Bağıra çağıra gelen perşembe

Servet AVCI

 

Kimileri MHP yönetimine eleştirilerimizin 1 Kasım sonuçlarıyla ilişkili olduğunu düşünüyor olabilir... Oysa öyle değil... Bizim son derece iyiniyetli ve gelecek kaygısı taşıyan eleştirilerimiz uzun zamandır söz konusuydu... Haklı çıkmayı görmek değildi amacımız... Tehlike bağıra bağıra geliyordu ve yöneticiler ya gaflet uykusundaydı ya da... İşte burada yine o cümleyi tamamlayamıyoruz...

***

2010 referandumu... 'Hayır' ittifakı çökmüş... Ama MHP yönetimi sonuçları değerlendirmekten aciz... Bu zaaf 2011 seçimlerine de yansıdı... Notu düşmüşüz: "Öncelikli rakip 'milliyetçi-muhafazakâr coğrafya'da tek başına at koşturan AKP değil, 'hayır' bloğunun diğer partisi CHP oldu... İktidar partisiyle değil de CHP'yle aynı pazardan pay kapma amaçlı rekabet, doğaldır ki AKP'ye yaradı... "

'Yanlış alan'da 'yanlış parti'yle girişilen rekabet, geleneksel seçmenlerle aradaki duvarın biraz daha kalınlaşmasına yol açtı... Bunun en bariz belirtisi Orta Anadolu ve komşu illerdeki dramatik çöküştü..."

***

2012 Büyük Kurultay öncesi: "İyice bunalan ve dar alana sıkışan Türkiye siyasetinin 'etkisiz elemanı' görüntüsü artık tahammülleri zorluyor... Çünkü siz etkisiz kaldıkça Türkiye değişiyor, telafisi her geçen gün zorlaşan kayıplar yaşıyor... Bunu da görmek istemeyenler dışında partili partisiz herkes görüyor..."

***

Hemen ardından: "Belli ki, milliyetçi rakibin gamsızlığı, ilgisizliği ve ülkede olan biteni doğru okuma problem, AKP'de milliyetçilik konusunda korkusuzluğa ve rahatlığa yol açıyor... 'Çantada keklik' muamelesi yapılan milliyetçi potansiyelin kaçacak adres bulamaması, AKP'nin millî hassasiyetler konusundaki umursamaz tavrına âdeta bir gerekçe oluşturuyor...

'Milliyetçi' ile 'milliyetçi parti' arasındaki 'iletişim', 'duygusal bağ' ve 'güven problemi' bütün çıplaklığıyla ortaya konulmadan ve bu problem aşılmadan mevcut kopukluğun aşılması zordur... Aslında her seçim bunu belgelemiş ama gereği yapılmadığı için birbirinin kopyası sonuçlar yaşanmıştır..."

***

Kurultay'dan sonra muhalif iller kapatılırken: "Küçüle küçüle büyümek' diye bir strateji hayata geçirilmiş, belki ondan bütün hedefler küçültülmüştür!.. Belki ondan 'Kızılelma' artık 'koltuğu korumak'tan ibarettir!.. Belki ondan 'parti içindeki fitne'nin başını ezmek, 'ülkedeki fitne'nin başını ezmekten daha elzemdir!.. 'Parti içindeki üniter yapı'yı sürekli darbeleyenler, 'ülkenin üniter yapısı'nı nasıl koruyacaklar veya 'inandırıcı' olacaklar? Kendi partililerini hainler, sadıklar, bozkurtlar, tilkiler, küskünler, muhalifler şeklinde böle böle parçalı hâle getirenler, ülkenin birlik ve beraberliğiyle ilgili hangi projeyi millete kabul ettirebilirler?"

Açılımcıların yolundaki irili ufaklı taşlar bir bir temizlenirken 'direncin potansiyel temsilcisi' kendi derdine hapsedilmiş!.."

***

5 Nisan 2013'te yine 'duvarlar'a konuşuyoruz: "Delikanlıca centilmence yürümüyor ülkedeki savaş... Düello yok bu adaletsiz cephede... Ülke bu hâldeyken erteleyelim neyimiz varsa... Bu belâ atlatılıp, şafak sökene kadar unutalım her türlü husûmeti... Parti içi-dışı çekişmeleri, kırgınlığı, küskünlüğü, eski hesapları, siyasî kan dâvâlarını, makamı, mevkiyi, rozeti, 'memleket bekâsı' söz konuyken hiçbir değer ifade etmeyecek 'politik farklar'ı erteleyelim... Çünkü evi, barkı, vatanı viran olan biziz..."

***

Her şey aynı tas ayın hamam devam ettikçe şöyle yazmışız daha sonra: "Bir siyasî iktidar, muhalefeti kendi elleriyle dizayn etse ancak bu kadar sonuç alabilirdi!.. İktidarın teminatı bu muhalefettir..."

***

'Milliyetçiliğin bitmeyen dramı'nda sormaya çalışmışız: "Ya 'algı' sorunuyla karşı karşıyayız ya da 'inandırıcılık'... Birincisi 'hedef kitle'nin, ikincisi ise 'mesaj veren'in problemi... Ve milyonlarca milliyetçi seçmenin 'milliyetsiz tercih'i Türkiye'nin problemi... Bu yarınların doğru kurgulanması adına kafa yorulması gereken bir dram aslında; milliyetçiliğin dramı..."(20 Eylül 2013)

***

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru: "Şimdi önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler var... Siyasetten muhalefete dair kişi, içerik veya yöntem başlıklarında hiçbir değişiklik olmazsa, yani halkın 'alternatif'ten saymadığı politikalar veya politikacılarla devam edilirse, eskidiği hâlde bir türlü vizyondan düşmeyen bu filmi izlemeye devam ederiz..." (2 Nisan 2014)

***

"Ülkeyi bölmek isteyen katillerin heykellerinin dikilmeye başlandığı bir ülkede milliyetçi hareket yükselmiyorsa ya da yükselirken kendisini hâlâ 'milliyetçi' partide değil, milliyetçiliği ayaklar altına alan bir partide gösterme çelişkisine düşüyorsa, bu karmaşık problem karşısında yöneticilerin sözü bitmiş demektir..." (18 Ağustos 2014)

***

7 Haziran sonrası yani o 'kapı dibi'ne henüz düşülmemişken: "Ülkenin adım adım felâkete sürüklendiği günümüzde Meclis'in artık kapıya daha yakın yerinde tutunuyor olması inceleme gerektiren bir durum değil mi?

Ya milliyetçiler toplumu yaklaşan tehlikeler karşısında ikna edebilecek inandırıcılıktan uzak ya da milliyetçilerin 'tehlike' olarak gördüğünü, uğruna milliyetçilik yapılan o millet 'tehlike' olarak görmüyor... Bir üçüncü ihtimal, o millet tehlikeyi sezse de çözümün 'o milliyetçiler' eliyle gerçekleşeceğine inanmıyor... Yani yetersizlik veya güvensizlik hâkim..."

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş