir milleti yeniden ayağa kaldırdı. Ama bu filmde yaptıkları görmezden gelinip, özel hayatı çarpıtılıyor. İçkici, alemci, yalnız bir diktatör olarak gösteriliyor.”
Sonra da şu soruyu sorduk:
- “İngiltere’de de birtakım değerler var. Mesela Kraliçe Victoria ve Churchill. Siz bir İngiliz olarak, onların Mustafa filmindeki gibi gösterilmesini kabul eder miydiniz?”
7 Kasım 2008 tarihinde “Mustafa filmi, reel Atatürk portresi ile Türkiye’yi böldü” başlıklı bir haber hazırlayan Nicholas Birch, bizimle yaptığı görüşmede, ne söylediysek ‘herhangi bir yorum yapmadan’ aynen gazetesine yansıtmış.

* * *


Bu örnekten, nereye mi gelmek istiyoruz?
Bugüne kadar yabancı basında Türkiye hakkında çıkan haberleri, şöyle bir hatırlayın.
Demek ki yabancı gazeteciler yaptıkları haberleri ve yorumları ‘kendi kafalarından’ uydurmuyorlar.
Bazı kişileri arayıp ‘neler olup bittiğini’ anlamaya çalışıyorlar, ‘aldıkları bilgiler’ ışığında bir sonuca varıp, ona göre haber kurguluyorlar.
Türkiye aleyhinde çıkan haberlerin birçoğu da işte bu şekilde gelişiyor.
‘Tarafsız’ zannedilerek görüşlerine başvurulan bazı kişiler, ‘suret-i haktan’ görünerek, içlerindeki bütün kini ve nefreti kusuyorlar.
Olmayan şeyleri, ‘olmuş’ gibi gösteriyorlar.
Yabancı gazeteciler de, kendilerine anlatılanları ‘doğru’ zannedip aynen gazetelerine taşıyorlar.
Demek ki, yabancı basında yer alan yalan-yanlış haberlerin kaynağını, ‘yabancı’ gazetecilerde değil, onları yanlış yönlendiren ‘içimizdeki’ aşağılık hainlerde aramak gerekir.

* * *


Nicholas Birch, haberinde Yeniçağ gazetesinden bahsederken ‘ultra nationalist’, yani ‘aşırı milliyetçi’ sıfatını kullanmış.
Milliyetçiliğin öyle ‘ultrası’ veya ‘ligth’ı olmaz.
Kişi veya kurum ya milliyetçidir, ya da değildir.
Eminiz ki, Nicholas Birh, tarafsız zannettiği bazı dostlarına ‘Yeniçağ nasıl bir gazete?” diye sormuştur.
Onlar da “Aşırı milliyetçi” demişlerdir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş