Ateş deniziyle çevrili ülkede bir bayram sahili

A+A-
Afet ILGAZ

Kur’an okunmakta olan çardağın bulunduğu bahçeye, bembeyaz bir ihtiyar girdi. Gerçekten bembeyazdı. Elbiseleri, torbası, yüzü, saçları... Elindeki torbada kekikler var, hatırladım. Geçen yıl da gelmişti. Ortalığı yoğun bir kekik kokusu sardı. Alan aldı. Ben de İstanbul’da hediye ederim düşüncesiyle aldım. Bu yıl karabaş otu yokmuş, sebebini sormadık. Ramazan ibadetlerinin belirleyicisi, bunlar son bulurken, bu yoğun kekik kokusu oldu. O kadar ki hapşıranlar vardı ve evler kekik kokusuyla doldu.

***


Ekranlarda ve gazetelerdeki namuslu yüzler endişeli, gülmüyor. Ateş denizinin bir kıyısında vatanını savunan Libyalılara yağdırılan bombalar patlıyor. Öbür kıyısında karakollar basılıp, öldürülen polislerin cesetleri Asi Irmağı’na atılıyor. Bizim kıyıda her ikisi de oluyor ve fazladan dindar (!) adamların yargılandığı bir yolsuzluğun savcıları görevden alınıyor. İşin ucunda yardım paralarının aktarıldığı söylenilen bir partinin kapatılması tehlikesi var.
Bir aydır sahildeki çardağın altında Kur’an ve meal okuyan, tefsir ve hadis konuşan bizler kötülüğü elimizle, olmazsa dilimizle, o da olmazsa kalbimizden bugz ederek durdurmakla emrolunan bizler de bu durumlar karşısında hiçbir şey yapmıyoruz. Arada bir konuşuyoruz.

***


İmam-ı Âzam Hazretlerinin yaptığı gibi siyaseti dinle yürütmeye çalışan Emevi geleneğine karşı hiçbir şey yapmıyoruz diyecektim, demeyeceğim, gene de yapıyoruz. Maun suresine dikkat çekiyoruz. Mesela  “Yazık o namaz kılanlara ki” ayetini hatırladıkça Türkiye’nin nasıl bir ateş deniziyle çevrildiğini de hatırlıyoruz. Ordumuzu başka bir orduyla değiştirmek isteyenler, onun en mahrem bilgilerini ortaya saçanlar, kadir kıymet bilmeyenler, hayatı boyunca sınırlarımızda terörist kovalayanları zindana tıkanlar, hukuk belgelerinde tahrifat yaparak muhakeme yürütenlerimiz var. Neyimiz var neyimiz yok, satanlar; demokrasiyi ağızlarından düşürmeyip demokrat yayın ve protesto yapanları, polisle kovalayanlar... Çünkü NATO bayrağında Haç var. Çünkü bayrağında Haç olan NATO’nun  siyasi karargahı Türkiye’de, İzmir’imizde. Çünkü buna, eliyle, diliyle engel olmak isteyenler ya da kalbinden bugz ederek emr-i bil mâruf (*) yapanlar zindanda. Tıpkı siyasete din karıştırmak isteyenlere karşı “kötülüğü men etmek”  isteyen tarihteki büyük dindarlar gibi.

***


Gene de bayrama erişmiş olmaktan mutluluk duyuyorum. Çünkü o, eğlenceli bir yanı olmakla birlikte gözümde ibadettir, ayrıca huzur kapısıdır, gözlerini kapayıp içini dinlemektir, kalbini dinlemektir, oradaki hüzünlü şarkıyı dinlemektir. Bu hüzünlü şarkıyı dinlemek için okurlardan bayram izni istiyorum. Bu hafta yazı yazmayacağım. 
Düzeltme: Cuma günkü “Kadir gecesi ve haçlılar” başlıklı yazımda “artık dinimiz...”  ibaresi “ortak dinimiz” olarak çıkmış, düzeltiyorum.
- Emr-i bil mâruf: İyiliği emretmek demektir.

Yazarın Diğer Yazıları