Avustralya ve Türkler

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

23 Kasım ile 01 Aralık 2012 tarihleri arasında Avustralya’nın Melbourne şehrinde bulundum. Melbourne Başkonsolosluğumuz ile Viktorya Diller Okulu’nun birlikte düzenlediği Türk Dili Çalıştayı’na katıldım. Çalıştayda “Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri” ve “Tarih İçinde Türkçenin Yeri” başlıklı iki konuşma yaptım. Türkiye’den Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın ile Millî Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ziya Yediyıldız da katılıp konuşmalar yaptılar. Viktorya Diller Okulu’da birçok dil arasında Türkçe de öğretilmektedir. Türkçe dersleri Dr. Hayriye Avara ve Dr. Hatice Parlak tarafından verilmektedir. Çalıştayın düzenlenmesinde de bu okutmanlarımız aktif olarak çalışmışlardır.
Melbourne Başkonsolosluğumuzu yoğun bir faaliyet içinde buldum. Bir yandan çalıştay, bir yandan Çanakkale Savaşı’nın yüzüncü yıldönümü hazırlıkları için çağrılan Çanakkale Valisi ve ekibi, bir yandan da Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’ndan gelen heyet. Başkonsolosumuz Seyit Mehmet Apak bütün toplantılara katılmaya çalışıyor ve Melbourne’deki Türklerle bire bir temas hâlinde bulunuyordu.
Avustralya, İngiliz Milletler Topluluğu’na dâhil bağımsız bir ülkedir. İngiltere Kraliçesi sembolik olarak devlet başkanı kabul edilir ve bir genel vali tarafından temsil edilir. Parlamenter demokrasiyle yönetilen Avustralya altı eyalet ve iki bölgeden oluşur. Dört küsur milyonluk Melbourne, Viktorya eyaletinin başkentidir.
23 milyonu aşan bir nüfusa sahip olan ülkede hemen her milletten insan vardır. Ancak çoğunluğu Anglo-Sakson ve İrlanda kökenliler teşkil eder. İkinci sırada Çin kökenliler gelir. Evlerinde İngilizce konuşanların ülke nüfusuna oranı % 81, Çin dillerinden birini konuşanların oranı % 8,3’tür. Avustralya yerlileri olan aborijinler 540 000’den biraz fazladır ve ülke nüfusunun ancak % 2,5’unu oluştururlar. Halkın % 61’i kendisini Hristiyan, % 22’si dinsiz olarak niteler. Hristiyan dışı nüfus oranı % 7’den biraz fazladır. Budistler % 2,5, Müslümanlar % 2,2’dir.
Avustralya 1606’da Holandalılar tarafından keşfedilmiş; daha sonra İngilizler tarafından işgal edilmiştir. İngilizler kıtanın doğusunu 1770’te, batısını 1828’de ilhak etmişlerdir. 1788’de Avustralya suçluların sürgün yeri ilan edilmiş ve başlangıçta İngiltere’den birçok mahkûm Avustralya’ya gönderilmiştir. İngiltere’ye bağlı, fakat birbirinden bağımsız altı koloni 1901’de birleşerek bugünkü Avustralya Devleti’ni oluşturmuştur.
Avrupalıların keşfi sırasında Avustralya’da 200-300 yerli dil konuşulduğu tahmin edilmektedir. Bunlardan sadece 70’i bugün yaşamaktadır. Evlerinde yerli dil konuşanların sayısı ise 52.000 kadardır; bu da yerlilerin ancak % 12’sini teşkil eder.
Avustralya’ya ilk giden Türkler, Kıbrıslı Türklerdir. İlk gidenler 1940’ların sonlarında ve 1950’lerin başlarında 50-55 gün süren gemi yolculuklarından sonra Avustralya topraklarına ayak basmışlardır. 25-30.000 civarındaki Kıbrıs Türklerinin Melbourne’de güzel bir dernek binaları, salonları ve camileri vardır. Dernek binalarında bir araya geldiğim Kıbrıslı hemşehrilerimi sağlam bir dayanışma içinde gördüm.
Batı Trakya Türklerinin de büyük bir salonları, kültür merkezleri ve camileri var. Onlar da 1950’lerden itibaren Avustralya’ya göçmüşler.
Türkiye’den toplu göç 1968’de başlamış. Resmî makamlarımıza kayıtlı olan Türkler 60.000 civarında. Ancak çifte vatandaşlık hakları bulunduğu için birçok Türk resmî makamlarımıza kaydolma ihtiyacı duymamış. Onlarla birlikte Türk nüfusunun 100.000’i aştığı tahmin ediliyor. Başlangıçta işçi olarak giden Türkler şimdi çok değişik işlerde çalışıyorlar. İçlerinden büyük iş adamları da çıkmış. Türkiye Türkleri de çeşitli dernekler şeklinde teşkilatlanmışlar. Başkonsolosluğumuz ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı hepsini toparlamaya ve irtibatlandırmaya çalışıyor.
Doğu Türkistan’dan göç etmiş Uygur Türkleri ve dernekleri de Avustralya’da faaldir.
Bence Türk Devleti’nin önemli bir görevi var: Avustralya da dâhil dünyanın her tarafındaki Türkleri tek tek tespit etmek. Yurt dışındaki Türkler, Türkiye için büyük bir potansiyel güçtür ve bu potansiyelden yararlanmak için önce tam bir döküm çıkarmak gereklidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları