Bağırıp çağırdık da ne oldu?

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Avrupa bizimle kavgalı değil mi? Başta, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere hükümet üyelerini kendi ülkelerinde konuşturmuyorlar. Türkiye'yi yönetenlerin en büyük şikâyeti de buradan kaynaklanıyor.

Doğru mu?

Evet!

Bu olup bitenler karşısında Avrupa'nın elinde kozu var. Başka bir ifade ile Avrupa Türkiye'den daha avantajlı durumda. Türkiye etkilenen, Avrupa Birliği etkileyen durumda. Dolayısı ile bu durumda etkilenen ve zarar görmesi muhtemel ülke biziz.

Bu da doğru mu?

Evet, bu da doğru.

Peki soru şu..

                AB ülkeleri bizimle bu kadar kavgalı olmalarına rağmen neden bu ülkelerin herhangi birinde bizimki gibi yüksek sesle haykıran, sayıp söyleyen bir devlet yetkilisi yok? Onların millî onuruna ne oldu? Yoksa Türkiye yöneticilerinin sayıp söylemelerinden alınmıyorlar mı?

                Elbette alınıyor ve etkileniyorlar.

Şu sıralar Avrupa'da da yükselen değer milliyetçilik çünkü. Dikkat ederseniz Avrupa ve Amerika seçimlerinde yabancı düşmanlığına dayalı propaganda öne çıkmış durumda. Kazanan partiler, çoğu kere İslam karşıtlığı ya da yabancı düşmanlığına özellikle vurgu yapanlar. Hâl böyle olmasına rağmen Avrupa'nın en güçlü ülkesi Almanya da dahil hiç birinden bizimkine benzer yüksek ses, duygularını belli eden açık ithamlar gelmiyor.. Gelmiyor ama işlem yapılıyor.

İşte size AB Parlamentosu'nun kararı.

İşte size Almanya ve Hollanda'nın daha birkaç gün içinde açıkladıkları kararlar.

Görüyor musunuz?

Batı her zamanki gibi hamle yapıyor ve yaptığı hamlenin arkasında duruyor. "Almanya'da kendi soydaşlarına yapacağın konuşmaya izin vermem" diyor ve vermiyor.

Hollanda, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş'e aynısını yapıyor.

Kısaca Batı kendi millî politikalarını belirliyor ve uyguluyor.

Kararlı ve etkili.

İşte bak seni etkiliyor ve kendi ülkesi içinde etkisizleştiriyor. Sana sınır çiziyor ve sen ister istemez bu sınırlar içinde kalmak zorunda kalıyorsun..

Peki, bizimkiler ne yapıyor?

Bağırıp çağırıyor...

Ne işe yarıyor?

                AB ülkeleri içinde Türkiye karşıtlığı üzerinden yabancı düşmanlığı yapan politikaları haklılandırıyor.

Türkiye'de ise, milliyetçi duyguları ağır basan kamuoyunu kendine çekme işine yarıyor. Bu bağırıp çağırmaların çift yönlü etkisi bu. Bağırırken de bağırdığına hizmet ediyorsun..

Söyledikleri yalan mı?

Değil.

Söylediklerinde haklı mı?

Evet..

Ama karşı tarafa zarar vermede etkisizler... Sonuç alıcı değiller..

Almanya, yıllardır PKK'yı destekliyor. Hollanda, yıllardır Türkiye düşmanlarına koruma ve kollama yapıyor. Buna öteki devletleri de sayabilirsiniz. Bunların hepsinin ne yaptığı devletimizin arşivlerinde var. Bilinmeyen bir şey değil. Burada sorun, Türkiye'yi yönetenlerin politik tavrında. Hatalarının bedelini bütün Türkiye ödemek zorunda kalıyor.

Peki, olması gereken nedir?

Çok basit..

Sonuç alıcı rasyonel politikalar üretmektir. Gereksiz popülizmden kaçınmaktır. Günübirlik mutluluk yerine tarihi mutluluk üretmenin yolunu benimsemeleridir.

AB Parlamentosu karar almış.. Bunun karşılığında senin alabileceğin bir karar var mı?

Yok!..

Öyle ise istediğin kadar bağır çağır ve "etkilenmedim" de, bal gibi politik bir olaya maruz kaldın..

 

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları