Aynı "Ahval ve şeraitte"

A+A-
Altemur KILIÇ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, belge olmayan kâğıt parçası konusunu, MGK’ya getireceğini söylemesi üzerine, dikkatler bu toplantı üzerinde odaklanmıştı. Ancak, “Toplantıdan”, adeta klişe bir bildiri çıktı... İfade edilenden fazla ayrıntıları ifade edilmeyen, olağan bir bildiri! MGK 7,5 saatlik toplantısında neler olduğunu henüz bilmiyoruz... Bana öyle geliyor ki bu toplantı pek uyum içinde geçmemiştir! Ayrıntıları herhalde ortaya çıkar. Ancak Bildirideki şu paragraf, adeta, kara mizah gibi:  “Devletin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin tepki ve düşüncelerin dile getirildiği” toplantıda, bu tür faaliyetlerin ülkeye bir fayda sağlamayacağı teyit edilmiş!  Ne var ki Ankara’daki bu toplantıyla eş zamanda, Genelkurmay savcısının, hakkında takibat yapılmasına gerek görmediği Kurmay Albay Dursun Çiçek, İstanbul’da, “Ergenekon Savcıları” tarafından sorgulanıyor ve “örgüt üyesi olmak suçuyla”  yargılanmak üzere, tutuklanıyor, cezaevine tıkılıyor! Son “Gece yarısı ekspresi yasasına göre” belki sivil Mahkemede yargılanacak!


Belge nerede
Albay Çiçek’in tutuklamasını gerektiren somut kanıtlar var mı? Belgenin aslı bulundu mu? İmzanın Çiçek’e ait olduğu, onun elinden çıktığı aradaki farklara rağmen, kesinlikle, belli oldu mu? Çünkü önce de yazdığım gibi, imza mühür değil. Mesela aşk mektubuna atılan imza ile alelacele borç senedine hiddetle atılan imzalar arasında muhakkak, fark vardır. Bu soruların muhakkak cevaplandırılması gerek. Ama şu safhada ilk olarak sorulması gereken, Albay Çiçek’in MGK toplantısı ile eş zamanda tutuklanması tesadüf mü? Çelişki mi? Ama her halde “Kurumlar arasındaki uyumun” daha doğrusu, “derin uyumsuzluğun”, bundan canlı kanıtı olur mu?  Bu gidişat Genelkurmaya, Başbuğ’a meydan okumak yönünde! Sonunda bu “asimetrik” savaşı kazanacaklarından emin oldukları için!, bu savaşta, “başka bir güç”, hatta iktidardan da güçlü “güçler” var... “Asimetrik” bir medya ve yazarları, sözcüleri var, hiç pervaları yok!


Meşru savunma hakkı
TSK, bu kendisine vurulan “darbeleri”, kabullenip susacak mı? Meşru müdafaa hakkını kullanmayacak mı? Ruşen Çakır, “VATAN” gazetesinde yazmıştı:“TSK bu, asimetrik-psikolojik savaşı kazanamaz” diye. Bana göre bu savaşı,  hatta sadece TSK değil, millet, biz Atatürkçüler kaybettik bile! En az, eşkıya kadar cesur olamadığımız ve kirli savaşta elleri kirli olanlarla, hâlâ uygar kurallara göre hareket etmekte ısrar edildiği için. Bir gazete haberine göre MGK toplantısından önce, yaptıkları mini-zirvede, Org. Başbuğ, Erdoğan’a,  “TSK’da darbeye yeltenen ya da aklından geçirenlere taviz verilmeyeceğini ki, ‘Böyle bir durum söz konusu olursa cezalarını önce TSK’nın komutanı olarak ben veririm”  demiş... Normal şartlarda ve zamanlarda, doğru bir ifade, ancak Türkiye bugün normal şart ve zamanda mı? Aksine, başka “şartlar” oluşmadı mı? TC’nin ve Türk milletinin, var oluşunu Laik-Üniter Ulus devleti, yok etmeye çalışan -hatta AKP iktidarından da güçlü- karanlık güçler yok mu?  Bugünkü- 2009 Haziranında, “ahval ve şerait”, 1919 Mayısındaki şartlardan daha da vahim değil mi? Türkiye, içerden işbirlikçiler, dışarıdan  “Düveli Muazzama” tarafından kuşatma altında değil mi? Ve bu “ahval ve şeraitte” ne yapmalı? O “ahval ve şeraitte” Türkiye, demokrasiyle kurtarılmadı... Devrimler demokrasiyle yapılmadı... Bir avuç, çoğu asker, vatansever tarafından, resmi idareye karşı yapıldı... Bunu yapanların idamları istenmişti (babamın, amcamın da). Ancak sonunda, onların adları kahramanlar olarak tarihe yazıldı! Zaman ve şerait aynı! Bugün olanlar,  “gölge oyunu- sessiz sinema oyunu” değil kirli bir “tezgâh”. Yabancılar AB, ABD ve PKK, “Generaller kuşatıldı”  diye bayram ediyorlar... Ve bu kirli “tezgâhta” TC’ye kefen bezi dokunuyor!


Kayıtlara geçsin
Hayatımda, bundan sonra kaybedeceğim bir şey olmadığı için, kayıtlara geçsin diye, bunları yazmak zorundayım: Gazi Mustafa Kemal’e, Babama ve Amcama vicdan borcu gereği!
MUSTAFA BALBAY—Tutuklanalı 120 gün yani, 4 ay olmuş...Bir “damdan düşen” olarak ona sabırlar diliyorum..Metaneti var! Ama soruyorum o ve diğerleri aklandıklarında onlara kaybettiklerini kim geri verecek?...Sayın Ergenekon savcıları mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları