Askeri okullar...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yapılan iyi bir iş sonunda en yakınının bile  “Eline sağlık” demediğinden yakınanlar  “Marifet iltifata tâbidir”  sözünün geçerliliğini yitirdiğini iddia ediyorlar. Meslek hayatım boyunca çok iltifat aldığımı söyleyemem. Yaptığımız basit küçük hatalarda ağır eleştiriler yönlendirenler çok iyi yazılarda tebrik etme ihtiyacı hissetmez. İletişim teknolojisi gelişince duyarlı okur kendisini daha fazla hissettiriyor. Son deece seviyeli eleştirilerin yanında, teklif ve öneriler ufkumuzu açıyor. Lakin gelen e-postaların tamamını açıp, okuyarak cevap vermek mümkün olmuyor. Peşinen bu konuda okuyucularımızdan özür dileyip son yıllarda aldığım en güzel iltifata geçelim.
En büyük idealim bizim “yitik kuşak”ın romanını yazmak... Neredeyse on yıldır uğraşıyorum. Sonuçta işin içinde edebiyat var. Söz uçar gider de yazı bâkî kalır. Yıllar sonra “Şu eksik olmuş, bu da fazla” gibi titizliğim yüzünden bir türlü cesaret edip romanı baskıya veremiyorum. Halen gergef gibi işlemeye devam ettiğimi belirtmeliyim. Ama bu arada iki kitap birden yayınladım. Bir yazar için bir yılda iki kitap kimilerine göre fazla olabilir. Zaten benim “Teğmen Çelebi” ve “Digital Terör” adlı kitaplarım için “telif eser” iddiam yok. Sadece yapılan haksızlıkları belgeleriyle ortaya koyup tarihe not düşmeye gayret ettim hepsi o kadar... Ama kitapların ilgi görmesi beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Yıllardır görüşemediğim dostlarımla yeniden irtibat kurmamı sağlıyor. Her iki kitapta empati yapma zorunluluğu hissetmiştim. Kısaca askeri okul günlerimdeki anılarımdan bahsederek subayların eğitim koşulları ve ruh hallerini yansıtmaya çalışmıştım. İnsan hayatının en güzel dönemi olan liseli yılları halen özlüyorum.
Bu özlemde yalnız olmadığımı anladım. Heyecan ve hüzün ile okuduğunu belirttikten sonra  “Kuleli’yi aynı kadro ile yüz yıl okurum” diyen arkadaşımın dedeleri ve babası da askerdi. Emekliliği için iki çocuğunun okullarının bitmesini bekliyormuş. Biri mimarlık diğeri de bilgisiyar eğitimi alan çocuklarını niçin asker yapmadığına şaşırdım.  “Şu devirde askeri okula nasıl verseydim...” umutsuzluğu yüreğimi burktu.
Dünyanın en prestijli mesleği olan askerliğin Türkiyemizde ne hale gelişi üzerine dertleştik. Oysa Rusya’da 15-20 kuşaktır yani Çarlık döneminden bu yana asker olan aileler tanıdım. Ruslar için Frunze Akademisi efsanedir. Amerikalılar için West Point de öyle... İngiltere ve Fransa’da askerlik asil aile mesleğidir. Bir dönem Harbiyelilik gerçek anlamda ayrıcalıktı. Oysa şimdi kapatılmak istenen Askeri Liselere öğrenci bulunamıyor. Haydarpaşa Garı’ndan sonra rantiyeciler gözlerini Kuleli’ye dikti. Kuleli Askeri Lisesi’ni lüks otel haline getirmek için ne dolapların çevrildiği başlı başına bir yazı konusu. Çankırı Astsubay Hazırlama Okulunun kapatılmasının ihanet ile eşdeğer olduğunu daha önce bu sütunlarda yazmıştım. Askeri Liselere gitmek isteyen öğrencilerin veli adreslerine gönderilen iğrenç CD’li mektupları gördüm. Türkiye’nin en köklü okulu Deniz Lisesi iki-üç yıldır kapasitesinin çok altında öğrenci kaydediyor. Kuleli, Maltepes ve Işıklar’ın durumu da iç açıcı değil. Askeri Liseden diploma alıp Harbiyeli olma heyecanı neredeyse bitme noktasına gelmiş.
Mezuniyetlerine iş kaygısı olmayan öğrenciler fırsatını bulunca ayrılmak için çaba harcıyor. Bizim dönemimizde askeri okuldan ayrılmak atılmak utanç verici suç sayılırdı. Şimdi aileler çocuklarını uniformadan kurtarmaya çalışıyor. Türk Ordusunun içi boşaltılmak, omurgası çökertilmek isteniyor.  “Profosyenel ordu” safsatasının sonucunu gördük. Hedeflenen 30 bin personeldi. Ancak başvuran dört bin bile olmadı. Memleketin Başbakanı askerlik şubelerinin peyderpey kapatılmasını övünerek anlatıyor. Oysa terör örgütünün uzantısı parti ve belediyeler askerlik şubesi, vergi dairesi gibi çalışıyor.
“Ordu-Millet”  anlayışımızın ruhuna fatiha okunuyor. ABD belgelerinde Pentagon Senaryosu olduğu açığa çıkan Türk Ordusunu bitirme planı “digital terör” ile had safhaya ulaştı. Genelkurmay Başkanı dahil her rütbedeki askerin başında demoklesin kılıcı gibi sallanan tutuklanma, prestij infazı var iken Türk ailelerinin çocuklarına askerlik mesleğini seçtirmesi çok zor. Ayrılalı 27 yıl olmuş neredeyse.
Rüyalarımda sık sık askeri okul günlerimi görürüm. Çocuklarımı askeri okula veremediğim için kahroluyorum. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin bile kaldırılmaya çalışıldığı ortamda, Sevgili Arslan Bulut’un “Şimdi değilse ne zaman”  başlıklı tarihi uyarısından bir şeyler hissedenler lütfen çocuklarınızı askeri okullara yönlendirin.
Dershanecilik bu ülkenin en büyük rant sektörü oldu. 8-10 yaşından itibaren çocuklarınızı dershanelee avuçlar dolusu para ödeyerek göndermek yerine askeri okullarda Türkiye’nin en iyi eğitimini almasını sağlayın. Üstelik tazminatlar çok düştü. Bırakınız özel kolejleri yıllık dershane parası bile değil.
Bu ülkenin geleceğinden endişe duyan vatansever ailelerin bu çağrımı cevapsız bırakmayacağına inanıyorum. Bu günler elbette geçecek, askerlik yine en soylu meslek haline gelecek. Yüzlerce yıllık “Harbiye, Mülkiye, Tıbbiye”  anlayışına şimdi daha çok ihtiyacımız var.
Askeri Lise ve Harp Okullarına giriş sınavlarına hazırlanan öğencilere başarılar diliyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları