Avrupa Birliği İlerleme Raporu, 2011

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Avrupa Birliği 1998’den bu tarafa birliğe üye olacak ülkelerle ilgili her yıl bir durum raporu hazırlamaktadır. İlk rapor aday ülkenin müzakerelere başlayıp başlayamayacağıyla ilgilidir. Müzakerelere başlayan ülke hakkında ise her yıl ilerleme raporu hazırlanır ve yeni fasılların açılması için de önemli bir kriterdir. Olumsuz bir ilerleme raporu müzakereleri engeller. Türkiye 2005’ten bu tarafa bu raporların muhatabıdır.
AB Komisyonu aday ülkeleri Kopenhag (demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, özgürlükler, serbest piyasa ekonomisi kurallarına uygunluk gibi konular) kriterlerine ne derece uyduklarını ve uymak için neler yaptıklarını izleyerek bu raporları hazırlar. Raporu hazırlamak için gerekli bilgileri, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, uluslararası politik ve ekonomik kuruluşlar, (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Uluslararası Para Fonu-İMF gibi) ulusal ve uluslararası sivil toplum örgütleri ve Avrupa Birliği Komisyonunun kendi gözlem ve kaynakları vasıtasıyla bilgi toplayarak raporunu hazırlar. Bu rapor özetle politik, ekonomik ve üyelik yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitesi konularını içermektedir.
Avrupa Birliği Komisyonu 12 Ekimde Türkiye için 2011 ilerleme raporunu açıklamıştır. Rapor, Türkiye’nin gündeminde olan yeni, daha özgürlükçü bir anayasa, yargının sorunları, basın ve fikir özgürlüğü, Kürt açılımı gibi bildik sorunları içermektedir. Bu raporda Avrupa Birliği her ne hikmetse Cumhurbaşkanının rolünü ve tutumunu çok takdir etmektedir. Hükümetten umudunu kesti dememiz mümkün değil ama Avrupa Birliği’nin bir bildiği olmalı, yoksa durup dururken raporunda cumhurbaşkanını bu kadar ileri çıkartmaz. Avrupa Birliği’nde böyle bir gelenek yoktur.
Türkiye 2005’ten bu yana Avrupa Birliği’ne tam üye olmak için müzakereleri sürdürmektedir. Müzakere 35 başlığı içermektedir. Tam üyelik için bu başlıkların tamamının açılıp müzakere edilmesi ve Türkiye’nin bu başlığın içerdiği alanda Avrupa normlarını yerine getirmesi ve kapatılması gerekir. Bu güne kadar yaklaşık altı yıl geçmiş ve 13 başlık açılmış ama sadece bir tanesi kapatılmıştır. Bizimle aynı gün müzakerelere başlayan Hırvatistan bitirmek üzeredir. Son bir yıldan bu tarafa hiçbir başlık açılmadı. Kıbrıs Rum kesimi Temmuz 2012’de dönem başkanı olacak. Şu anda Türkiye’nin tam üyeliğine destek veren Polonya dönem başkanı ancak Kıbrıs, Sarkosy ve Merkel’in engellemeleri yüzünden eli kolu bağlı bir şekilde çalışmaktadır. 2012’in ilk yarısında Danimarka, ikinci yarısında ise yukarıda belirttiğimiz gibi Kıbrıs Rum kesimi dönem başkanı olacak. Türkiye Kıbrıs Rum Kesimini tanımamaktadır. Tanımadığı bir ülkeyle müzakereye oturması bir çelişki oluşturur. Zaten Rum kesimi de çok meraklı değildir.
AKP iktidarının bu günkü AB politikası net değildir. Hem hükümet hem de kamuoyunda bir bıkkınlık ve umutsuzluk hakim. Avrupa Birliği üyeliği artık heyecan yaratmamaktadır, hatta gerekli olup olmadığı tartışması yapılmaktadır. Türklerin bu noktaya gelmesinde en önemli faktör Avrupa Birliği’nin iki önemli ülkesi Almanya ve Fransa’nın aynı anda birlikte karşı çıkmasıdır. Ancak unutulmaması gereken nokta Almanya ve Fransa değil, Merkel ve Sarkosy karşı çıkmaktadır. Her iki ülkedeki Sosyalistler, Liberaller ve Yeşiller Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemektedirler. 2012’de Fransa’da başkanlık, 2013’te Almanya’da ise genel seçimler var. Bu seçimlerde Sarkosy ve Merkel’in gitme olasılığı çok yüksektir. Yapılan anketlerde sol rakiplerine karşı büyük farklarla kaybedecekleri görülmektedir. Türk hükümetinin müzakerelerin durdurulmasını canına minnet duyması söz konusu ise onları daha fazla rahatsız edecek Gümrük Birliği anlaşmasını gündeme getirmesi Türkiye’nin de çıkarınadır. Almanya ve Fransa’nın bu haksız ve hukuksuz tutumuna cevap olarak ve en çok da onların canını sıkacak gümrük birliği koşullarının yeniden belirlenmesi gündeme alınmalıdır. Bu teşebbüs AB’nin canını çok sıkacaktır. Zaten şimdiden Türkiye’yi destekleyen İngiltere, İtalya ve İspanya, Merkel ve Sarkozy’nin tutumlarını değiştirmesi çağrısı yapmışlardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları