Atatürk filmi

Muhiddin NALBANTOĞLU

Türk sinemasının dünya çapında büyük atakta olduğu günümüzde gazetelerde Türk Kurtuluş Savaşı ve Atatürk konusunda da filmler çekileceği haberleri yer alıyor. Hatta Hürriyet gazetesinin haberinde ünlü yönetmen Spielberg’e atfen ‘bir Atatürk filmi çekebilir’denilmektedir. (Hürriyet, 17 Şubat). Yine aynı tarihli Star’ın özel haberinde Kuvayi Milliye’nin ünlü çete reisi Çerkez Ethem ile ilgili çekilmekte olan filmden bahsedilmekte. Bütün bunlar Türk yakın tarihi ve kültürü açısından çok önemli olaylardır. Gerçi Atatürk filmi çekilmesi ve bu işe Hollywood’un da karışması olayı yeni değildir. Bunun 50 yıldan fazla bir geçmişi vardır. Kurtuluş Savaşı ile ilgili çekilen filmler arasında Atatürk’ün bizzat kendisinin de oyuncular arasında rol aldığı “Bir Millet Uyanıyor”da vardır. Bu güzel filmin o yıllarda filmin resimleri ile beraber lüks kağıda basılmış bir kitabı da vardır. Aynı adla Kanaat Kitapevi’nin yayınladığı eser Nizameddin Nazif Tepedelenlioğlu tarafından kaleme alınmıştır. Kendisi bana bizzat  anlatmıştır ki, Atatürk’e film projesinden bahsettiklerinde filmde kendisini hangi artistin oynamasının uygun olacağı da sorulur.  Atatürk’ün buna verdiği cevap Nizameddin Bey’in anılarında şöyle yer alır:
 “Ben daha hayattayım. Kendi rolümü kendim oynarım.”
Öyle de yapılmıştır. Sırası gelmişken bir gerçek olayı da Batı kaynaklarından verelim: Polonya’nın Hitler ordularının saldırısına uğramadan önceki devlet başkanlarından ünlü kompozitör Padarewski, heykelini dikmek ve filmini çekmek için kendisine geldiklerinde izin vermez. Çok ısrar edilmesi üzerine Padarewski:
 “Bu heykeli ele alalım mesela, bu heykel kaç milyona yapılır?” Anlatırlar ki 5 milyon krona yapılacaktır. Padarewski’nin gülerek verdiği cevap şu olur:
 “Bana bir milyon kron veriniz. Ben o heykelin yerine bütün gün kendim dikilirim.”
Atatürk filmi söz konusu olunca burada; aziz dostum büyük sanatkar, rejisör ve yazar Metin Erksan’ın adını saygı ile anmak isterim. Halen hayatta olan Erksan’ın güzel bir kitabı yayınlanmıştır. Atatürk Filmi adını taşıyan bu eserin okunmasının tam zamanıdır. Günümüzden elli yıl kadar evvel Yull Brayner, Atatürk filmi konusunda Hollywood girişimini yerinde tetkik için Türkiye’ye gelmiştir. Atatürk’ün
Anıtkabri’ni ziyaret edip büyük törenle çelenk de koymuştur. O günkü gazetelerde bu konu ile ilgili boy boy resimler ve röportajlar da yayınlanmıştır. Ancak Brayner’in o zamanki ifadelerine göre Atatürk’ü bir idol, bir ilah gibi anlatırlar. Oysa o, bir insan Atatürk filmi çekmek istemektedir. “Ben bir sanatkarım. Benim için bir insan şahsiyeti olarak Atatürk vardır. Onun dışında bir kişilik oynamam” der. Bu çok ciddi ve güzel girişim de böylece hüsrana uğrar. Gerçi büyük şairimiz Mehmed Âkif Ersoy’un güzel bir sözü vardır. Hazretin başka bir konunun zikredilmesi üzerine dediği söz şudur:
“Büyük idealler hicrana uğrasa da hüsrana uğramaz.”
Ülkemizde Atatürk düşmanlığının ve onun bütün eserlerinin tahribe uğradığı, bütün hatıralarının yok edilmek istendiği, bizzat kurduğu devletin temellerinin dinamitlendiği bir zamanda böylesine Atatürk filmine şiddetle ihtiyaç vardır. Dost ve düşman bütün dünyanın o büyük adamdan öğreneceği çok şey vardır. İnşallah bu güzel girişim hayata geçirilir de geç kalmış olanlar da bilmelidir ki:
“Gazi’nin ufuklardan uzanmış elidir ki
Toptan verilen şeyleri bir bir geri aldı
Türk’ün koca tarihi yoksa şimdi
masaldı...”
Büyük hamasi şairimiz Mithat Cemal Kuntay rahmetlinin şiirlerinden aldığımız bu mısralar büyük bir gerçeği yansıtmaktadır. Bugünlerde ortadan kaldırılmak istenen onun gençliğe muhteşem bir siyasi vasiyeti mahiyetindeki “Hitabe”sinin değeri de bu sapkın girişimler sonucunda yeniden muhteşem bir anlam kazanmıştır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş