"Atlantiğin pis suyunu sıkıyorlar Türkiye'nin kalbine"

A+A-
Arslan BULUT

TEKEL işçilerinin direnişi, artık bütün mağdur ve mazlumların, hatta Türkiye’nin umudu haline geldi.
Tekel İşçileriyle Dayanışma için
Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen Türk İş, DİSK, KESK ve Kamu Sen’e bağlı işçiler, memurlar ve sanatçılar Ankara’nın Sakarya Caddesi ve ara sokaklarını adeta kilitleyerek işçilerle sabahladılar.
Gece sokakları dolduran destekçilerin kendilerine büyük moral olduğunu
söyleyen bir Tekel işçisi, “Tekel işçisinin yaktığı ateşi büyüttüler, bu ateşi
hükümet iftiraları ile söndüremeyecek” dedi.
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu da sosyolojik bir gelişmeye dikkat çekti:
“Hükümete sesleniyorum; sizler devletin en tepesinde kavga ederken, Türkiye’nin yıllardır özlemini çektiği birlikteliğin, burada, bu alanda yaşandığını fark edin. Bu birlikteliği, bu kaynaşmayı iyi görün, iyi okuyun. Bu birlikteliği, bu kaynaşmayı örnek alın. Tekel işçilerinin bağrında yanan ateş tüm Türkiye’yi sarmıştır. Buradan ilan ediyorum, yaşadığımız 69 günlük direniş sonrasında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.”

* * *


Bir Tekel işçisi de Anadolu Ajansı muhabirinin, hükümetin inadından vazgeçmemesi durumunda ne yapacakları sorusuna şöyle cevap verdi;
“Bizim önümüzde üç seçenek var. Birincisi 4C’yi kabul etmek. 4C zaten ölüm demek, ikincisi; 4C’yi kabul etmeden buradan gideriz böylece zaten ölürüz, burada kalırız hükümet bizi öldürür yine ölürüz. Biz burada kalarak onurumuzla ölmeyi tercih ederiz.”
Sahi nedir 4C?
Bu soruyu Berfin Bahar dergisinde, Tekel işçisinin çocuklarının ağzından şiir yazan Nilüfer Altınkaya şöyle soruyor:
“Duydum, karara varacakmış
O büyük adamlar ekmeğimiz adına
Anne babalar dönecek mi evine
Yoksa uzayacak mı bu eylem diye
Dört C ne demek amca?

* * *

Tekel işçisinin direnişinin gerçekte ne anlama geldiğini ise yine aynı dergide, “Tekel İşçilerine Sıkılan Su” başlıklı şiirinde Hüseyin Haydar anlatıyor:
Atlantiğin suyunu sıkıyorlar Tekel işçilerinin üzerine,
Asitli, irinli, kanlı su çarpıyor kamunun göğsüne,
Çarpıyor yürekler tek elden: Tekel vatandır!
Pentagon’un suyunu sıkıyorlar Ankara’nın üzerine,
Pompaları General Motors, hortumları Philips Morris.
Direniyor halk tek elden: Vatan satılmaz!
Atlantiğin pis suyunu sıkıyorlar Türkiye’nin kalbine,
Bu suda haçlı irticanın uykusu, bu suda bölücü pususu,
Bu suda Mr. Wilson’un ve New York borsasının korkusun
Atlantiğin pis suyunu sıkıyorlar dağlarımızın üzerine,
Yerinde duramıyor Kızılırmak, Fırat, Murat, deli Zap..
Çalkalanıyor yatağında Van gölü, Karadeniz, Marmara. 
Atlantiğin suyunu sıkıyorlar çocuklarımızım kafasına,
Bu suda uyuşturucu, fuhuş, tiner ve sıcak para,
Bu suyun içinde Soros köçekleri ve soykırım yalanı,
Bu suyun içinde gizli anlaşmalar, gladyo ve Iraklı’nın kanı,
Çarptıkça kendimize geliyoruz, diriliyoruz bu suyla:
Direniş var yılgınlık yok! Ölmek var dönmek yok!
Bizim suyumuzsa sevda dolu, ışık dolu, bereket dolu..
Bizim suyumuz, genç tütün saplarının dibinden akacak,
Bizim suyumuz Türkiye’yi yeniden yıkayıp arındıracak.
Bakmayın yere yıkıldığımıza, yere yıkılan sadece gövde,
İnanç ve öfke bayrak gibi, ay’la yıldız gibi gökte.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları