Atilla Kart'ın cevaplanmayan soruları

A+A-
Behiç KILIÇ

TBMM, geçen hafta “Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı” yasa tasarısını görüştü.. Matbuat bu konuya adeta hiç değinmedi... Biz bazı yazılar yazdık ve bir “Tayyip Özel Birimi” doğuyor dedik.. Oturumlarda, İçişleri Bakanı’nın “telaşı” görülmeye değerdi.. Hatta, “sıkı dikkat çekici ilişkilerde” olduğu malum parti ile bile atıştı.. Onlara karşı “askeri” savunması göz yaşartıcıydı doğrusu!...
Bu “özel yasa”ya karşı, CHP Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart’ın konuşması, “tarihe geçecek vesika” kadar önemlidir...
Bu konuşmayı bendeniz, bir belge niyetine aktarmak istiyorum...
Sayın Kart, konuşmasında şunlara işaret ediyor..
“Yeni istihbari düzenleme, şu kronik sorunlara çözüm getirebilecek midir;  
 (1) Bu tasarıyla sayılarının 11 ila 15 arasında olduğu bilinen özel donanımlı mobil dinleme araçları kontrol altına alınabilecek midir?
Bu araçların Türkiye Cumhuriyetinde kim tarafından, hangi kurum tarafından kullanıldığı ortaya çıkacak mıdır?
Yoksa bu araçların, bir şekilde bu Müsteşarlık bünyesine alınarak, KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele) bünyesindeki fiili ve illegal olan dinleme süreçleri, legal hale mi getirilmek isteniyor?
Ankara ve İstanbul’da saatli bomba gibi dolaşan, Başbakanlığın ve Karargahın fiili kullanımında olduğu anlaşılan bu araçların iş başında olması, hangi hukuk devletinde kabul edilebilir? Bu süreç, başlı başına faşizan bir süreç anlamına gelmez mi? Kayıt dışılığı neden sürdürüyorsunuz?
(2) Türkiye’de ortam dinlemesi hangi yasal dayanakla yapılmaktadır?
Sn. Mehmet Ali Şahin, Adalet Bakanı sıfatıyla verdiği cevaplarda; ortam dinlemesinin yapıldığından söz ederken, Sn. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bu durumu neden ve hangi gerekçeyle inkar etmektedir?
(3) Getirilmek istenilen bu yapılanma; Türkiye Cumhuriyeti yönetimi için bir utanç olan Hrant Dink, Rahip Santora, Malatya Zirve Yayınevi saldırılarının, Uğur Kaymaz cinayetinin, Küçük Ceylan’ın, Aydın Erdem’in ölümünün sebep ve sorumlularını ortaya çıkarma noktasında kararlı bir irade ortaya koyabilecek midir?
Hrant Dink cinayeti öncesinde görev ve yetkilerini açıkça kötüye kullandığı sabit olan bazı emniyet yetkilileri neden siyaseten himaye edilmektedir? Bu kişiler neden mümtazen terfi ettirilmektedir?
(4) PKK’nın, Reşadiye saldırısı öncesinde, Erzincan, Erzurum ve Tunceli bölgesinde yaratılan istihbarat zaafiyetinin sorgulamasını ve özeleştirisini yapabilecek midir?
Bizzat Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, Başbakan Yardımcısının bu konuda yarattığı kuşku ve suçlamaları, bu Kurum giderebilecek midir? Bu mümkün müdür?
(5) Bu Kurum, Habur’da yaşanan kaos ve aczi, bundan böyle engelleyebilecek midir?
Polis odaklı bir merkezi yapılanma karşısında, seçilmişlere yönelik bu tür müdahalelerin bundan böyle de yapılmayacağının teminatı nedir? Bu Kurumun bu anlamda bir teminat olması mümkün müdür?
(6) Anayasa Mahkemesinin iptal kararından bu yana 1 yıl geçmiş olmasına rağmen, TİB konusunda yasal düzenleme neden yapılmamaktadır?
5397 sayılı Yasanın iptaliyle doğan bu boşluk, bu tasarıyla mı giderilmek istenilmektedir? İllegal ve fiili olan süreç, yasal hale mi getirilmek istenilmektedir?”
Atilla Kart’ın sözleri bu kadar değil..

Yazarın Diğer Yazıları