Atatürk’ü anlamak

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Dünyanın bütün memleketleri kahraman yetiştirmek gayretindedir. Kendi değerlerini dikkatle korumak, yüceltmek temel dikkatleridir.
Ne yazık ki bunun tek istisnası biziz. Yetiştirdiğimiz değerlerin eksiğini aramak, bulamazsak kusurlar icat etmek toplum olarak bizim işimiz.
Milli değerlerimizin altı oyuldukça haz almak gibi garip bir hastalığımız var.
Ne dinimiz, ne mukaddeslerimiz böyle bir ahlaki zaafa anlayışla bakmıyor. “Ayıpları örtmekte gece gibi ol...” diyen velilerin   hoşgörülü, aydınlık ufkuna gözlerimizi yummuş, kendi karanlığımız  içerisinde ilerliyoruz.
Son yıllarda Atatürk gerçeğine saldırmak, O’nun abide duvarından bir tuğla sökmeye çalışmak adeta moda oldu.
Atatürk; mağlup olmamış bir kumandan, milli devlet kurucusu,  Batıya dönük siyasetin kararlı temsilcisi, kültürümüzün, devlet hayatımızın milli menfaat çizgisinde olmasını varlık sebebi bilen bir kültür milliyetçisi, Türk diline, dinine, tarihine aşkla eğilmiş bir şahsiyet...
O, asla kendini düşünmemiş, bütün varlığını milletine bağışlamış   “En büyük iftiharım Türk yaratılmamdır”  diyen millet sevdalısı...
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti”  diyerek devlet ve hukuk şuurunu taçlandırmış bir isim. Milli Mücadele zaferle bittikten sonra; Milletin düşünce, inanç, iman hayatını örten külleri kaldırmak  için gerekli her türlü reformu cesaretle yapmış yürekli bir lider...
Zaman içinde bütün yabancı imtiyazları satın almış, yabancı sermayenin tamamını millileştirmiş, “milli ekonomi”  şuurunun ve iradesinin sahibi...
Trablus Harbi, Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele ile kesintisiz 16 yıl harp yaşamış, ölmüş, sakat kalmış, yanmış, yakılmış, iktisadi gücü erimiş, üretim alanları boş kalmış bir topluma güven, başarı ve ayağa kalkma iradesi veren hep O’dur.
TBMM kürsüsünde 7 günde okuduğu ’Nutuk’un sonunu  “Türk Gençliğine” diyerek şahane bir kükreyişle bitirir. Gazetelerin yazdığına göre; Antepli Şahin, Bayrak şiirlerinden sonra  “Atatürk’ün Gençliğe Hitabı”  da kaldırılıyormuş!
Nutuk’taki Türkçenin zenginliği, mantık sağlamlığı, belgelerin tutarlılığı, ifadenin akıcılığı  Mustafa Kemal’in zengin bilgi ve kültür bereketinin ifadesidir.
Kendisinin özel imamı, sonra musiki korosunun şefi Yaşar Bey’in  Milli Kütüphane’deki hatıralarını okuduğunuz
zaman O’ndaki mukaddesata saygıya hayran olursunuz. Yaşar Bey aynen
şöyle yazıyor:
“Kandillerde, ramazanda değil içki içmek, bulunduğu yerin önünden  içki arabası geçemezdi.
Bir asker arkadaşı vefat ettiğinde -Yaşar Bey, ölen kahraman bir paşadır. Hazır Hatmin var mı?- diye sorar; -Var efendim.- diye cevap verdiğimde: -O zaman aileyi ziyaret et, hatim duası yap - derdi.”
Atatürk’ün Milli Mücadele öncesi  ziyaret edip, türbelerinde itikâfa çekildiği Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Hazreti Mevlana’ya büyük muhabbeti ve saygısı vardır. Meclis’te  “Dergâhların Kapatılması Hakkında Kanun” kabul edildiğinde Başbakan İnönü’ye;  “İsmet! Kanunu hazırla, yarın sabah Mevlana Dergâhı, Mevlana Müzesi olarak açılacak!” talimatını
verir.
Hz. Pir’i 14 defa ziyaret eden Mustafa Kemal, Mesnevi’nin, Sem’â Ayini’nin
sevdalısıdır.
O’nun Osmanlı Hanedanı ile ilişkileri de bazı istisnalar dışında genel olarak yanlış şekilde nakledilmiştir. Gerçekte, son Osmanlı Padişahı Vahdettin’e sofrasında çirkin söz edeni hemen susturmuş ve “İsteseydi hazineyi götürürdü. Çöpe tenezzül etmemiştir”  demiştir. Yıldırım Beyazıt’a, Fatih’e hayrandır.
Peşin, ucuz sloganlarla dolu kafalar Mustafa Kemal Atatürk’ü anlayamaz.  
Bir milletin kaderini değiştiren bu büyük adamın, ışık dolu şahsiyeti, güneşin balçıkla sıvanmadığı gibi hep aydınlık kalacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları