Avluda beklerken

A+A-
Altemur KILIÇ

Robert Kolej’de çok sevdiğim bilge bir tarih öğretmenimiz vardı; ruhu şad olsun; Cami Baykurt... Kurtuluş Savaşında Dâhiliye Vekilliği, Roma’da, Ankara Hükümetinin temsilciliğini yapmış, sonra Mustafa Kemal’le ayrı düşmüş ve geçimini sağlamak için Redhouse sözlüğünün yönetmenliğini yapmıştı ve Kolej’de öğretmenlik yapıyordu. Her sabah Kolejin tepesine, “Ya Rabbi, sen selamet ver Donanma-yı Hümâyuna” nakaratıyla, kırk değişik şeklini söyleyerek çıkardık. Tarihi, bize sadece olayların takvim tarihlerini ezberleterek değil, anlamlarını ve neticelerini anlatarak öğretti. Ondan tarihten daha çok şey öğrendik, özellikle hoşgörülü olmayı! Sınıfında, her konu açıkça tartışılırdı  ve hatta onunla münakaşa ederdik.
Ben, o savaş yıllarında Alman taraftarıydım. Cami Bey ise, öteki tarafta. Alman ordusu her zafer kazandıkça, derse girdiğimizde “Hocam bizimkiler, Majino Hattı’nı yardılar, Paris’i aldılar” diye onu kızdırmaya çalışırdım. Cami Bey, kızacağı yerde beşuş çehresiyle “Görürsün oğlum” derdi. Hitler’in sonunu gördük.
Okuldan mezun olduktan sonra, Cami Bey’i -Hocamızı üzerinize afiyet-  “Solculuktan” içeri aldılar. Onu, Sultanahmet Cezaevi’nde ziyarete gittik.  “Ne oldu hocam?” diye sorunca gene o tevekküllü haliyle,  “Avludaydık içeri aldılar” dedi. Türkiye, şimdi, üzerinde karabulutlar dolaşan kocaman bir “avlu”... Son  “Ergenekon dalgası-tsunamisi” ile on gazeteci, bu avludan “içeri” alındı. Âdeta herkes, “polisler, hangi gece yarısı veya hangi şafak vakti kapıma dayanacaklar, arama yapacaklar. Bütün belgelerimi, bilgisayarlarımı darmadağın edecekler, çuvallara doldurup benimle birlikte götürecekler” diye bekler oldu. Kimsenin dokunulmazlığı yok; AKP milletvekillerinden başka!.. Bir “Korku İmparatorluğu”nun “avlusunda” yaşıyoruz!
Kim neden içeri alındı?.. Bu dalgayı, okyanus ötesinden üfürenler mi var? Tutuklamalar ne kadar yasal veya hukuki? Burada, son “dalganın” analizini yapacak değilim... Bu sırada TV ve gazetelerdeki yorumlar, kafaların amaçların ne kadar karışık ve karmaşık olduğunu gösteriyor! Tutuklamaları tevil etmek ve mazur göstermek için kıvıranlar ve Uğur Dündar gibi dik duranlar, hatta ummazdım, Ali Bayramoğlu gibi doğru yazanlar var.
Ben de o tanıdığım eski polislerden bambaşka kılıklı polisler kapıma ne zaman dayanacak ve beni de götürecekler diye “avluda” beklemekteyim. Amerika’dan bir dostum telefon etti; “Çok sert yazıyorsun, talihini zorlama” diye beni uyardı... “Talih” dediği, ülkenin, milletimizin talihi, kaderi!.. Her ne olursa olsun avludan içeri alınana kadar görevimi yapacağım.
Beni de, bu yaşımda, bu kör topal halimde bir sabah götürürler, içeri alabilirler. Korkmuyorum; canımdan korkmuyorum. Beni götüreceklere o zaman, yazdıklarımdan fazla söyleyeceklerim var.
Hem yatağımda öleceğime, orada, dostlarımın yanında ölmeyi tercih ederim... Kore’de şehit olmadım,Yassıada’da ölmedim; Silivri’de ölürsem, şehit sayılırım. Şahadetim, belki bir işe yarar!
Fakat neye yanarım bilir misiniz? Önce aileme, eşime, çocuklarıma, torunlarıma vereceğim acıya... Sonra da bunca yıldır biriktirdiğim arşivin, kitap çalışmalarımın, bilgisayarımda, cd’lerdeki o belgelerin hoyrat eller tarafından darmadağın edilmesine ve kitabımı bitiremeyecek olmama!.. Eğer yaşarsam, kahrımdan ölürüm. 
Hem, baskın-araştırma yapacak olanlara, savcılara buradan haber vereyim, arşivimde, belgelerim arasındaki başlıca  “örgütsel dokümanlar”, Atatürk’ün Nutuk’u ve derlenmiş sözleri... Kendi el yazısıyla beni onurlandıran sözleri, imzalı fotoğrafları ve PKK terör örgütüne ait belgeler koleksiyonum! Acaba arama yapanlarda bunları tefrik edecek yetenek, bilgi var mı?..
“Ergenekon” denen örgüte üye değilim. Hakikatte böyle bir örgüt varsa, oradaki dostlarıma dargınım. Bana neden haber vermediler? Sadece bu bile, böyle bir örgütün mevcut olmadığının bir delilidir! 
Evet, avluda beklemekteyim; kapım polisler tarafından ne zaman vurulacak... Rica ederim, fazla bekletmesinler!
Sayın Başbakan da, nihayet, “bu (yasal) süreç biran evvel bitirilmeli” demiş... O “bir an evvel”, ne kadar zaman?..  “Avlunun” tamamen boşaltılmasına ve oradakilerin tümünün içeri alınmasına, “sonsuza” kadar mı?.. Unutmasınlar; daha sonraları “avluya” kimlerin konulacağı belli olmaz! Bu süreç başlamaya görsün!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları