Atatürk’ü büyük yapan en önemli vasfı neydi?

İsrafil K.KUMBASAR
7 yaşındayken babasını kaybetti ve ‘yetim’ kaldı. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya, oradan oraya sürüklenmeye başladı.
8 yaşında okuldan alınarak köye gönderildi. Zamanını tarlalarda ‘kargaları’ kovalamakla geçirdi.
10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde, yeni okulundaki ‘hocasından’ dayak yedi. Ailesi yeniden onu okuldan aldı.
17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için ‘gerekli not ortalamasını’ tutturamadı.
24 yaşında ‘tutuklandı’, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir ‘hücrede’hapis yattı.
25 yaşında ‘sürgüne’ gönderildi.
30 yaşında kendisi ‘başka şehirleri’ düşman elinden kurtarmaya çalışırken, ‘doğduğu şehir’ düşmanların eline geçti.
37 yaşında ‘böbrek’hastalığından, Viyana’da tam iki ay hastanede yattı, komutan olarak atanmış olduğu ‘ordu’ dağıtıldı.
38 yaşında önce Savunma Bakanı tarafından ‘görevinden’ atıldı, ardından hakkında ‘tutuklama kararı’çıkarıldı.
39 yaşında ‘idam cezasına’ çarptırıldı.
Sonra ne mi oldu?
42 yaşında Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanı oldu.
***
Kişisel gelişim uzmanı Mümin Sekman, “Her şey seninle başlar / Kişisel kurtuluş savaşınızı başlatın” isimli kitabında, Atatürk’ün hayat hikayesini
böyle özetliyor.
Ve devam ediyor:
Bir düşünün, sizin ‘başarılı olmanızı’ engelleyen, ama daha önce Atatürk’ün karşısına çıkmamış olan bir engel var mı?
Başarılı olmanızın önündeki engel ne?
‘Paranız’ mı yok? Atatürk’ün de yoktu.
Aileniz  ‘zengin’ değil mi? Atatürk’ünki de değildi. ‘Sağlığınız’ mı bozuk? Atatürk’ün de bozuktu.
Çevrenizde sizi ‘çekemeyenler’ mi var? Atatürk’ün de vardı. Bazı ‘yakınlarınız’ sizi arkadan mı vurdular? Atatürk’ü de vurdular.
Amirleriniz ‘hakkınızı’ mı yiyor? Sizden ‘daha beceriksiz’ ama hırslı olanlar, sizden ‘daha hızlı’ yükselip size amirlik mi yapıyor? Geçmişte ‘bazı denemelerinizde’ başarısız mı oldunuz? Hakkınızda ‘idam fermanı’ çıktığı için mi başarılı olamıyorsunuz?
Hepsi Atatürk’ün de başına gelmişti.
***
Gündelik hayatta karşılaştığımız küçük ya da büyük ‘kişisel’ sorunlar, ‘büyük
başarıların’ önünde asla engel değildir.
Atatürk kişisel kurtuluş savaşı ile ‘ülkeyi kurtarma savaşını’ birlikte götürebilmişti.
Ona, “Para yok” dediler, “Bulunur” dedi, “Düşman çok” dediler, “Yenilir” dedi.
Ve sonunda tüm dedikleri gerçekleşti.
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde niçin,  “Vazifeye atılmak için, içinde bulunduğun vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin” dediğini herhalde şimdi daha iyi anlıyorsunuzdur.
Atatürk, büyük yaşamak için yapılması gerekenleri aynen şöyle özetliyordu:
-  “Büyüklük odur ki, hiç kimseye ‘minnet/iltifat’ etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için ‘gerçek ülkü’ neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin ‘aleyhinde’ bulunacaktır, herkes seni ‘yolundan çevirmeye’ çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde ‘sonsuz engeller’ yığılacaktır. Kendini büyük değil ‘küçük’, ‘araçsız’, ‘hiç’ telakki edecek, kimseden ‘yardım gelmeyeceğine’ inanarak o engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana ‘Büyüksün’ derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.”
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş