Azerbaycan'la uçurumun kenarına doğru!

Kürşad ZORLU

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri hiç olmadığı kadar gergin ve kaotik bir hal almaya devam ederken; baştan beri iki ülke arasında bilgi kirliliğine sebep olabilecek gelişmeler yaşanmaktadır. Bu anlaşmazlık empati kurulmasını güçleştirmekte ve  “bir millet iki devlet”  yaklaşımının altını oymayı sürdürmektedir. Aslında karşılıklı güvensizlik, kopukluk ve endişeler birkaç ay öncesinde iyice kendisini hissettirmişti. Başbakan Erdoğan, Azerbaycan parlamentosunda konuştuğunda bile içerideki milletvekillerinin, Bakü’deki insanların endişeli bakışları gözümüzden kaçmamıştı. Dolayısıyla o günlerde derin bir sessizliğe bürünen ilişki ağının, bugün meydana geldiği durumu çok da şaşırtıcı bulmamak gerekir.


Karabağ Azerbaycan’ın herşeyi
Azerbaycan’da bulunanlar iyi bilir. Nerede olursanız olun konuşma mutlaka Karabağ’a ya da ona ilişkin alt tartışma gruplarına gelir. Siyasetçiler, ilim adamları yayın organları, sivil toplum kuruluşlarının öncelikli meselesi her zaman Karabağ sorunudur. Halk da bu derin ruh halinden nasibini almıştır. Bu husus Azerbaycan vatandaşlarının en çok düşündüğü, sorguladığı, tepki gösterdiği problem alanı haline gelmiştir. Ayrıca böyle düşünmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Azerbaycan’da kısa bir süre kalmanız yeterlidir. Demek ki öncelikle şunu çok iyi anlamamız gerekmektedir: Azerbaycan için son derece hassas bir meseleden ve adeta bir  “var oluş”  ya da  “yok oluş”  şeklinde değerlendirilen düşünce sistemlerinden bahsetmekteyiz.


Asıl tepki bayrağın indirilmesi değil
Son birkaç gündür Azerbaycan’da indirilen bayrak krizine kilitlenmiş durumdayız. Oysa sorun daha da büyük. Çünkü aldığımız güvenilir bilgilere göre  “bayrak”  meselesi çözümlenecek. Fakat Azerbaycan halkının yüreğindeki kırgınlık ve çöküntü giderilebilecek mi? Buna  “evet” demek oldukça zor. Bir defa Azerbaycan’ın gösterdiği tepkinin farklı dalgaları devam edecek gibi görülüyor. Bundan böyle oradaki işadamlarımız, yeni gitmek isteyen girişimciler, öğrenciler ve ilişki süreçlerimiz tamamıyla  “Ermeni açılımından”  etkilenecek. Şu günlerde bile ayrışma ve çatışma kültürü etkisini göstermeye başlamış durumda. En önemlisi de Azerbaycan-Türkiye eskiden olduğu gibi birbirlerine sonsuz bir güvenle arkasını dönebilecek mi? İşte asıl mesele budur. Güven duygusunun kaybolduğu bir iklimde birbiri ile yüzleşemeyen nesiller görebilme ihtimali hepimizi düşündürmelidir.


“Onlar KKTC’yi tanımadı”
Azerbaycanlı kardeşlerimizle ilgili son zamanlardaki en önemli söylemlerden birisi onların KKTC’yi tanımadığı yönündeki eleştirilerdir. Doğrudur... Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni mutlaka tanımalıdır. Anlamsız vize uygulamasından vazgeçmelidir. Özellikle ülkeye girişlerde sıradan vatandaşlara karşı tutumlarını gözden geçirmelidir. Ve Azerbaycan yönetimi bazı konularda daha net davranmalıdır. Örneğin; denildiği gibi Karabağ’ın işgalinde etkisi olan  “Rusya ile yakınlaşmayı”  bir koz olarak kullanmak istiyorsa bundan vazgeçmelidir. Çünkü Azerbaycan’ın Rusya’dan kopması mümkün değildir ve coğrafyanın kendine özgü koşullarına aykırıdır. Ne yazık ki gerek Türk dışişlerinde ve gerekse Türk halkının bir bölümünde bu eleştiriler vücut bulmuş vaziyettedir. Bütün bunlar gösteriyor ki iki ülke ilişkileri adeta bir uçurumun kenarına doğru sürüklenmektedir. Bunun yansıması ise tüm Kafkaslarda ve hatta Türk dünyasında hissedilecektir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş