Askeri kışkırtmayı bırak namusu kurtarmaya bak

İsrafil K.KUMBASAR

Başın sıkışırsa, askere vur, puan topla.
Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşları bu işi pek sevdiler anlaşılan.
22 Temmuz seçimleri öncesinde ‘asker üzerinden’ siyaset stratejisini gayet başarı ile denediler.
Şemdinli’de bölücü örgüte mensup bir kitapçının dükkânında patlayan bombaların ardından yaptıkları tahriklerle askeri kışkırtmaya, 28 Şubat benzeri ‘sert bir açıklama’ yapmaya zorladılar.
Uzun süre direnen asker, nihayet 27 Nisan gecesi frenleri boşa aldı.
Genelkurmay’ın Sanalağ’daki (internet) adresine düşen açıklamanın, AKP’nin ‘ABD/AB/İsrail’ ekseninde yapmış olduğu teslimiyetçi icraatlar yerine, ‘Kutlu Doğum Haftası’ kutlamaları üzerine kurulması, kaymaklı kadayıf oldu.
- “Dindar Cumhurbaşkanı seçtirmiyorlar” söylemiyle seçime giren AKP, oylarını yüzde 47’ye taşımayı başardı.

* * *

Şimdi önümüzde bir yerel seçim var.
Saadet Partisi’ndeki beklenmedik yükseliş karşısında ne yapacağını şaşıran Dünya Lideri ve Son Osmanlı Padişahı (!) Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta başlattığı ‘sanal’ fetih harekâtının izleri, ekonomik krizin etkisiyle kısa sürede belleklerden silindi.
Ve bu kez Bülent Arınç, piyasaya sürüldü.
AKP’nin, kendi seçim bölgesi olan Manisa’da kaybedeceği hissine kapılan Arınç, Van’da şöyle gürledi:
- “Emekli orgenerallere ait ses kayıtları ortaya çıktı. Aman Allah’ım neler konuşmuşlar, neler söylemişler. Allah’a çok şükür ediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş. Yoksa bunların savaşacak halleri yok. Askerlikten başka her şeyi yapmışlar. Siyasetle uğraşmışlar, darbelerle uğraşmışlar. Memlekette kendi kafalarına göre uygun buldukları işleri yapmak için maalesef yasadışı güçlerle bile işbirliği yapmaktan çekinmemişler.”

* * *


Ama asker, oltadaki ‘yemi’ bu kez almadı.
Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Metin Gürak, aslında yenilir yutulur olmayan ağır sözleri, “Bu kişinin TSK hakkındaki görüşleri bellidir. Hukuk Fakültesi mezunu bir kişinin, yargı kararı olmadan hiçbir kimseyi suçlamaya, dolaylı olarak da bir kurumu hedef almaya hakkı ve yetkisi olmadığını hâlâ anlayamamış” şeklinde bir açıklamayla geçiştirdi.
Başvurduğu ucuz numaranın artık bayatladığını ve bir işe yaramadığını gören Bülent Abi’nin vücut kimyası bozuldu.
Önce, “Vesayet rejimi altında bir ülke değiliz. Bana kimse hukuku öğretmeye kalkmasın. Ben kimsenin emir eri değilim” dedi.
Sonra da, dikkate alınmadığını görünce, başladı ucuz kahramanlık taslamaya:
- “Gene ihtiyatlı konuşalım, çünkü birileri demokrasiden ümidini kesmiş de postal sesine hasret kalmış olabilir. Eskiden ‘höt’ dendi mi, tabana kuvvet kaçarlardı. Biz öyle ‘höt’lerle ‘möt’lerle falan değil ha. Neler gördük neler.”

* * *


Ya Bülent Abi...
Bırak, öyle “Biz hötlerden, mötlerden korkmayız” diye cart curt etmeyi de, hele sen şu borcunu bir öde.
Bizleri ‘balık hafızalı’ sanıp unuttun mu yoksa?
Hani, 3 Kasım 2002 genel seçimlerinden önce Kahramanmaraş’ta yaptığın o ateşli konuşmada ne diyordun:
- “Başörtüsü meselesi kanayan bir yaradır. Bu meseleyi bir an önce çözüme kavuşturmak bizim için bir namus borcudur.”
6 yıldan beri tek başına iktidardasınız.
Yiyip içiyor, haram, yetim hakkı demeden deveyi hamuduyla yutuyorsunuz.
Peki ne oldu, başörtüsü meselesi çözüme kavuştu mu?
Öyle sıradan bir borç değil bu.
Adı üzerinde, ‘namus’ borcu.
Hele sen önce borcunu öde.
Sonra, öyle ‘hötlerle’, ‘mötlerle’ gidip gitmeyeceğini, nasıl olsa seçimden sonra hep birlikte göreceğiz?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş