Azerbaycan-Türkiye ilişkileri nereye koşuyor?

Kürşad ZORLU

Pek çoğumuz Azerbaycan-Türkiye ilişkilerindeki gerginliğin, Ermenistan’la sürdürülen diplomasiden kaynaklandığını düşünebilir. Doğrudur... Bu süreç iki ülke ilişkilerine darbe vurmuştur. Ancak söz konusu gelişmeler ya da Ermenistan’la yürütülen barış çabaları, Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde tek gerginlik sebebi olarak kabul edilemez. Bunun dışında sosyo-ekonomik ve kültürel bazı hususlar da bulunmaktadır. Azerbaycan’da Türkiye vatandaşlarının bir takım zorluklarla karşılaşması yeni değil. Konuya ilgisi olan bütün dostlarım, gümrük kapılarından giriş aşamasından itibaren yer yer (çeşitli zamanlarda ve değişen şiddetlerde) “Ya, biz nasıl kardeşiz” dedirtecek kadar sorunlarla karşılaşıldığını ve bu durumun sıradan vatandaşın gözlemi altında olduğunu inkar edemez. Elbetteki Azerbaycan’da Türkiye taraftarları daha fazladır ve hep böyle olacaktır. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi. Türkiye’de de bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan çevreler görmezden gelinemez. Özellikle “Türk Dünyası” kavramına uzak bir kısım medya, çeşitli olaylar karşısında adeta “bunlar nasıl devlet”, “bunlar kardeş olamaz”  ya da bu ve benzer algılamaları “zaten KKTC’yi de tanımıyorlar” çıkarımına odaklamaya çalışmaktadır. Anlayacağınız her iki tarafta da provokatörler varken başka düşman aramaya gerek yoktur. Zaten bazı dış güçler de bu “arazi” üzerine ayrılık tohumları ekmek istemektedir.
Üst düzey yetkili ‘dikkat’ dedi
Geçtiğimiz gün Azerbaycan tarafının Türk bayrağını yasakladığı yönünde bir haber Türk basınında yer aldı. Açıkçası bu tür haberlerin Türkiye kamuoyuna “pompalanmasını” bekliyordum. Ancak bizlerin sorup sorgulamadan ve sanki ülkenin tümünde bir yasak gelmiş gibi böylesi haberlere şapka çıkarışımız ileride daha büyük sorunlarla baş etmede zorlanabileceğimizi işaret etmektedir. Ben de bu konuya açıklık getirmek için Bakü’de bir üst düzey yetkiliyi (isminin verilmesini istemedi) aradım. Böyle bir haberin provokasyon yaratmaya çalışan Türkiye aleyhtarı grupların ürünü olduğunu belirtti. Üstelik bu ve benzerlerinin devamının gelebileceğinden söz etti. Geriye dönüp bakıldığında Türkiye devlet olarak bazı hatalar yapmıştır. Özellikle Ermenistan konusu Bakü’nün en önemli yarası ve vazgeçilmezidir. Lütfen artık elde edemeyeceğimiz diplomatik kandırmacalar için bu yarayı kaşımayalım. Çünkü geleceğin akıbeti, birlikte yürümemize bağlıdır.


Meğer ninni tarih demekmiş

Ninni deyip geçmeyin. Aslında bu dizeler hepimize büyük bir tarih bilinci sunuyor. Zira Türk kültürünü farklı kılan özellikleri ninnilerimizde bulmak mümkün. Türk dünyasının birlikteliği için de son derece önemli olan bu  “taşıyıcı”; çocukların uyutulmasından daha büyük anlamlar taşıyor. Zira ninni demek eğitim ve gelişim demek. Artık bilim adamları bu yöntemin 0-6 yaş çocukların eğitiminde olumlu etkisi olduğunu kanıtlayabiliyor. İşte böylesine önemli bir araştırma alanının genellikle tozlu raflarda kaldığını söylememiz gerekir. Açıkçası pek çoğumuz bazı kültür taşıyıcılarımızı sembolik değerlendirmelerle bilincimizde muhafaza ediyoruz. Oysa bunlar bilimlik konular. Sahip çıkılmayı bekliyor. Kendisini Türk dil ve kültürünü araştırmaya adamış olan değerli bilim adamımız Prof. Dr. Necati Demir tarafından 22 yıldır sürdürülen titiz çalışma nihayet tamamlandı. Türkiye’nin dört bir yanından elde edilen ve 651 ninninin günyüzüne çıkarıldığı kitap, gelecek nesiller için paha biçilmez bir değere sahip. Konuya ilgi duyanlara okumalarını salık veririm.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş