Astana’dan barış ve hoşgörü çağrısı

Kürşad ZORLU

Kazakistan’ın görkemli başkenti Astana’da yer alan ve uzun yaşamın simgesi olan Bayterek anıtı ziyaret edildiğinde, en üst katta bir dünya haritasının etrafına konuşlandırılmış çeşitli imzalar göze çarpar. Bunlar Türkiye’nin de içinde bulunduğu pek çok ülke ve kültürü temsilen Kazakistan’a gelerek ’Semavi ve Geleneksel Dini Liderler Zirvesi’ne katılanların imzalarıdır. Bayterek anıtının hemen karşısında bulunan ve bir piramide benzeyen Barış ve Uyum Sarayı ise söz konusu zirve toplantılarının yapıldığı yerdir. Astana’da öyle sistematik bir düzenleme vardır ki; Akorda Sarayı (Cumhurbaşkanlığı) her iki esere bakarak ülke ve dünya meselelerine ilişkin yeni planlar yapar. Bu kapsamda Mayıs ayı içerisinde Astana’da Nursultan Nazarbayev’in inisiyatifi ile 4. Semavi ve Geleneksel Dini Liderler Zirvesi toplanıyor. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanlığını sürdüren Kazakistan, Doğu-Batı medeniyetlerinin kavşak noktası olarak yaklaşık 130 millet ve etnik topluluğa ev sahipliği yapıyor. Kazakistan’ın bu ayırıcı özelliği her yıl daha fazla ülkenin bu toplantılara katılmasına zemin oluşturuyor. İsrail ve İran’ın dini temsilcilerinin bu toplantıda bir araya gelecek olması Astana’daki organizasyonun hedeflerine ilişkin ipuçları veriyor.
45 ülkeden 70’ten fazla heyetin katılacağı 4. Semavi ve Geleneksel Dini Liderler Zirvesi’nin dört ana oturumda gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
1) “Dünya istikrarı açısından dini liderlerin rolü”. Bu konu dünyada uzun vadeli stratejik eylem planlarına yönelik endişelerin giderilmesini hedefliyor.
2) “Din ve kadın”. Üçüncü zirve toplantısında tavsiye kararı olarak kabul edilen bu konu kapsamında kadının aile ve toplum içindeki rolü; kadın hakları ve dünya geleceğinde kadının sorumluluğunun irdelenmesi planlanıyor.
3) “Din ve çok kültürlülük”. Din ve kültür ilişkisi, çok kültürlülüğün muhtemel etkileri ve özellikle Avrupa coğrafyasında farklı kültürlere yönelik güncel yaklaşımların ele alınması amaçlanıyor.
4) “Din ve gençlik”  oturumunda ise dünya gençliğinin dini konulardaki durumu, ihtiyaçları ve karşılaştıkları sorunların değerlendirileceği ifade ediliyor.


Türk dünyasına başsağlığı...

Türkistan bölgesini yakından tanıyan bazı uzmanların 20. Yüzyılın Dede Korkut’u dedikleri Kazakistan’ın büyük alimi, edebiyatçı, Ulusal Bilim Akademisi ve Türk Dil Kurumu Şeref Üyesi Prof. Dr. Rahmankul Berdibay’ın, 3 Nisan Salı günü aramızdan ayrıldığını öğrendik. 85 yaşında kaybettiğimiz bu büyük ilim adamının 32 kitabı ve 1200 makalesi bulunmaktadır. Rahmankul Berdibay, Kazak sözlü edebiyatı ve folklorunu araştırıp yaymak amacıyla Almatı’da  “Halk Üniversitesi” kurulmasını sağlayan aydınlardan birisidir. 34 yıl bu üniversitenin rektörlüğünü yürüten Berdibay, Sovyetler Birliği’nin hakim olduğu dönemde milliyetçilik suçlaması ile sürgün edilenler arasındadır. Rahmankul Berdibay halk arasında fesatçılık ve bölücülük yapan, sadece kendini gözeten ve hiçbir değer yargısı olmayan hainleri niteleyen “Közkaman”  kavramını gün yüzüne çıkaran fikir adamıdır. Berdibay, son olarak 2011 yılında düzenlenen IV. Uluslararası Türkoloji Kongresi’nde bir konuşma yapmış; Türk devlet ve topluluklarının artık ortak bir dil üzerinde mutabakat sağlamasını ve bu dilin Türkiye Türkçesi olması gerektiğini ifade etmişti.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş