Avrupa’da ‘içten fütûhat’ hayâlleri kuran saftirikler

İsrafil K.KUMBASAR

Türkiye’deki ’AB-yandaşlarının’ büyükçe bir bölümünü oluşturan kesim de bir çeşit  “içten fütûhat” hayâlleri peşinde olanlardır. 
 “Daha Müslümanca yaşayalım”  türküsünü çağıran ’dünkü İslâmcılar’ile  “AB’ye onurumuzla girelim”  türküsünü çığıran ’saf milliyetçiler’den mürekkep bu kesimin ütopyalarına göre, AB’ye girildiği takdirde, -İslâmcılara göre ’Türkiyeli Müslümanlar’, milliyetçilere göre de ’Türkler’ - şunları yapacaklardır:
1-) Teşebbüs güçleri orada açığa çıkacak, ekonomik bakımdan büyüyerek AB ekonomisinde büyük bir ağırlık kazanacaklar, hattâ belki ele geçireceklerdir.
2-) Dinamik ve artan nüfûs ile Avrupa’da büyük bir güç oluşturacaklar, hattâ Avrupa’yı Türkleştirmeye veya Müslümanlaştırmaya bile muvaffak olabileceklerdir.
3-) Ahlaken sağlam ve mazbut Türkler veya Türkiyeli Müslümanlar, Avrupa’daki ahlaken çürümüş olan cemiyete birkaç nesil sonra hakim olacaklardır.
Demek ki adamlar haklı:
- “Bakınız; AB’nin hiç de korkulacak bir yanı yok; hele bir girelim; bakın nasıl içten fethediyoruz; Osmanlı kılıç gücüyle ancak Viyana’ya gidebildi; biz ise...”
Ne müthiş bir düşünce değil mi?
Söz gelimi, 2150 yılında Türk veya Müslüman bir ’Birleşik Avrupa Devletleri’.

* * *

Peki, AB’ye onurumuzla girdiğimizde biz, gerçekten ’biz’ olarak mı kalacağız?
Bulunduğumuz ortamda bizim ’ailelerimiz’ de parçalanacak, bizim ’ahlâkımız’ da dejenere olacak; bizim ’cemiyetimizde’ de her türlü müptezellik (homoseksüellik, lezbiyenlik, sübyancılık, uyuşturucu v.b.) doludizgin yayılacak; bizim de ’gay cemiyetlerimiz’ olacak, ’iffet’ ve ’nâmus’ AB standartlarına gelecek; bizde de karı-kocanın birbirini aldatması ’vak’a-yı âdiyeden’ olacak ve bizim çocuklarımız da ’gayrimeşrû’ doğacak; bizde de ’dinsizlik’artacak, ’Hristiyanlaşma’ yükselecek ve hepsinden daha fecîsi bütün bunlar ’kemâl-i âfiyetle’ içlerimize sindirilecek.
Avrupa’nın nüfûsu düşerken, bizimkinin ’yükseleceğinin’ garantisi nedir?
Kaldı ki yirmi-yirmibeş yıllık süre sonunda; evvelen ’etnik temelli’ parçalanmalar olacağı için AB’ye girenlerin hepsi ’Türk’ kimliği ile girmeyecektir; sâniyen o vakte dek Türklerin nüfus artışı da ’sıfırlanmış’ olacaktır; sâlisen Avrupa’ya yerleşenlerde üçüncü nesilde ’Türkçe’ kesin olarak bitecek, en geç beşinci nesilde ’Müslüman’ kimliği ciddî bir erozyon noktasına gelmeye başlayacaktır.

* * *


’İçten fethetme’ hayalinin bir öteki şekli ’Avrupa’da İslâm’ın yayılışı’, veya daha ileri şekliyle  “Avrupa’nın kısmen de olsa Müslümanlaştırılması”  hülyâsıdır.
Avrupalıları kızdırmak için, açıkça yazılıp söylenemeyen ve ancak ’mahrem mahallerde’ dillendirilebilen bu hülyayı kuranların, ’kimlerle dans ettiklerini’ bilmemekten ileri gelen kronik bir anlayışsızlıktan neş’et eden bir hakîkat var:
 “Avrupalılık” kimliği Batı Roma’nın resmen Hristiyanlaşması ve Kilise’nin kurulması ile kemâle ermiştir ve bu tarihten sonra onu hiçbir te’sîr ’dönüştürmeye’ muvaffak olamamıştır; tam tersine Avrupa, kendi içine giren her kavmi tam bir ’başkalaşmaya’ tabî tutmuş, ’tepeden tırnağa’ değiştirmiş ve transformasyona uğratmıştır.
Yâni: Roma, uzun asırlar içerisinde ’kendisini mağlûp edenleri’ bile mağlûp etmiş, onları ’geldikleri hâlden’ çok başka, ’çok farklı bir hâle’ dönüştürmüştür.
Son raundu kazanan Avrupa olmuştur.
Bugün, dünkü Germanların, Gotların, Markomannilerin, Alemannilerin, Ostrogotların, Vizigotların, Frankların, Piktlerin, Vandalların, Hunların, Avarların, Uzların, Peçeneklerin, Bulgarların torunları nerede ve hangi kimliktedir?

NOT: Merhum Durmuş Hocaoğlu’nun aynı başlığı taşıyan makalesinden özetlenmiştir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş