Asıl sorun ileride

A+A-
Ahmet GÜRSOY

                Soru şu: ABD-Türkiye ilişkileri normalleşebilir mi?

                Uzun vadeyi bilemem ama kısa vadede kısmi uyuşmalar gözlenir gibi olsa da, belirli bir süre boyunca eskiye dönülecek kadar iyi sonuçlara ulaşılacağına ihtimal vermiyorum. Çatışmaların ucu açık.

                Neden?

                Çünkü ABD'nin çıkarlarının önceliğinde İsrail var. Ve amaçları Türkiye'nin amaçlarıyla örtüşmüyor. Türkiye'nin en önemli amacı güvenlik. Ülkenin sınır güvenliğini ve bölünme riskini ortadan kaldıracak sonuçlara ulaşmak.

 ABD'nin hedefinde ise, ta 1991'den bu tarafa emek verdiği Orta Doğu ve "Arap Baharı" projesinden en az zararla çıkmayı başarmaktır.

                Hâl böyle olunca da amaç farklılaşmasından doğan sorunlar ortaya çıkıyor.

                "Ama Rex Tillerson öyle demedi" diyenler olacaktır.

Ne dedi Tillerson?

                Çavuşoğlu ile toplantısından sonra yaptığı açıklamada, "Spesifik olarak aramızda sorun olan konuları çalışmayı taahhüt ettik. İkimizin de hedefleri ortak. Özellikle IŞİD ile mücadele konusunda bir koordinasyon gerçekleştireceğiz. Önce Menbiç konusunu ele alacağız.  Çalışma grubu aracıyla Menbiç üzerinde çalışacağız ve Cenevre sürecini destekleyeceğiz. Türkiye'nin de bu şekilde güvenli bir şekilde sınırlarını korumasını sağlamış olacağız." dedi.

Bu cümlelerden "her şey tamam" sonucu çıkmaz.

Ana sorunlar duruyor.

Nedir ana sorun?

Suriye'nin gelecekte alacağı şekil.

Suriye, eskisi gibi tek parça bir devlet mi olacak yoksa federatif bir devlet mi?

Bunu bilmiyoruz.

                ABD'nin aklında nasıl bir Suriye var onu da bilmiyoruz.

                Ayrıca federatif bir Suriye'ye Rusya'nın nasıl yaklaşacağından da haberimiz yok.

Şimdilik her iki tarafın üzerinde anlaşmış gibi göründükleri konu, "Suriye'nin toprak bütünlüğü" vurgusudur. İyi de Suriye'nin toprakları hangi şekilde bütünlüklü olacak?

Bunu kimse dillendirmiyor.

Şimdilik herkesin üzerinde durduğu sanki tarafları hemfikirmiş gibi gösteren kavram "Suriye'nin toprak bütünlüğü"dür. Bu sebeple de Tillerson da "Türkiye ile aynı amaca çalıştıklarından" söz ediyor.

Evet, amaç aynı peki içerik?

Fark eder mi?

Eder!..

Türkiye açısından federatif bir Suriye bütünlüğü sınırları değişmese de fark eder. Çünkü böyle bir durumda Türkiye'nin hemen yanı başında Kuzey Irak'ta Barzani'nin başaramadığı şey gerçekleşmiş olacaktır.

Ve bu sebeple Tillerson'un 'İkimizin de hedefi ortak" demesiyle her şeyin yolunda gittiği anlamına gelmediğini unutmamamız lazım.

Sade unutmamak da yetmez. Varsayalım ki Rusya da buna itiraz etmedi. Öyle ki İran da destekledi diyelim. Türkiye yalnız kalacaktır ve federatif bir Suriye; dolayısı ile bir Kürt kantonu ortaya çıkacaktır.

Bu durumda, Afrin ne olacaktır?

Menbiç ne olacaktır?

Kısacası Suriye'nin toprak bütünlüğü sağlandığında önümüzde federatif bir Suriye bulursak Suriye'den çıktığımızda geride ne bırakmış olacağız?

İşte kafa yorulması gereken sorulardan biri de budur. Ve Türkiye'yi yönetenlerin alması gereken tedbirlerden en önemlisi de budur.

Harala gürele mantığı ile değil.. Bizzat gerçekliğin kendisiyle karşılaşacağız.. "Bunu o zaman düşünürüz" dersek kayıp ederiz. Bugünkü mücadelenin de bir anlamı olmaz. Afrin'de boşuna şehit vermiş oluruz..

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları