Atatürk; amansız, kayıtsız ve şartsız!

Altemur KILIÇ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Zaman gazetesi yazarı Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne’yi  “Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu” Yönetim Kurulu üyeliğine ataması, benimki dahil, tepkilere yol açtı... Ne “mümtaz” ne “er”, fakat “dönek” zat, Ankara’da gençler tarafından yüzüne karşı protesto edildi...
Bu, kimliği, kişiliği malum kişinin Cumhurbaşkanı Gül tarafından bir Atatürk kurumuna atanması şaibeli... Gül onun yazılarını okuyorsa, demek ki Atatürk hakkındaki ters düşünceleriyle hemfikir!.. Gül bu zatı başka herhangi bir kuruma tayin etseydi pek mesele olmazdı. Mesela bir Tıp kurumu, TÜBİTAK değil de Atatürk kurumu!.. Ama o zaman da dudak bükülürdü... Dedim ya, “bu atama”, Atamıza ihanet... Tabii “Atamız” demek onlara ters gelmiyorsa!..

***


Türköne: “Atatürk’ü severim ama” demiş ve devam etmiş: “Atatürk’ü çok sever ve sayarım; ancak Atatürkçülük konusunda endişeleri olan bir entelektüelim”... Tabii “entelektüellik” kendine teveccühü, hüsnü kuruntu... Atatürk’ü “hem de çok” seven bu adam, önce “Anayasa’dan ‘Atatürk Milliyetçiliği’ ifadesi çıkarılmalı” der. Çünkü bu dönek eski milliyetçi, şimdi cemaatçi; Atatürk’e karşı olduğu kadar, 1980’den önce uğrunda mücadele ettiği milliyetçiliğe de karşıdır. Karakter meselesi!..

***


Önce bu konuda kişisel inancımı belirteyim: Bence ve benim gibi düşünenlerce, Atatürk’ü sevmenin “şartı” “aması” yoktur... Bağnazlık mıdır bu? Hayır; O7na ve Cumhuriyete bağlılık tartışılamaz! Hele hele yıllar geçtikçe,  Atatürk ve kurduğu Cumhuriyet gittikçe artan şekillerde hırpalanırken bizim “kayıtsız ve şartsız” Atatürk’e, devrimlerine ve Cumhuriyetine inanmamız ve onları savunmamız gerekiyor.
Türköne ve yandaşlarının “aması” klasikleşti. “Tarihimizle yüzleşmek” ve güya “Atatürk’ü, Atatürkçülerden kurtarmak gerek” derler. Bir defa bu adamlar, kadınlar, Türköne gibi sözde aydınlar “entelektüeller” Atatürk’e zerre kadar saygılı olmadıkları bence malum iken, bu “Atatürk’ü Atatürkçülerden kurtarmak gerek” safsatasına neden yapışmışlardır?!! Atatürk’ü hiç sevmezler, sevmediler ki, neden “Onu kurtarmak istesinler”?!! Atatürk’ten bir kurtulsalar, Cumhuriyetini yıkıp “İkinci Cumhuriyeti kursalar” bayram edecekler!..
Doğrusu, bir bakıma haklılar; çünkü öldükten sonra Atatürk, Ecevit’in
 “Gardırop Atatürkçülüğü” dediği Atatürk’ü hiç özümsememiş, bazıları tarafından suistimal edildi ve kendi emelleri için kullanıldı...Yıllarca, her 10 Kasım’da O’nu severek anma değil, o günde “resmî ve göstermelik” matem yapılması mutad oldu... Aslında Atatürk “öldü” diye dövüneceğimiz yerde, yaşadı ve yaptıklarını başardı diye “bayram” yapmamız gerekir!..
Şimdi bu olay vesilesiyle Atatürk sevgisini, Atatürkçülüğü doğru yerine koymamız ve “Türköne gibi” Atatürk’ü “amasız” sevmeyenlerin çanlarına ot tıkamalıyız...

***


Bu “liboşlar, liboşseverler” şimdilik Atatürk’e açıkça vuramadıkları için “Kemalizm’i” kötü kavram yaptılar... “Kemalizm’e, ama aslında Atatürkçülüğe” bu yoldan saldırıyorlar. Gerçek Atatürkçülük, Atatürk Milliyetçiliği... Hatırlatalım: “Kemalist” tabirini Kurtuluş Savaşı esnasında yabancılar ve işgal İstanbul’undaki işbirlikçileri, Kuvâ-yı Milliyeciler için aşağılayıcı bir anlamda -âdeta eşkıyalar anlamında- kullanmışlardı. Cumhuriyet kurulduktan hemen sonra, “Kemalizm ve Kemalist” deyimleri resmî dilde kullanıldı. Hatta o zaman Devletin İngilizce dergisinin adı “La Turquie Kemalist” idi.
Fakat Nasyonal Sosyalizm ve Faşizmin moda olduğu yıllarda Recep Peker, zamanın modasına uyarak “Kemalizmi” resmî ideoloji olarak önerince, Atatürk buna şiddetle karşı çıkmış “İşte o zaman donar kalırız” demişti. Çünkü O bağnaz değildi; en gerçek yol göstericinin “ilim ve irfan olduğuna” inanmıştı
Şimdi de Atatürk, Atatürkçülük düşmanlarına karşı bizim de buna inanmamız ve kavram karışıklığından kurtulmamız gerekiyor: Kemalizm, Atatürkçülük, Ulusalcılık Atatürk Milliyetçiliğidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş