Asimetrik-simetrik vesayet

Altemur KILIÇ
Son yıllarda yeni terimler ortaya çıktı, yeni kelimeler öğrendik... “Süreç”,  “kapsam”, “açılım” eski sözcükler, yeni anlamlar aldılar. “Simetri” , “Asimetri” de matematik derslerinden bildiğimiz kavramlar. Türkçe’de bunlara “bakışımlı”,  “bakışımsız” ve “asimetrik”e “eyşimetrik” deniyormuş. Fakat bunları bir tarafa bırakarak, biz gene, “simetrik, asimetrik”  demeye devam edelim!
Bu bağlamda, tatbikatta gerçek olan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un deyimiyle, “TSK’ya karşı asimetrik bir psikolojik savaşın” sürdürülmesi! Ve biz Ordumuzla birlikte bu savaşı kaybetmekteyiz! Çok açık görülüyor ki,  “ötekilerin”, Ordu karşıtlarının saldırılarında kullandıkları yöntemler, araçlar, örgütler, Genelkurmay’ın kullanamadığı, kullanamayacağı şeyler... Türk Ordusu, komutanları, o seviyelere inemiyorlar! “Demokraside Ordunun ’vesayeti’ olamaz” üstelik bu “AB yolunda ve AB kriterlerine aykırı” deyince “akan sular durur” sanıyorlar.

Vesayet
Başta, “vesayetten” ne anladıkları, önemli. Türk Ordusunun geleneksel, yasal, “Cumhuriyeti korumak ve kollamak” görevi “vesayet” değildir. Fakat Türkiye’nin, şimdi, irticanın, cemaatlerin ve  “tek adam” ve “tek partinin” vesayeti altına girmesi tehlikesi karşısında, her bakımdan “güçlü” bir orduya gerek vardır. Üstelik onların bu “orantısız, asimetrik” duruma kılıf olarak kullandıkları “demokrasi anlayışı” da çarpık. Gerçek şu ki, fiiliyatta  “gerçek dünyada, gerçek Türkiye’de”, Cumhuriyetin en etkili savunma gücü, göz göre göre “demokrasi” adına yıpratılıyor.
Bu yolda bir “asimetrik” adım daha; TBMM, askerî cezaevlerinde inceleme yapma kararı aldı. Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun, bir alt komisyonu, askerî cezaevlerindeki insan hakları ihlali iddialarını araştıracak. Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’ndaki ‘kozmik oda’nın bir sivil hâkim tarafından aranması gibi, bu araştırma da, askerlerin de, “sivil yargıya” tabi olmaları hususundaki, yasa değişikliğinin icabı, ama anlamı/maksadı ve oluşturacağı “emsal” belli. Bundan sonra olacakların habercisi!
Komisyon Başkanı Zafer Üskül, “Komisyonumuz nerede inceleme yapacağına kendisi karar verir” diye adeta meydan okumuş! Yani Genelkurmay’ın görüşü önemli değil!

YAŞ kararları
Bundan sonra, Yüksek Askeri Şûra kararlarınım da sivil yargıya tabi tutulması adımı gelecek. AKP iktidarı, bunu özellikle ister. Bazı ihraç, emekliye sevk etme kararlarında, Cumhurbaşkanı ve Başbakan hep çekimser oy kullanırlar!
YAŞ kararlarının sivil yargıya tabi olması, bir formalite meselesi değil; Ordunun iç hizmetlerine, yapısına, disiplinine karşı bir darbe! Bilhassa, dincilik ve cemaatçilikten dolayı ihraç veya emekli edilenlerin Danıştay’a müracaat etmeleri yolu açılırsa, bunların göreve iade edilmeleri halinde, Ordunun iç düzeni, disiplini alt üst edilir, Ordunun yıpratılmasında ileri bir adım daha atılmış olur. Ordu Tapu Genel Müdürlüğü değildir. Genelkurmay, Komutanlar, yasalara saygılıdırlar. Demokrasiye ve gereklerine, içtenlikle inanırlar ve ülkenin, kurumlar arasındaki çatışma yüzünden, kargaşaya düşmesini istemezler! Pekâlâ, Komutanlar Türk Ordusunun, böyle adım adım yıpratılması karşısında ne yapmalıdırlar?  “Asimetrik”  bir ikilem, açmaz da bu!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal diyor ki; “TSK’nın yüreğine yönelik bir soruşturma haftalardır sürdürülüyor. Bu soruşturmanın altında bir itham var, hedefi ordudur. Brezilya’da silâhlı kuvvetlere yönelik bir soruşturma girişimi olmuş, komutanlar ’derhal istifa ediyoruz’demişler. Onun üzerine soruşturma konusu da askıya alınmış.”
Ordudan “kurtulmak” isteyenler böyle manidar bir hareketin manasını anlarlar mı? Yoksa bunu zaaf mı sayarlar? İşte mesele bu! Yandaş Fehmi Koru, Baykal’ın önerisini Brezilya’daki şartların aynı olmadığı yolundaki  “bilgileriyle”, cerh etmeye kalkışmış. Önce, yeri gelmişken, Koru’nun geçenlerde “Askerin vesayeti sivil vesayetten daha mı iyi” sorusuna, açıkça cevap vereyim: Eğer sorun “Vesayetse”, Ordunun “vesayeti”, irticanın, cemaatlerin, AKP’nin, tek partinin “vesayetinden” tabii çok daha iyi. Ama bu konuda, Baykal’ın önerisinde önemli olan, “Brezilya koşulları” ile mukayese değil; toplu bir istifanın, bu gidişatı önleyip önleyemeyeceği. Şartlar gerektirdiğinde!
NOT: Sevgili dostum, Ülkü arkadaşım Reha Oğuz Türkkan’ın vefatını öğrendim. Kendisine Allah’tan rahmet ailesine sabır dilerim.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş