Avrasya-Bir

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Kimin kimleri hangi amaçla dinlediğini, dinlemeyi yapanların dahi bilmediği gergin ortamda, bugün iyi şeylerden bahsetmek istiyorum. İstanbul’a yeniden dönmenin keyfini, tanık olduğum güzel tabloyla paylaşacağım. Türkiye’nin içinde ve dışında endişe verici gelişmelere, benim gibi canı sıkılanlar için denizin bitmediğini, umudun sona ermediğini kanıtlayacak çalışmalardan bahsedeceğim.
Sınır ötesindeki şer güçlerden fonlanan kuruluşlar yerine Türk tarihindeki vakıf anlayışını günümüzde yaşatan Avrasya-Bir Vakfı’nın konuğuydum. Başkan Şaban Gülbahar’ın nazik daveti ile katıldığım dönem sonu toplantısında, faaliyet raporlarını dinleyip, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerin çalışmalarını avuçlarım patlayıncaya kadar alkışladım.
Avrasya-Bir Vakfı yönetim kurulu üyesi ve Genel Müdürü Abdullah Kılıç’ın samimi sunumuyla kürsüye gelen genç öğrencilerin temennileri gözlerimi yaşartırken, Türk olmanın gururunu bir kez daha yaşadım.
Avrupa-Asya Birliği, Türk Ekonomik Sosyal ve Kültürel Araştırma Vakfı’nın (Avrasya-Bir) yayınlarını takip eder, özellikle vakıf bünyesindeki ASAM (Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi) çalışmalarını kaçırmamaya çalışırdım. Ancak İstanbul Küçükçekmece’deki merkezinde her hafta Cumartesi günleri düzenlenen panel ve konferansları İstanbul dışında olduğum için izleyemiyordum.
Can dost, saygıdeğer ağabeyim Abdullah Kılıç, katılsak da katılmasak da her hafta cep telefonuma faaliyetlerin konu ve saatini mesaj ile iletiyordu. Adı üzerinde Avrasya olunca aklıma hep Avrasya coğrafyasındaki gelişmeler ve bu coğrafyadaki kültürel  çalışmalar geliyordu. Oysa Vakıf sınır tanımıyor. Özellikle Afrika’lı öğrencilerin konuşmalarını dinleyince duygulandım. Çad’ın dünya haritasındaki yerini dahi bilmeyenler, Çat’ın Erzurum’un ilçesi olduğunu da unutmuştur. Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Filistin bilinir de, Kamboçya’dan Türkiye’ye okumaya gelen öğrencilere, kimlerin nasıl sahip çıktığını ancak kimsesizlerin kimseleri tahmin edebilir. Türkiye’de son yıllarda en çok sorgulanan vakıf faaliyetleri üzerine uzun uzun yazmaktansa vakıfların sadece yardım kuruluşu değil, aynı zamanda kültür ve bilgi köprüsü olduğunu kanıtlayan Avrasya-Bir gibi kurumların sayılarının daha fazla artmasını temenni ederim.
Avrasya-Bir, sadece dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen öğrencilere kucak açıp, burs vermekle yetinmiyor. Mezun olan veya okullarına devam eden öğrencilerin ülkelerinde Türkiye’mizin tanıtımında elçi olmalarını da sağlıyor. Her ay burs almaya gelen öğrencilerle saatlerce süren toplantı ve yemeklerde Türkiye’deki gelişmeler anlatılıp, milletlerarası platformda ülkemize ne zaman, nerede, nasıl destek verilmesi gerektiğine dair dersler veriliyor. Başta BM (Birleşmiş Milletler) olmak üzere, dünya çapındaki organizasyonlarda Türkiye’ye bir oy fazla kazandırmanın önemine bundan iki ay önce İzmir-Milano yarışında tanık olmuştuk. Türkiye’ye milyarlarca dolarlık yatırım yanında 25 milyon turisti çekmesi beklenen organizasyon, hatırlayacağınız gibi birçok Arap ve Afrika ülkesinin İtalya’dan yana oy kullanmasıyla kaybedilmişti. İlk anda aklıma gelen bu örneğe benzer ekonomik, sosyal ve kültürel alanda yüzlerce örnek sıralayabiliriz.
Vakfın yüzlerce sayfalık faaliyet raporunu bu sütunlara sığdırmak imkansız. Önümüzdeki günlerde daha geniş bilgi vermeye söz verirken, haftalık konferanslarda dünya çapındaki bilimadamlarının Türkiye ve dünyadaki jeostratejik gelişmeleri anlattıklarından hazırlanan raporların, mükemmel eserler haline getirilip basıldığı müjdesini vermek istiyorum.
Yürekleri Allah aşkı, vatan sevdası ve insanlık sevgisi ile dolu yöneticilerini gönülden kutluyor, Avrasya-Bir Vakfı ve ASAM’ın faaliyetlerini mutlaka kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları