Azerbaycan'da cumhurbaşkanlığı seçimleri

A+A-
İrfan ÜLKÜ

Haydar Aliyev hava limanından gelirken, Bakü, onaltı yıl sonra bana ilk kez değişik bir şehir gibi göründü. Değişimi önce binalarda, mimarinin neo-klasik ve post-modern karışımı o şaşırtıcı atmosferinde görüyorsunuz. “Kimbilir” diye düşünüyorum, “Yirminci yüzyılın başlarında da Hazar’ın kıyısındaki bu tarihi Türk şehrine gelen bir yolcu da aynı duyguları yaşamıştır.” Yıkılan eski evler; yeni caddeler; yükselen tahta petrol kuleleri; Batı’nın dünyaya egemen olmak isteyen imparatorluklarının güçlü ilk petrol kralları: Rotchild’ler, Nobel kardeşler, Ruslar, Azeri petrol baronları yani Tagiyev’ler Musayev’ler. Petrol tarlalarından aynı anda fışkıran zenginlik ve fakirlik, iktidar ve para. Bunlara bağlı olarak birbirlerinin bünyesinde yeşeren Bolşevizm ve Türkçülük. Rus Çarlığı’nın egemenliğindeki bu şehir ve Azerbaycan önce iki yıl süren milli aydınların kurduğu bağımsız Azerbaycan Cumhuriyetine tanık olacak, ardından da 1920’den 1991’e kadar 70 yıl süren Bolşevizmin rejimiyle şekillenecekti.

İşte değişen Bakü’yü seyrederken böyle düşünüyorum. Bakü’yü, bugünkü, o şarkıda denildiği gibi, “Gözel Bakü” yapan merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in 1969’dan 1980’lerin başlarına kadar mührünü vurduğu Azerbaycan’ın esrarlı başkentini dolaşırken karmaşık duygular içindeyim. Sonra şaşırıyorum, çünkü daha dün gibi: 2003 Kasım ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri ve İlham Aliyev’in Azerbaycan’ın dördüncü cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan beş yıllık dönem, bu yılın Ekim ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleriyle sona erecek. Seçimlerde İlham Aliyev tartışmasız ikinci kez seçilecek.

Hem karşısında onun gücünde muhalif bir aday yok hem de Aliyev bu beş yıllık iktidarı boyunca Azerbaycan’da başarılara imza attı. O zaman Bakü büyük bir siyasi çalkantıdan geçiyor, burada da Renkli Devrimin ilk provası için hazırlıklar sürüyordu. Ben Nokta dergisindeki röportajda şunları söylemiştim:

“İlham Aliyev Azerbaycan’ın yakın geleceğinde çok önemli rol oynayacak. Onu diğer cumhurbaşkanlarından hatta babasından ayıran çarpıcı özelliği de Komünist ekolden değil, liberal, serbest piyasaya bilinçli şekilde ağırlık veren ülkenin genç kuşağından gelmesi; yeni Azerbaycan’ın özlem ve ideallerini kişiliğinde simgelemesi.”

Gerçekten de İlham Aliyev’in ilk cumhurbaşkanlığı dönemi bu öngörümü doğruladı. Üstelik İlham Aliyev, dış politikasında da rahmetli babasının Aktif Denge stratejisini başarıyla uyguladı. O hem ABD’nin hem de Rusya’nın ağır baskılarıyla renk vermeden boğuşurken, İran’a yönelik olası ABD saldırısında ülkesinin ABD’ye desteğini açıkça reddetti. İran’ın içeride ve dışarıda oynadığı oyunlar karşısında zorlanan dengeleri korumaya çabaladı. Karabağ konusunda ise Azerbaycan’ın tezlerinden taviz vermedi.

Bütün bu gelişmeler, İlham Aliyev’in cumhurbaşkanlığı seçiminde bir beş yıl daha Azerbaycan’ı yönetmesini zorunlu kılıyor. Uluslararası konjonktür ve Azerbaycan’ın çarpıcı bir değişime uğrayan iç dinamikleri için İlham Aliyev’in alternatifi isteseler de yok sayılır.
Azerbaycan izlenimlerimi yazmayı sürdüreceğim.

Yazarın Diğer Yazıları