At atın yanında durdukça...

A+A-
Ergun KAFTANCI

DÜN grup toplantılarının günüydü...   

     Yanlış politikalar üreten ve milliyetçi ülkücü iradeyi dikkate almadan

iktidar partisine meyleden Bahçeli konuştu...

     Hem de mal bulmuş mağribi edâsıyla...

     Konuşmasının birinci bölümü mizahi özelliğe sahipti...

     Kendi ifadesine göre, ikinci bölümü ciddi (!) cümlelerden ibaretti...

     ........................

     Yadırgamadım...

     Üslûbu ve dili, iktidarın üslûbundan ve dilinden farklı değildi...

     Mütecavizdi...

     Ne demişler, at atın yanında durdu mu, ya huyundan, ya suyundan alır...

     Muhteremin ikisinden de aldığı ortaya çıktı...

     ........................

     Kaba bir dil, hiddet içeren bir konuşma...

     Eee, dedim. El âlemin kayığına binen türküsünü de çığırır...

     .......................

     Birçok cümlesi irdelenmeye muhtaç bir konuşmaydı...

     Hepsini geçip bir ikisine değinmek istiyorum...

     Evvel emirde medyayı karşısına alan cümlesine takıldım. Eski tüfekler diye başlayan ve kendisini uyarıp edepli olmaya, ülkenin ihtiyaç duyduğu politikaları üretmeye davet eden gazetelere çattı...

     İmalı cümlesinde bir nebze de olsa, bize fevkalade seviyesiz bir gönderme vardı...

     Ruh halinin bozukluğuna verdim...

     ........................

     Muhalif girişime ilişkin yaptığı bir sataşma ise manidardı..

     Şöyle dedi:

     -Milliyetçi ülkücü harekette bir kutuplaşmaya, bir cepheleşmeye neden olacak ve yol açabilecek bu tehlikeli girişimler alenen ateşle oynamaktır...

     Bunu geç de olsa farketmesi, bundan böyle partide "Eskiler-Yeniler" ya da "Bizden-Bize karşı" diye ayrımlar yapmayacağı anlamına geldi...

      Sevindirici buldum!

     ........................

     1 Kasım'dan bu yana haddi aşmış isimlerin yakasını bırakmayacağını da söylemekten kendisini alamadı...

     7 Haziran'da kazanılan 80 sandalyeyi bir çırpıda 40'a indiren bir Genel Başkan'ın ağzına diğerleri gibi bu cümle de hiç yakışmadı.

     ......................

     Muhaliflerin Yargıtay'ın vereceği kararını beklemeden hareket ettiklerini ise diline dolamadan edemedi:

     -Nedir bu acele, nereye yetişeceksiniz...

     Ülke, iktidarın basiretsiz tutumu yüzünden sancı üstüne sancı yaşar ve millet geleceğinden kuşku duyarken Genel Başkan bu iktidara meylederse, ülkeyi el birliğiyle daha kötüye götürmeyin diyen herkes telaşa kapılır...

      O telâşın nedeni budur!

      .......................

     Sertlik, hiddet ve şirretlik dolu bu konuşma, parti içi muhalifetin Devlet Bahçeli'nin görevinden  uzaklaştırılmasını istemesindeki haklılığı herhalde göstermektedir.

 

 

*

 

Bu girişim engellenemez!

       MHP, ülkenin gündeminden inmeyecek anlaşılan...

    Olağanüstü kurultaya giderek tüzük tadiline hazırlanan yedi yüz küsur delegenin beklediği maalesef olmadı...

    Bozdağ'ın el altından yaptığı sinsi çalışmalar semeresini verdi, kurultay yargı yoluyla engellendi...

    .......................

    "Bizim bir rolümüz yok" diyenlere soruyorum...   

    -Koca ülkede başvuracağınız başka mahkemeler yok muydu da Tosya ve Gemerek gibi iki ilçe mahkemesine yöneldiniz...

       İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa gibi büyük kentlerin mahkemeleri dururken, evet neden Tosya ve Gemerek mahkemeleri...

     Buyursunlar, cevap versinler!

     .....................

     MHP'de ortaya çıkan muhalefet, demokratik bir girişimdir.

     Bu girişimin amacı partiyi bölmek değildir...

     Aksine amaç, kötü politikalar üretilmesine demokratik yolla karşı çıkmaktır...

     Demokratik siyasal anlayışta liderin, ömür boyu o koltukta kalması, etrafının yanlışlarına rağmen muhafaza edilmesi ve sesini çıkaranın kulağından tutularak atılması gibi bir gelenek yoktur, olamaz da...

    Başka partilerde, AKP ve CHP'de yer etmiş bu anlayış ve uygulamanın  MHP'de de yapılması elbette söz konusu olamaz...

    Söz konusu olursa tepkileri de olur...

      Böyle bir anlayışa karşı çıkmaktan daha doğal ne olabilir...

    ....................

    Bahçeli, Genel Başkanlık yetkisini kullanarak birçok teşkilâtı görevden aldı ve muhalefete imzayla destek veren partilileri kulağından tutup attı...

    Şimdi de muhalefete mensup dört değerli insanı atma hazırlığında...

     İlk talimatı verdi:

     -Dördünü de ihraç edin...

     Partiyi, yedi yüz delegenin imzayla desteklediği bu dörtlü muhalefet mi bölüyor, yoksa peş peşe ihraçlar yapan, yaptıklarıyla yetinmeyip "Dördünü de topun ağzına koyun" diye emreden lider mi?

     ...................

       Muhalefet, üzeri değişik biçimlerde örtülen milliyetçi ülkücü iradeyi yeniden ortaya çıkardı değerli okurlar...

    Fikren ve siyaseten muattal hale getirilen partili genç beyinler bundan sonra aktif siyasete katılarak milletimize hizmet etme imkânına kavuşmuş olacak...

    Bahçeli ve etrafı ne kadar debelenirse debelensin, MHP'de demokratik siyasal anlayışın hayata geçeceği gün yaklaşmaktadır...

    Bu girişim, iktidarın yardımıyla engellense de bitti sayılmaz...

    Yeniden başlar...

    .....................

    Milliyetçi ülkücü irade hiçbir suretle engellenemez.

    Herkes bunu bir kenara yazsın!

 

*

 

BİR SÖZ

     KADI kalben rüşvet almaya karar verirse, zalimi mazlumdan ayıramaz.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları