Atatürk'ün ülküdaşları

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Yeni haftayı Ürgüp'ten Alpaydın Eroğlu'nun paylaştığı satırlarla açalım istedim -geride bıraktığımız haftanın da ruhuna uygun-:

"  (...)  Teröristlerle çatışırken yaralanan komutanının üzerine yatıp kurşuna siper olurken, "Sizin çok ağlayacak olanınız, evlatlarınız, eşiniz, aileniz var. Benim bir tek anam var ağlayacak" diyen Mehmetçik...

  Cizre'de yaralanmasına rağmen gazi raporunu kabul etmeyip, Sur'a arkadaşlarının yanına koşup orada şehit olan komutan...

  Şehit düşen evladının başında "Vatan sağ olsun" diyen baba...

  Toprağa verdiği kuzusunun başında "seni abdestsiz emzirmedim" diyen ana...

Kahpece vurulan polis eşinin tabutu önünde, sıkıca sarıldığı yavrusuna "hazır ol sıra sende" diyen ana...

  Amerika'da insan sağlığında çığır açan araştırmasıyla ödül aldığında, "Ben Türk Milletinin evladı, Atatürk ve Cumhuriyetin eseriyim" diye haykıran Aziz Sancar...

  İstiklal Marşını okurken insanı tir tir titreten, küçücük omzunda taşıdığı yüce tarihinin yüküyle yedi yaşındaki ilköğretim okulu öğrencisi...

  Elindeki bir lirasını Diyarbakır Sur'da terör mağdurlarına gönderip, "Kusura bakmayın babam 4 aydır işsiz" diyen Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki ortaokul öğrencisi...

  Ömrünün baharında Vatanı, Milleti, Bayrağı için can veren binlerce genç...

  Türk Bayrağından başka hiçbir bez parçasının bu coğrafyada dalgalanamayacağını kükreyerek ilan eden nice yiğitler...

Söylediği türküde, çizdiği resimde, yazdığı şiirde Türk Milleti diyen sanatkarlarımız...

  Ülkesi için okuyan, çalışan, dertlenen, kendini yetiştiren milyonlarca yürek...

Kuşatma hem içerden hem dışarıdan çok mesafe aldı belki!

İstiklal Savaşı öncesi gibidir belki şartlar.

Atatürk'ün Ülküdaşları, onun fikri mirasçıları, emanetinin sahipleri...

Varız, buradayız!.."

 

 

*

 

''Ermeni soykırımı yalanı'' ve tarihi tersinden okumak

 Geçtiğimiz haftanın ruhuna denk düşen bir başka yazı da Ermeni mezalimini iliklerine kadar yaşamış Gaziantep'ten Tamer Abuşoğlu'ndan:

"Her 24 Nisan yaklaştığında kimilerinin yarası depreşir. Kimileri ise kendine ait olmayan bu yarayı kaşıyarak kangren eder.

 (...) Amerika'daki lobi faaliyetlerinin 1 numaralı kozu haline gelen soykırım yalanı Ermeni oylarına tahvil olurken, Fransa'daki diaspora Ermenilerinin yaydığı kara propaganda ise, kendi kirli tarihlerini temizlemeye yetmeyecektir.

Kaldı ki, bu Anti-Türk politika açlığından başka sermayesi olmayan sıradan Ermenilerin sınıfsal çelişkilerine de bir fayda sağlamayacak. Görünüş o ki, sömürülen her zaman gariban Ermeniler olacak. (...) 500 bin Ermenistan yurttaşı ise, yine yaşamak için Türkiye'ye sığınacak... Türk-Ermeni ilişkilerinde size sunulanın aksine, bugünün realitesi işte bu..."

 

 

*

 

Osmanlı isyanı

Tarık Cengiz Osmanoğlu İsviçre'den yazmış:

"Merhaba, ben İsviçre'de yaşayan, Osmanlı ailesi mensubu birisiyim. (...) görüyorum ki, ailemiz üzerinden milletimiz aldatılıyor, sözde "Yeniden Osmanlı" oluyoruz yalanı ile Osmanlı İmparatorluğunun sonunu getiren emperyal güçlerin projeleri yürütülüyor.(...) Ben bu duruma isyan ediyorum (...) Beyler, uyanın, Osmanlı falan olunmuyor, tıpkı Orta Doğu'nun diğer coğrafyalarında olduğu gibi, Anadolu'da da İslam dini elden gidiyor, çoğunluğunuz bu felaketi "cihat" sanıyorsunuz..."

 

 

*

 

Türk töresinde "tek adam" yok

Nazım Peker, "tek adam" rejiminin Türk tarihinde yeri olmadığını hatırlatıyor ve bakın nasıl bir çağrı yapıyor:

"İlk Türklerde de, İslamiyet sonrası Türklerde de hep ortak akıl ön plandaydı. İlk Türklerde, devlet meseleleri; bilge ve aksaçlılardan oluşan bir kurulda görüşülür ve çıkan ortak fikre göre uygulamaya yapılırdı. İslam sonrası da aynı gelenek adı değiştirilerek: "Meşveret" ya da "Divan" denilen kurumda görüşülür ve ondan sonra uygulama safhasına geçilirdi. Asla tek adam ve tek adam görüş ve fikri yoktu.

(...) Neden Atatürk'ün: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!" diyerek bizlere "Kendi kendinizi yönetin. Başkalarının emir kulu olmayın" dediği bir Cumhuriyet idaresini: "Biz aptalız. Biz kendimizi yönetmekten aciz ve zavallıyız" dercesine birilerine devretmeye kalkıyoruz?"

 

 

*

 

Vizesiz Avrupa yalanı

MHP MYK Üyesi Özcan Pehlivanoğlu vizesiz seyahat vaadine "yalan" diyor:

"...Ben bir yalan olarak nitelediğim Avrupa'ya vizesiz seyahat hayalini; 12 Eylül'den sonra, Kenan Evren'in Amerikalı General Rogers'le arkadaşlık muhabbetine dayalı olarak, Yunanistan'ın NATO'ya üyeliğine yeniden kabulünü koşulsuz onaylamasına ya da 6 Mart 1995 tarihinde imzalanan ve Türkiye'yi tek yanlı yükümlülükler içine sokan "AB ile Gümrük Birliği Anlaşması"na benzetiyorum.

(...) Vizesiz seyahat için, 72 faslın Haziran 2016 sonuna kadar ikmali halinde, bize Avrupa kapıları açılacak. Kime açılacak? Halkı, fakir ve yoksul bırakılmış Türkiye'de, bir kısım mutlu azınlığa! Çünkü daha %90'nımızın pasaportu bile yok...

(...) Türk Milletine, bugüne kadar Avrupa ve Avrupa Birliği ile ilgili hep yalan söylendi. Örneğin, 1995'te Türkiye'yi AB'ye tek yanlı bağlayarak "tren kaçmasın" demişlerdi. Şimdi de sakın "Yeni Anayasa" ile AB'nin istedikleri yerine getirilirken "bu son şansımız" denmesin? İnşallah bu yalan, son yalan olur!"

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş