'Aydınlar Dilekçesi' ile 'PKK Dilekçesi' aynı mı? (2)

A+A-
Arslan TEKİN

Bazı gazeteciler, politikacılar, 1128 akademisyenin "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlığıyla yayınladığı PKK'yı savunan, devleti katliamcı gösteren bildiriyi "düşünceyi açıklama" olarak görüyorlar ve karşı çıkanları ise "Hürriyetleri kısıtlıyorlar." diye itham ediyorlar. Örnek olarak da Kenan Evren Cuntası'na karşı, 1984'te 1300 kişinin imzaladığı söylenen "Aydınlar Dilekçesi"ni gösteriyorlar. "Aydınlar" beraat etmiş, ama akademisyenler soruşturuluyor, tutuklanıyorlarmış.

Fikir hürriyetinden bahsedenler, akademisyenlerin nasıl bir bildiri imzaladıklarını da açıklamalıdırlar. Tek tek hepsini okudum, dinledim. Kasıtlı olarak, mahallî dille de yazılan bildirinin muhtevasından bahsetmiyorlar. Neden bahsetmiyorlar?

Bildiriyi imzalayan 1128+611 akademisyen PKK'nın yanında yer almıştır. Cephe gerisini tahkim etmiş, hendekçi, bombacı, güvenlik güçlerimizi katleden, milleti yerinden yurdundan eden militanlara cesaret vermiştir.  Hangi ülke buna müsaade eder?

"Aydınlar Dilekçesi" ile PKK bildirisi aralarındaki farkları ortaya koymaya devam edelim. "Aydınlar Dilekçesi" uzun; altı sayfa... Kısa birkaç paragraf alacağım:

"Halkımız, çağdaş toplumlarda geçerli insan haklarının tümüne layıktır ve bunlara eksiksiz olarak sahip olmalıdır."

"Yargı kararı olmaksızın yurttaşların haklarının kısılması, tartışılması mümkün olmayan tek yanlı idari işlemlerle suç oluşturulması, siyasal hakların ellerden alınması ve genel suçlamalar yapılması, toplumsal yıkımlara yol açmaktadır."

"Terörün varlığı, hiçbir zaman, devletin de aynı yöntemlere başvurmasının gerekçesi olamaz."

"İşkencenin büsbütün ortadan kaldırılması için gerekli önlemler alınmalıdır."

"Kimsenin siyasal kanı ve felsefi düşüncesinden ötürü suçlanmadığı, hiçbir yurttaşın dinsel inançlarından dolayı kınanmadığı ülkelerde milli irade en üstün güçtür. Bu üstün gücün meşruluğu, temel hak ve özgürlüklere karşı takındığı tavra bağlıdır."

"Özgür basın, demokratik düzeni bütünleyen temel öğelerden biridir. Bunun sağlanması için, bağımsız, denetimsiz ve çok yanlı olarak toplumun kendinden haberli olması, değişik düşüncelerin özgürce yansıtılması ve her türlü eleştirinin basında yer bulması zorunludur."

Mikro milliyetçi-ırkçı akademisyenlerin yayınladığı bildiriden bir bölüm:

"Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz."

İki bildirinin de ana damarlarını bu köşeye taşıdım.

PKK bildirisi imzacılarına destek çıkanlar, hiçbir surette "Aydınlar Dilekçesi" ile PKK bildirisini bir tutamazlar. Tutmak istiyorlarsa, halkın karşısında her iki bildiriden de paragraflar okuyup "Biz bu fikirlere katılmasak bile, PKK'yı desteklediklerini söylemelerini fikir hürriyeti görüyoruz" desinler, ikili oynamasınlar! Can gidiyor can!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları