Asıl sorun... Asıl engelleyenler

A+A-
Altemur KILIÇ

Sabahattin Önkibar kardeşim yazmış.  “...Engelli çocuklar Anıtkabir’e Atatürk’ü ziyarete götürülüyor... Kapıda bir anne tasnifi... Saçını örtenlere set, örtmeyenlere geç! Hayır, hayır, hayır! Hiç kimse bu fotoğrafı bana izah edemez... Atatürk’ü sevmenin ölçütü böyle bir şekilcilik olamaz.” Çok haklı; benim de içim cız etti.

Sorumlu kim?

Sabahattin devam ediyor: “Evet, bugün Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım yaşasaydı da oğlunun kabrine gidemeyecekti... Keza saçını kapatan boşandığı eşi Latife Hanım da öyle!
Ama efendim devletin kuralları var demeyin!
Kabre gitmenin kuralını devlet belirleyemez.
Tamam, kamuda türban olmasın ve olmamalı... Bunda hem fikiriz... Ama kabir ziyaretinde böyle bir tasnif olabilir mi?”
Gene çok haklı... Ama bağışlasın mesele salt  “şekil”  meselesi değil! Sorması ve cevaplaması gerek; bu  “şekilciliğin”  hanımlarımızın, kızlarımızın baş örtülerinin, böyle acılara vesile olmasının asıl sorumluları kim? Bunlar oluyorsa, böyle acılar Anıtkabir önünde hatta mezarlıklarda yaşanıyorsa... Ve genç kızlarımız üniversitelere gidemiyorlarsa, bu engellerin asıl suçluları kim?

Baş örtüsü
Kayıtlara geçmesi için belirtmek gerek? Geleneksel baş örtüsü, son zamanlara kadar hiçbir yerde sorun olmamıştı. Mustafa Kemal, kıyafet devrimini yaparken, kadınların giysilerine, baş örtülerine dokunmamış  “Onlar ne yapacaklarını kendileri bilirler”  demişti. Nitekim gelişmeler normal seyrini takip etseydi, kadınların bazıları, başlarını açacaklar, bazıları da baş örtüsü takmaya devam edeceklerdi ve bu mesele olmayacaktı! Olmadı da! Daha önce de yazdım, İstanbul Hukuk’ta okuyan baş örtülü üç sınıf arkadaşım vardı... Onların baş örtülerini yadırgamadık, kimse de karışmadı! Biri  “imam kızı”  idi daha sonra başlarını kendiliklerinden açtılar!  
“Baş örtüsü” ne zamana kadar sorun olmadı? Bir kadın yazar bunu mesele yapana ve Erbakan da buna yapışana ve daha sonra da,  Erdoğan, geleneksel  “baş örtüsünü”  değil, yeni moda  “türbanı” ,  kendi siyasetlerinin  “simgesi” yapana kadar!
İşte asıl bundan sonradır ki, devlet mekânlarında, Orduevlerinde, resmi resepsiyonlarda ve kamusal alanlarda, tuhaflıklardan öte, acılar yaşandı. Önceki gün, Anıtkabir önündeki gerçek trajedinin günahı da, kadınların baş örtülerini, siyasi simge ve araç yapanlarının boynunadır...

Baykal’ın çarşafı
Ve sorumlular sadece AKP vb. değil. Son zamanlarda maalesef Deniz Baykal da yarayı -çarşafı- kaşıdı ve “oy” toplamaya alet etti. Sayın Baykal maalesef  ’Tek Parti Dönemi’ni kınarken, gericilerin bu konudaki iddialarına, herhalde istemeyerek destek oldu. Daha acısı “çarşafı”  savunmakta AKP ile rekabete girdi! Şimdi bunu tevile çalışıyor ama boşuna! Oysa Baykal’ın CHP Genel Başkanı ve CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal’in halefi olarak, İzmir’de önüne, CHP adayını desteklemek için  “konu mankenleri” olarak getirilmiş kara çarşaflı hanımların çarşaflarına  “altı ok”  rozeti takmak değil, sokaklarımızda sayıları artan bu hanımları, gericiliğin simgesi “çarşafı”  atmaya ikna etmesi gerekirdi! Ve işte o zaman,  “politikacı” değil, gerçek “devrimci”  devlet adamı olurdu!

Bayram vesilesiyle

Öbür gün, Kurban Bayramı. Çocukken -Atatürk Devrimlerinin en heyecanlı günlerinde de- büyüklerimiz, bayram namazına giderler, kurbanlar kesilir, fakire, fukaraya dağıtılırdı... Civardaki caminin imamına, özel olarak yaptırılan yastık gönderilir ve ölülerimize dua okuması istenirdi!
Yani bu dini vecibeleri yerine getirmek, devrimlere,  “laikliğe”  karşı olarak düşünülmezdi! Sonra ne oldu?
Ve Bayram sabahları; biz çocuklar toplanıp  “baş örtülü” büyüklerin ellerini öperdik! Atatürk de, evimize geldiğinde, baş örtülü baba anamın elini öpmüştür! Doğru; anası Zübeyde Hanım, eşi Latife Hanım ve onunla birlikte anam ve halalarım da sıkma başlı ve baş örtülü idiler. Fotoğrafları duvarlarımda! Ama bu 1926’dan önce idi! Daha sonra, çok geçmeden hepsi ve sonra da dini bütün, baba anam, hiçbir baskı altında kalmadan, baş örtüsünü kendiliğinden çıkardı! Bilmem anlatabildim mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları