Askerin, askere yaptığı...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

"Atabeyler" ile başlayan Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk kumpaslarının peşine düşüp on binlerce sayfalık dosyaları okuduğumda ilk teşhisim "ağacın kurdu içinde olur"du. Yıllar sonra o davalarda 4 yıl hapis yatmış olan J.Kur.Alb. Mustafa Önsel "Ağacın Kurdu" adında kitap yazarak, FETÖ'nün TSK'daki yapılanmasına "İmamların Öcü"nden sonra ışık tuttu. 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin bas bas bağırarak geldiğini de iki yıl önce yazdığımda inanmamışlardı. Şimdi ortalık "darbesavar"la doldu. Özellikle TSK'daki FETÖ'cülerin temizlenmesinde ciddi yanlışlıklar yapılıyor. Evet, bir teki bile kalmamalı. Sonuna kadar gidilmeli. Ancak hukuk çiğnenmeden. Gölge düşmeden.

***

 Bu sütunlardan devam etmekte olan davaları eleştirerek iddianamelerin sapır sapır döküldüğünü defalarca yazdım. Dahası 15 Temmuz'dan hemen sonra 19 Ağustos 2016 tarihinde "Askere İşkence" başlıklı yazımda işkence yapıldığını ilk kaleme alan yazarım. İtirafa zorlanan askeri personelin perişan halini CNN Türk'ün canlı yayınında söylediğim için de çok ciddi uyarılar geldi. Utanmasalar FETÖ'cü ilan edeceklerdi. Utanmadılar 15 gün sonra "FETÖ adına bir siyasi partiye sızmaya kalkışmaktan" da göz altına aldılar. Hadi, 15 Temmuz ve akabindeki ilk günlerdeki gözaltılarda, polis ve asker arasındaki şehitlerin acısı ile biraz sert davranılışına kılıf bulunabilir. Ancak ortada ne yakalama tutanağı, ne gözaltı kararı olmadan 10 gün, 15 hatta 20 gün süren işkencelerin olduğu gerçeği basına açık duruşmalarda şimdi daha yeni dillendiriliyor. Alın işte Ankara Adliyesi'ndeki Özel Kuvvetler Komutanlığındaki davanın duruşması ortada. Sanıklar, işkenceleri mahkeme heyetinin önünde göz yaşları arasında anlatıyorlar. Efsane olan Özel Kuvvetlerin düşürüldüğü durum ne kadar acı. Üstelik bazı üst düzey subaylar ve Özel Kuvvet Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın işkenceye bizzat katıldığı suçlamaları daha da vahim. Aksakallı ile ilgili iddia doğru ya da yanlış olabilir. Önemli olan işkence gerçeğidir. Ki inkarı mümkün değil. Darbecilerin yıllarca yaptığı kumpaslar, cinayetler, hukuksuzluklar bulunuyor. Bunlardan hesap sorulurken hukukun dışına çıkmak yeni bir hukuksuzluk doğurur ve mahkemelerden çıkacak olan kararlar tartışmaya açık hale gelir.

***

Gelelim itirafçılar meselesine... Yaza yaza dilimde tüy bitti. Merhum Enver Paşa'nın "Hainler korkak olur" sözlerini her fırsatta hatırlattım. İtirafçıların cezalarında indirim yapılmasını da destekliyorum. Örgütün çözülmesi için önemli. Ancak itirafa zorlamak için işkence asla kabul edilemez. Gerçek anlamdaki Özel Kuvvetler Personeli'nin işkence ile konuşmayacağını en iyi onları eğitenler bilir. Yıllarca aldıkları olağanüstü eğitim ve inançları gereği kilitlerler kendilerini. Acı bile hissetmezler. Bu da biline...

Bir de "itirafçı pilotlar" meselesi var. Kamuoyuna yansıyan 180 itirafçı pilotun denetimli olarak serbest bırakıldığı ve görevlerine döndüğü biliniyor. Evet... Hava Kuvvetleri'nde ciddi pilot açığı var. Ancak örgütle ilişkisi olduğunu kabul ederek itirafçı olanlara uçak teslim etmek ne kadar mantıklı. Bu arada itiraf edenler hapisten çıkıyor. 'Örgütle bağım yok. ByLock kullanmadım. Bankaya para yatırmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum' diyen kursiyer teğmen, üsteğmen rütbesindeki pilotlar halen tutuklu. Bu durum ciddi çelişki değil mi? Bu çocukların gerçekten masum olma ihtimali yok mu? İtirafçılardan daha mı kötüler...

Son olarak Millî Savunma Üniversitesi'ne değinmek istiyorum. Rektörlüğe atanan Prof. Dr. Erhan Afyoncu'yu tanırım. Millîdir. Ancak bazı duyumlar alıyorum. Örneğin Ordu Üniversitesi'nde FETÖ'den soruşturma geçirip, FETÖ şirketlerine ihalede öncelik tanıma iddiası ile görevden alınan ve ismi bende saklı birinin MSB Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcılığı'na getirileceğine dair ciddi bilgiler var. Yeniden yapılandırılırken sızmaya karış önlem alınması için dostane uyarı da bizi görevimiz.

----

NOT: Merhum Servet Somuncuoğlu'nun acısı yüreğimizde. İzinden gidenlere seviniyoruz. Gazi Üniversitesi'nin değerli öğretim görevlilerinden Umut Demirel "Tamgaların Göçü II" adını verdiği kişisel resim sergisini açtı. Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü, Hasan Rıza Sergi Salonu'nu mutlaka görünüz. Çiğdem Mahallesi M.Yazıcıoğlu Cad. Nu: 59 adresindeki sergide bol bol fotoğraf çekip, kitaplara kapak olacak resimleri tavsiye ediyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları