Azerbaycan'ı Rusya'nın insafına terk eden ihanet

İsrafil K.KUMBASAR

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Ermenistan, 1991 yılında bulduğu ilk fırsatta Rusya, ABD ve Fransa’dan sağladığı modern silahlarla, bırakın ‘düzenli’ orduyu, henüz doğru dürüst bir ‘polis’ teşkilatı bile bulunmayan Azerbaycan’a saldırdı.
Önce ‘beş bin yıllık’ Türk toprağı olan Karabağ’ı işgal etti, ardından Azerbaycan topraklarının beşte birini kontrol altına aldı.
Tam yedi yıl süren istila döneminde, ‘40 binden fazla’ kişi hayatını kaybetti, ‘bir milyonu aşkın’ kişi ata topraklarından ‘tehcir’ edilerek, ‘kaçkın’ kamplarında ikamete zorlandı.
Bir yandan “Adriyatik’ten Çin Denizine Türk dünyası” palavraları sıkarken, diğer yandan yanıbaşındaki katliamı ‘uzaktan seyreden’ dönemin hükümeti, kamuoyundan yükselen tepkiler üzerine 1993 yılında Ermenistan ile sınırı insan ve mal trafiğine kapatmak zorunda kaldı.
Tek başına sınırın kapatılması bile Ermenistan’ı ağır bir ekonomik çıkmaza sokmaya yetti.
‘İflas’ ile karşı karşıya kalan ve her geçen gün nüfusu eriyen Ermenistan, tam topu atmak üzere iken, teslimiyetçi AKP iktidarı adeta bir ‘can simidi’ gibi imdadına yetişti.

* * *

BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Obama’nın “Türkiye tarihiyle yüzleşmeli, Ermenistan sınırını açmalı” talimatı üzerine, 24 Nisan tarihini ‘hafif yara’ ile atlatabilmek için Ermenistan ile diyalogu hızlandırma kararı aldı.
16 Nisan’da sınırı açmaya hazırlanan Erdoğan, plan deşifre olunca, perde arkasında sanki kendi yokmuş gibi, çıkıp bombayı patlattı:
- “Biz Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan ile mutabakat sağlanmadığı sürece Ermenistan ile nihai bir sözleşmeyi imzalamayız. Ama alt çalışmasını yaparız, ön çalışmasını yaparız.”
Bu açıklamanın anlamı şu:
- “ABD’ye taahhüt verildi, sınır önce sembolik açılacak, sonra da açılış fiili hale getirilecek.”
Ancak, Erdoğan, kamuoyunda oluşabilecek tepkilerin önüne geçebilmek için, yandaş medya aracılığıyla şu yalanı pompalıyor:
- “Hayat şartları ve ekonomisi canlanacak Ermeni halkı Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesini isteyecek. Erivan, ekonomik bağımlılık yüzünden sözde soykırım iddialarını unutmasa da görmezden gelip gündeme getirmeyecek.”

* * *


Ermenistan ile ‘sınırın açılması’ için daha önce defalarca masaya oturan Türkiye, her seferinde, şu üç şartı masaya koydu:
1-) Soykırım iddialarından vazgeçin.
2-) Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanıyın.
3-) Azerbaycan topraklarından çekilin.
Ermeniler, bu şartları yerine getirmeye yanaşmadıkları için görüşmeler her seferinde başarısızlıkla sonuçlandı.
Peki bugün değişen ne oldu?
Ermenistan, ‘tanıtım-tazminat-toprak’ ekseninde gelişen soykırım iddialarından vaz mı geçti?
Ermenistan, Ağrı Dağı’nı ‘devlet arması’ olarak kullanmayı bırakıp, Doğu Anadolu’yu ‘Batı Ermenistan’ olarak tanımlamaya son verip, “Türkiye’nin sınırlarını tanıyoruz” mu dedi?
Ermenistan, Karabağ’dan ve ‘diğer Azerbaycan topraklarından’ çekilmeyi kabul mu etti?
Hayır. Aksine, iyice küstahlaşan Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, kestirip attı:
- “Türkiye’nin sınır kapısını 7 Ekim’e kadar açmasını bekliyoruz. Bu konuda hiç bir ön şartı kabul etmeyeceğiz.”

* * *


“Bir millet, iki devlet”, artık tarihe karışıyor.
“Dindar Cumhurbaşkanı seçtirmiyorlar” söylemiyle devletin tepesine yerleşen Abdullah Gül’ün Ermenistan’ı ziyaretiyle başlayan ‘yalancı bahar’ süreci, Azerbaycan Türklüğü’nün üzerine bir ‘kara kış’ gibi çökmek üzere.
Azerbaycan Türklüğü, ‘Türkiye sevgisinin’ bedelini Türkiye’deki teslimiyetçi iktidar tarafından ‘satışa getirilerek’ ödeyecek gibi görünüyor.
Ankara’daki ‘güvendiği dağlara’ kar yağan İlham Aliyev, Amerika’nın olağanüstü baskısı karşısında iyice bunalınca ‘rotayı’ yeniden Moskova’ya çevirmek zorunda kaldı.
İzlediği ‘ABD/AB/İsrail’ ekseninde izlediği ihanet politikaları ile Türkiye’yi ‘ağabey’ olarak gören Türk cumhuriyetlerini yeniden ‘Rusya’nın kucağına’ iten işbirlikçi iktidar, şimdi de halkanın son parçası olan Azerbaycan’ın kaderini ‘Rusya’nın insafına’ terk ediyor.
Türkiye’yi ayağa kaldırması gereken ‘Balgat’ kumandalı tatlı su milliyetçileri ise, her zamanki ‘vurdumduymazlık’ tavrı içerisinde bu akılalmaz ihaneti, trene bakar gibi uzaktan seyrediyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş