Ata cinayetinde hepimiz suç ortağıyız...

A+A-
Savaş SÜZAL

Atatürk’ün ölüm günü her sene bir şekilde anılır. Dururuz, durmayız, şeklen saygı gösterir ama fiilen saygısızızdır. Ama en sonunda bu sene, hepimizin yüreğinde yaşadığına inandığımız ve ulusumuzu düze çıkaran bir dünya liderini gerçekten öldürdük. Yaşayan bir efsaneyi, onun uygarlık fikirlerini, onun ulusuna yaptıklarını, ulusça yıktık yaktık, gerçek anlamda öldürdük. Öldürdük diyorum, çünkü bugünkü durumdan hepimizin sorumlu olduğuna inanıyorum.
Kadınlar kendilerine, mücadele etmeden dünyadaki birçok ulustan çok önce verilen kadın haklarının ellerinden alınmasına sessiz kaldıkları için Atalarını öldürdü. Eğitime hayatını verenlerle, Atatürk devrimleri yüzünden temeli atılan bir uygar devlet içinde sivrilebilen, aile düzeni kurabilen bürokrat ve orta sınıf bu haklarının ellerinden alınışı sırasında sessiz kaldıkları için Atatürk’ü öldürdüler.
Eğitime hayatını verenlerle, Atatürk devrimleri yüzünden temeli atılan bir uygar devlet içinde sivrilebilen, aile düzeni kurabilen bürokrat ve orta sınıf bu haklarının ellerinden alınışı sırasında sessiz kaldıkları için Atatürk’ü öldürdüler.
Evet, sevgili okurum, ben ve benim gibi gazetecilik yapan basın içinde dış mihraklardan beslenen, yabancı ülkelerin silahla dize getiremedikleri ülkeyi, Sevr Antlaşması koşullarına getirdikleri ve yardakçılık ettikleri ve onun askerine siviline düşmanlık yarışına girdikleri için Atamızı öldürdü. O ölmedi içimizde palavralarını sıkıp, hamasi nutuklar atarak düşmanlarının ekmeğine yağ sürdük. Manevi varlığını yok ettik ve yok edilmesine sessiz kaldık.
İşte bu nedenlerle hepimiz suçluyuz. Ve onu kurtardığı ulusu yeniden ve bir daha doğrulamayacak şekilde mezara gömdü. Bakıyorum da topraklarında bulunduğum Amerika’da o ülkenin kurtuluş savaşını verip ülkenin ilk Cumhurbaşkanı olan George Washington’a bizden çok daha fazla saygılı ve sahipler. Bir Amerikalı gazeteci arkadaşım bana Atatürk’ü putlaştırdığımızı, her yere resim ve heykellerini diktiğimizi söylemişti. Benim ona, “Biz başkentimizin adını Atatürk koymadık” yanıtım ise bir daha bize dil uzatamayacak şekilde dilini kırmıştı.
Onlar da paralarının üzerine Washington’un resmini basmıştı. Her yerde Meclis ve senatolarında boy boy resimleri, dizi dizi heykelleri vardı. Tarih kitaplarında sayfalar dolusu Amerika’nın kurtuluş savaşı vardı. Ama kimse onlara neden Washington’un bu kadar putlaştırıldığını sormadı, sorgulamadı. Onlar kendi aralarında etnik kavga vermedi. Hepsi Amerika kıtasında yaşadıkları için kendisini Amerikalı kabul etti ve gururla Amerikalı olduğunu söyledi. Onlar milyonlarca Kızılderili’nin elinden topraklarını alarak soykırımı yapmalarına rağmen kimse onları soykırımı ile suçlamadı.
Bu ülkede de her ülkede olduğu gibi derin devlet vardı. Kimse derin devlet için Başkan ve iktidarları suçlamadı. Onlarda da polis devleti vardı ama kimse ifade ile toplantı ve gösteri haklarını ihlal etmekle suçlamadı. Ermeniler ve Rumlar Türk büyükelçiliği kaldırımında gösteri yaparken, Türkler Ermenistan ve Yunanistan Büyükelçiliklerine karşı kaldırımdan bağırmakla yetindi. Ama kimse onlara adaletsiz demedi. Onlarda devletin devamlılığı vardı. Demokrat Cumhuriyetçinin, Cumhuriyetçi Demokratın politikasını devam ettirdi.
Onlar devletlerine ve Cumhuriyetlerine, topraklarına, liderlerine sahip çıktı. İşte o yüzden Amerika büyük ve süper güç olarak kaldı. Bizimkiler mangalda kül bırakmamasına rağmen küçülmeye devam ediyoruz. Evet, Atam seni gerçekten öldürdüğümüz ve bu cinayette suç ortağı olduğumuz için senden özür diliyorum. Allah sana gani gani rahmet eylesin ama sana layık bir ulus değiliz biz, bunu anla artık.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları