Atasözleri ve deyimler...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Bir dilin ifade gücü o dildeki kelime sayısından ziyade, söz konusu dilin sahip olduğu atasözleri ve deyimlerle ölçülür. Bu açıdan bakıldığında Türkçenin dünya dilleri arasında önemli bir yere sahip olduğu söylenebilir. Kahvehanelerdeki yahut sohbetlerdeki konuşmalara dikkat edin, özellikle ümmî kişilerin meramlarını kısa yoldan anlatmaya çalıştıklarını, bunun için de sık sık atasözlerine ve deyimlere başvurduklarını göreceksiniz. Demek ki dilimiz, ifade gücünü daha çok atasözleri ve deyimlerden almaktadır. Bu itibarla atasözleri ve deyimler bakımından Türkçe zengin bir dildir.
Türkçe için atasözleri ve deyimler bu kadar önemli olunca tatil dönüşü masamızın üzerinde yığılı bulduğumuz kitaplardan atasözü ve deyimlerle ilgili olanı tanıtmaya -gayet tabii- öncelik verdik.
Evet, bugün tanıtmaya çalışacağımız kitap Türk Dil Kurumu Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu E. Başkanı Prof. Dr. İsmail Parlatır Bey’in iki kitaptan oluşan (1. Kitap: Atasözleri, 574 s. // 2. Kitap: Deyimler, 963 s.) Atasözleri ve Deyimler sözlüğü olacak.
Yargı Yayınevi’nin (Tel: 0312 431 00 65) bastığı (Ankara, 2008) söz konusu eserin arka kapağında İsmail Parlatır çalışması hakkında şunları söylüyor:
“Biz, bu çalışmamızda bugüne kadar yayımlanan atasözü ve deyimler kitaplarının içinde yer alan söz varlıklarını hem sayısal olarak ikiye katladık hem de bu söz varlıklarına yeni ve farklı açıklamalarla değişik yorumlar getirmeye özen gösterdik. Sözgelişi bu tür kitaplarda atasözleri ve deyimlerin toplamı 8500 civarında iken bizim çalışmamızda atasözü ve deyimlerin toplamı 15.425 söz varlığı olarak ortaya çıkmaktadır.”
Görüldüğü gibi İsmail Bey bu çalışmasıyla okuyucuların istifadesine yaklaşık 7 bin atasözü ve deyim daha sunmuş oluyor ki bu, alkışlanacak bir hizmettir.
Sizlere diğer kitaplarda olmayan atasözü ve deyimlerden örnekler sunmak isterdim, ama kitabın iç kapağındaki şu ifade buna engel oldu: “Bu kitabın baskısından 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası hükümleri gereğince kaynak gösterilerek bile olsa alıntı yapılamaz...”  Yayınevinin koyduğunu tahmin ettiğimiz bu nottan eminim İsmail Bey de rahatsız olmuştur. Çünkü -yazarın da ifade ettiği gibi- eser mevcut kaynaklar ve edebî eserlerden derlenmiştir. Ayrıca adı üstünde atalar sözü ve deyimler... Halkın malını halkın rahatça alıp istifade etmesinin önünü kapatmak olacak şey midir?
Bu noktada şu anekdotu nakletmeden geçemeyeceğim: Bir tarihte yaşlı bir zat bir “ilmihal” kitabı hazırlayarak bastırmak için “Bilmen Yayınevi” ne gider. Masada “Büyük İslâm İlmihali” adlı eseriyle tanınan sabık Diyanet İşleri Reisi Ömer Nasuhi Bilmen’in oğlu oturuyormuş, eseri incelemiş ve “... Ama amca bu bilgiler hep babamın ” İslâm İlmihali “nden alınmış” deyince, zatı muhterem cevabı yapıştırmış: “Oğlum, o bilgileri baban da başka yerlerden almıştı. Yoksa babana vahiy mi geliyordu?”
Şaka bir yana, özellikle bilimsel çalışmalarda -ve tabii derlemelerde- inhisarcılık (tekelcilik) hoş olmayan bir davranıştır. Araştırmacılar birbirlerinin çalışmalarından -kaynak göstermek şartıyla- elbette yararlanacaklardır. Aksi tavırlar hem bilimde hem de kültürde ilerlemeyi engeller.
Biz “Bu kadar kusur kadı kızında da olur” diyor ve Türk kültürüne yeni bir atasözü ve deyimler hazinesi kazandıran Prof. Dr. İsmail Parlatır Bey’i tebrik ediyoruz. Bence söz konusu eser her Türk aydınının kitaplığında muhakkak bulunmalıdır. İlgililere tavsiye ediyoruz...   

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları