Ata'ya mektup -2-

A+A-
Behiç KILIÇ

Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyeleri, Elemanları, Öğrencileri ve Memurları adına Rektör Prof. Dr. Fazıl Necdet Ardıç’ın, 10 Kasım günü Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdikleri mektubun devamıdır..
“Bize nelerle karşılaşabileceğimizi açıkça söylemiştin.
“Ey Türk Gençliği” diyen sesin hâlâ kulaklarımızda.
Gençken bu hitabeyi her okuyuşumuzda hepimiz içimizden ” üzerimize düşeni yaparız elbet “ demiştik.
Şu anda kaçımızın hâlâ aynı fikirde olduğunu tahmin etmek biraz zor.
Neyse!
Senin ideallerine inanan, seni putlaştırmamış, her olayı bilimin penceresinden değerlendiren bizler buradayız.
Eskisi kadar çok değiliz.
Senin gösterdiğin yolun değil de, senin yarattığın gücün etrafında toplananların hepsi yolda döküldü.
Kimisi paranın gücüne, kimisi iktidar nimetlerine dayanamadı.
Kimisi dünyada popüler olmayı, ülkesinde onuruyla yaşamaya yeğ tuttu.
Kimisi korktu. Anlık rüşvetleri, çocuklarının geleceğine tercih etti.
Kimisi hümanist kesildi. Tarihin neden tekerrür ettiğini unutup, ülkesine başkasının gözlükleriyle bakmaya başladı.
Kimisi sivil toplum örgütçüsü oldu. Parayla fikir ithalatçılığı yaptı.
Kimisi kendine iktidar alanı açmak için, bugüne kadar bu ülkeyi yüzlerce kere dolandırmış kişilerle işbirliği yapıp, onları idare edebileceğini sandı.
Ama hepsinin vicdanı, 128 yıl önce doğan senin görüşlerinin, günümüzde de hâlâ geçerli olmasını kaldıramadığından, bütün yapılanların senin görüşlerine uygun olduğunu anlatmak için neler uyduruyorlar neler, yaratıcılıkta sınır yok, keşke görebilseydin.
Artık yolumuza onlarsız devam ediyoruz.
Sen aramızdan ayrıldıktan sonra ulusal hedeflerimize konsantrasyonumuzu kaybettik, birbirimizle uğraştık, küçük kurnazlıklarla vakit kaybettik, düşmanlarımızın ülkemizin planlarına müdahil olmasına izin verdik.
Ağaları, şeyhleri, savaş zenginlerini, saltanat meraklılarını, din bezirganlarını yeniden hortlattık. Senin yönetimine diktatörlük diyenlerin, demokrasi diye diye nasıl kendi krallıklarını kurduklarını zamanında fark edemedik.
Ama artık daha tecrübeliyiz. Kolay kolay, gazete haberlerinin, kimin çektiği belli olmayan filmlerin, yalancı kahramanların tuzaklarına düşmüyoruz. Bütün hatalarımıza rağmen uğraşıyoruz, didiniyoruz, anlatıyoruz, uyandırmaya çalışıyoruz.
Bizimle dalga geçiyorlar:
Emperyalizm çağının bittiğini, dünyada bütün ülkelerin barış içinde, uygarlık yolunda yürüdüğünü, artık bizi millet yapan, bu vatanda bir arada tutan bu fikirleri bırakmamız gerektiğini söylüyorlar.
Üzülmüyoruz, yılmıyoruz, tekrar uğraşıyoruz, tekrar anlatıyoruz.
Biz, daima burada olacağız.
Ama, bağımsız karakterini, barışa hasretini, gerektiğinde çizmelerini çekip savaşa hazır olma kararlılığını özledik.
Davet edilmeden hiçbir uluslararası kuruluşa yüz vermeyişini, dış seyahatlere gitmeden bütün kralların seni ziyarete gelişini, milletine uşak dedirtmeyen özgüvenini özledik.
“Ne mutlu Türküm diyene “ deyişini özledik.
Seni özledik!
Senin inançlarını, yaptıklarını, her şeye rağmen, üniversitemizde yaşatıyoruz.
Atam, hepimiz, öğrettiklerini, seni, unutmadık.
Sen rahat uyu!”

Yazarın Diğer Yazıları