Aziz Sancar ve Türkiye'de bilim

Ahmet B. ERCİLASUN

                Hiç şüphesiz Türk olarak hepimiz gururlandık. Nihayet bir Türk bilim adamı da Nobel kazanmıştı. Elbette gururlanacaktık ve gururlandık. Üstelik Aziz Sancar ilkokulu da ortaokul ve liseyi de üniversiteyi de Türkiye'de okumuştu ve o dönemde Türkiye'de eğitimin ve öğretmenlerin çok iyi olduğunu söylüyordu; başarısında Atatürk inkılaplarının rolü olduğunu söylüyordu.

                Fakat...

                Fakat hiç şüphe yok ki Aziz Sancar bütün bilimsel çalışmalarını ABD'de yaptı ve oradaki çalışmalarıyla Nobel ödülünü kazandı.

                Yukarıdaki kısa bilgilerden çıkaracağımız sonuçlar nelerdir? Sıralayalım.

                1. Bir Türk bilim adamı da bilimde büyük başarılar kazanabilir ve hatta Nobel ödülü de alabilir.

                2. Ancak bunun için iyi bir eğitim şarttır ve 1950'li, 1960'lı yıllarda Türkiye'de iyi bir eğitim vardı.

                3. Ancak yetenek ve iyi eğitim, bilimde başarı göstermek için yeterli değildir; bilim adamının kendini gösterebilmesi, yeteneğini ortaya koyabilmesi için bir "ortam"a ihtiyaç vardır.

                Sancar örneğinde "ortam", ABD'deki bilim hayatı ve üniversitelerdir. Nobel almış olmasalar da ABD'de daha birçok başarılı bilim adamımız bulunmaktadır.

                Başarılı bilim adamlarımız niçin Amerika'da veya başka gelişmiş ülkelerde çalışıyorlar? Türkiye'de gerekli bilim ortamını bulamadıkları için. O hâlde?..

                O hâlde ülkeyi yönetenlerin yapması gereken şey açıktır. Eğitimi kaliteli hâle getirmek, bilime daha fazla yatırım yapmak ve ülkede bilim adamlarının çalışacağı ortamı hazırlamak.

                Ulaştığımız sonuca kimsenin itirazı olmaz sanırım. Her şey gayet açık ve yapılması gereken de ortada. O zaman mesele nedir, nerede eksiklik var?

                Bence eksiklik şurada. Bilime yatırım oy getirmiyor. Oy getirmeyen yatırım ve politikaları da hiçbir siyasi düşünmüyor. Oy getiren, halkın seviyesini yükseltmek değil, halkın seviyesine inmektir. Oy getiren, kameralarla birlikte bir gecekonduya gidip yer sofrasına oturmaktır; aileyi yer sofrasından kurtarmak değil. Oy getiren, yoldur, apartmandır, otomobildir; okul, öğretmen ve bilim adamı değil. Oy getiren, mahalle kabadayısı gibi konuşmak, böylece halk gibi olduğunu göstermektir; eğitimli olmak, kibar olmak değil.              

                Bilime yatırım oy getirmediğinden siyasiler, bilim hayatı için gerekenleri yapmak bir yana, bu konuda düşünmüyorlar bile. Düşünülmeyen bir konuda teşebbüse de geçilmez elbette. Önce bir meseleyi, onun gerekliliğini düşüneceksiniz ki o konuda teşebbüse geçesiniz.

                Şunları söylersek acaba bir faydası olur mu?

                Bilim, sadece bilim adamlarının başarılarını, onların ödül almalarını sağlamak için yapılmaz. Bilim, toplumun ilerlemesi, gelişmesi, daha iyi yaşama şartlarına kavuşması için de yapılır. Bir ülkenin kalkınmış olması, insanlarının hayat şartlarının düzgün olması için bilim şarttır. ABD bunun en açık örneğidir. Bu ülke bugün dünyanın en büyük gücü hâline gelmişse, insanları göz kamaştırıcı bir zenginlik içinde yaşıyorlarsa bunun birinci sebebi bilim ve bilime yapılan yatırımdır. Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkeler de bunun farkındadırlar ve bu sebeple bilime büyük yatırım yapıyorlar.

                Türkiye'yi yönetenlerin de bilimin önemini anlayacağı bir gün gelir mi dersiniz?

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş