Asker, operasyonlara neden sessiz kalıyor?

İsrafil K.KUMBASAR

Genelkurmay her kanlı saldırı sonrası ‘haksız eleştirilere’ maruz kalmaktan yakınırken, terörle ‘mücadele’ yerine ‘müzakere’ seçeneğini tercih edenler, şunu demeye getiriyorlar:
- “Aslında PKK’nın terör falan yaptığı yok. Ortalığı kan gölüne çeviren ‘Derin PKK’ ve buna ‘ihmallerle’yol veren de asker içindeki ‘derin’ bir yapı.”
Bu teze kaynaklık eden de kimi zaman açıktan, kimi zaman o kutsal ocağa bir şekilde girip de ‘kendini ustaca kamufle etmeyi’ becermiş bir takım ‘asker kökenli’ kişilerle, ‘stratejist’, ‘gazeteci-yazar’ ve ‘sivil toplum gönüllüsü’kisvesi altında icra-i zenaat eyleyen şahıslar.
‘İleri demokrasilerde’ (!) gayet doğal sayılması gereken, ifade hürriyetinin bir sonucudur bu durum. Dileyen dilediğini söyler, fikir beyan eder. Bu fikirler ‘uçuk kaçık’ olabileceği gibi, ‘bir amaca’ matuf olmaları da ihtimal dâhilindedir.
13 vatan evladının toprağa düştüğü 14 Temmuz’dan sonra yine aynı tartışmalar başladı.
Bir tarafta ‘ihmal’, ‘görevi savsaklama’, ‘hatta menfur olaya göz yummak’ ile suçlanan asker, öbür tarafta ‘öğle namazını’ toplu halde eda ettikten sonra, Kandil’deki inlerine dönmek üzere yola çıkmış ‘masum’ (!) PKK’lılar.

***


‘Ayak takımının’ menfur olay üzerinden TSK’yı karalama çabaları sürerken, devlet ricalinin kamuya yansıyan beyanlarında dikkat çeken birkaç nokta vardır.
Artık beşikteki bebeklerin bile gaz çıkarmak suretiyle ‘tiye aldıkları’bu beylik laflar şöyle sıralanabilir:
- “Terörle bir yere varmak mümkün değildir.”
- “Bu olayların arkasındaki art niyetleri biliyoruz.”
- “Teröristlere asla ve asla taviz verilmeyecektir.”
- “Birlik ve bütünlüğümüzü kimse bozamayacak.”
Sonuç?
- “Canım kardeşim biz bu olayı kucağımızda bulduk, bir iki yılda halledilecek bir mevzu değil ki!”
Her seferinde ‘açılım’ kararlılığı vurgulanırken, ‘dökülen kanın nasıl engelleneceği’ meçhul. Kandan geçtik, 13 Mehmetçiğin toprağa düştüğü gün ilan edilen ‘demokratik özerklik’ konusunda edecek tek lafları yok.
Zira kafalarındaki ‘yerel yönetimler’ modeliyle örtüşen bir durum.
‘Müzakere’ öyle bir kıvama gelmiş ki, hazretlerin beyanlarında artık ‘bölücü terör örgütü’ ifadesi bile geçmiyor.

***

Madem TSK, kendisine yönelik bir ‘operasyondan’ emindir. Madem böylesine mide bulandırıcı bir ihanet ile karşı karşıyadır.
Neden gereğini yapmamaktadır? Elindeki bilgileri neden paylaşmamaktadır?
Öyle sanıyoruz ki, şu sıralar milletin ekseriyeti ‘asker kaçaklarını’, ‘bedellilerin listesini’, ‘çürükleri’merak ediyordur.
‘Tek erkek evladını’ vatana bağışlayan bir babanın, ‘daha babasının sesini duymadan’yetim kalan bir bebenin buna hakkı vardır herhalde.
Hadi beyler buyurun.
Madem size karşı girişilen operasyonda ‘yalnız’ bırakılıyorsunuz. Madem siyasi irade sessizliğiyle bir anlamda sizlere  “Başınızın çaresine bakın”  diyor.
Haydi, önce Meclis’teki zevattan başlayın. Sonra oğullarından, yeğenlerinden, kuzenlerinden.
Görsün şu babasız büyümeye mahkûm edilen bebeler ile evlatsız bırakılan babalar ‘o aslan parçalarının’ vatan hassasiyetlerini
Bu millet artık ‘kozmik odalarınıza kadar’ sirayet edenlerin vatan borçlarını ne şekilde icra ettiklerini gerçekten öğrenmek istiyor.

***


Operasyonun, ‘ayak takımına’ gelince...
Onlardan da ricamız, PKK’yı ‘derinleştirip’, askeri ‘ihmalle’ suçladıkları kadar, PJAK’a da bir kulp bulsalar.
Yahut görev yaptıkları dönemlerde ‘hangi kahramanlıklara’ imza atmışlar, çıkıp bir kussalar.
‘Görev’ ihmale gelmez.
Bekliyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş