Bahçeli: Belki de içimizdeki 'hayır'cıları görmek için dedim

Bahçeli: Belki de içimizdeki 'hayır'cıları görmek için dedim
Canlı yayında konuşan Bahçeli, eyalet sistemine ilişkin çıkışıyla ilgili yöneltilen soruya, "Kim bilir, belki de içimizdeki 'hayır'cıları görmek için dedim" şeklinde cevap verdi.

Devlet Bahçeli, canlı yayında Didem Arslan'ın sorularını yanıtladı.

Bahçeli, dün katıldığı canlı yayında, eyalet sistemiyle ilgili Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarını eleştirmiş, Ülkücüleri "hayır" demeye davet etmişti. Bu konuyla ilgili yeni bir açıklama yapan Bahçeli ilginç ifadeler kullandı.

"Ben olsam o danışmanları görevden alırdım, ama niye alınmıyor diye de soracak halimiz yok" diyen Bahçeli, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın son açıklamarından memnun olduklarını söyledi.

Dün yaptığı "hayır" çağrısıyla ilgili olarak "Belki de içinizdeki gizli 'hayır'cıları görmek istediğim için böyle bir çıkış yaptım, kim bilir" ifadelerini kullandı.

 

Bahçeli'nin konuşmalarından satır başları şöyle;

“16 Nisan’da yapılacak olan, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek olan referanduma gidiyoruz. Bu referandumun milletimizin geleceğinin belirlenmesinde bir başlangıcı oluşturacak. Bu referandumu anlamlandırabilmek için geriye giderek Türkiye’deki siyasi süreci yakinen incelemek lazım. 2007 yılı önemli dönüm noktasıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile AK Parti, TBMM’de önemli bir çoğunluğa sahip olmakla beraber göstermiş olduğu, Abdullah Gül’ü aday gösterdikten sonra Meclis’teki oylamalarda 367’nin altında kalması sebebiyle sorun yaşandı. 367 dediğimiz kilit demokrasiye vuruldu.”

“2007 yılında Meclis’te olmayan MHP, erken seçimde 71 milletvekili ile TBMM’de bulundu. AK Parti 367’yi bulamadığı için CHP de Meclis’e katılmamayı tercih ettiği için yeni bir kilitlenme söz konusuydu. Cumhurbaşkanlığı seçimleri parlamenter sistemlerde sorunlar yaşatmış, ara rejimlerin temelini teşkil etmiştir. 12 Eylül öncesidne 115 turla cumhurbaşkanı seçilemediği için, Ecevit ve Demirel’in uzlaşamaması sonucunda önemli bir sorun yarattığı gerekçesiyle, bir takım anarşi faaliyetleri sebebiyle ara rejim yaşanmıştır. O ara rejimi de dikkate aldığınızda 2007’de ne olacak bir seçim var, cumhurbaşkanı seçilecek ancak 367 kilidi vurulmuş. O zaman sayın Sabih Kanadoğlu bu kilidin sahibi oldu.”

“Bizi ziyarete geldiklerinde bir tek cümle kullandım. Biz o gün Meclis’te olacağız. Bunun anlamı kilidin açılması demek. Bu cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmıştır ve sayın Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmuştur. Fakat Türkiye’de başından beri devam eden anayasa tartışması yeni bir boyut kazanmış, sistem tartışmasına doğru kaymıştır. Kendi adayımızı çıkarttık. Sayın Sabahattin Çakmakoğlu’nu aday göstermiştik.”

“7 Haziran’da tek başına iktidar olan AK Parti, 276’nın altında kaldığı için hükümet kurmada ancak birkaç parti ile bir araya gelirse mümkün olacak duruma geldi. MHP 80 milletvekili ile Meclis’te bulundu ancak koalisyon için çok önemli bir çağrı ile karşı karşıya kalındı. Bugünü yorumlamak için veri kabul etmek gerekir bunları. Çok eskiden beri her siyasi parti 82 ara rejiminin anayasasının katılığını ve demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesini sağlamak için bazı gayretler içerisinde olmuştu. Bütün bunları dikkate alarak ifade etmek gerekiyorsa bu anayasa değişikliği tartışması devam edebilirdi. Ama bir ara anayasa değişikliği ile 10 Ağustos’ta cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleştirildi. 367 olmasaydı Türkiye bunları yaşamazdı. Sayın Erdoğan partisinden ayrıldı ve yüzde 50’nin üzerinde oyla cumhurbaşkanı oldu. Bu da önemli bir dönüm noktasıydı”

“32 gün kadar CHP ile AK Parti önemli bir diyalog içerisine girdiler. Koalisyon aşamasını tartıştılar, netice alınmadı. Seçimlerin yenilenme sürecine 1 hafta kala MHP ile hükümet kurulabilir mi denildiği zaman siyah çantayla, oradaki koalisyonun nasıl olacağına dair bazı düşüncelerimizi de kamuoyuyla paylaşmıştık. Bazı gerçekleri saklamanın, üstünü örtmenin gereği yoktur. Bir gerçek ortaya çıkmıştır, bir partinin kurucusu ve 13 yıl genel başkanlığını yapmış şahsiyet 10 Ağustos’ta cumhurbaşkanı olmuştur. Bu kendi partisinin yürütmesi olan Başbakan ve Bakanlar Kurulu ile halk tarafından seçilmiş Başbakan’ın ilişkisi ne boyutta gidecekti? Bu ilişki düzenli bir şekilde mevcut anayasanın 104 ve 105. maddesi çerçevesinde gitmiş olsa parlamenter sistem olarak sıkıntı yok. Ama bu yönüyle bir dayatma var, fiili durum var”

“Tek adam değil, devlet baba olması lazım. Bunu başarırsa bütün itirazlar ortadan kalkar. Hala ben halkın şu kadar oyuyla seçildim, her şeyi ben bilirim diyorsa o zaman zaten bu kaynama Türkiye’de başlar, ve bu kaynama istesen de istemesen de ısısıyla AK Parti’ye de düşebilir. O zaman ya bir seçime gidilir, yeni bir kaos doğabilir. Türkiye’nin önündeki sorunlar geçmişte örnekleri görülen şekliyle ele alındığı takdirde MHP, önce Türkiye’nin önemini dikkate alır. Buraya tahribat yapılıyorsa MHP ya da Türk-İslam ülküsüne dayalı Türk milliyetçiliği reaksiyon ortaya koyuyor”

“Millet iradesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ‘Evet’ derse, bunun geriye dönüşü olmaz. Böyle bir şeyi düşünmemek lazım. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni daha etkin bir hale nasıl getireceğimiz noktasında insanlarımızın bu konular üzerinde düşünmesi gerekir. Bunun geriye dönüşü olmaz, olmamalıdır. Bu aşamadan sonra zaten olmaz”

“Bazıları var yüzde 80 ‘Hayır’cı diyor. Neye göre söylüyor bilmek gerek. MHP’nin içinde büyük tahribat yapmaya yönelik faaliyetler yapmanın kaynağı nedir, amaçları nelerdir? Bütün bunları dikkate alan bir çalışmamız var. Zaten var da daha da genişletilmiş haliyle getireceğiz.”

“İttifak dediğimiz konu anayasa üzerindeki uzlaşmadır. 18 madde ile sınırlandırılmış olan uzlaşmadır. Bu netice verir ve MHP’nin ‘Evet’ oylarının katkısıyla bu gerçekleşir ise, o zaman 40 milletvekili ile Meclis’te bulunuyorduk, 5 tanesi aramızda değil, 35 milletvekili ile TBMM’de siyasi parti olarak faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Bizde çok niyet okuyucular var. Bazı yanlış politikalar ortaya atmak suretiyle insanlarımızın kafasını karıştırmak ve buradan da bir toplumsal itibarsızlaşma ile MHP’yi Türk siyasi hayatında ele geçirmeyi ya da yok etmeyi hedefleyen güruh var. Hepsinin farkındayız.”

“FETÖ’nün siyasi ayağı hala boş. Çözülmesi lazım. Her darbe teşebbüsünün bir konseyi olur. Bu konsey asker ve sivil kanattan oluşur. Asker kanadı belli görevi tamamlar, ülkeyi yönetmek için de bürokrasiyi kullanabilecek alan olur. Asker kanadının üzerine gidildi, peki bunlar Allah muhafaza netice almış olsalardı devleti kim yönetecekti, bürokraside kimler olacaktı? Bunların üzerine gidilmesi lazım. Eğer böyle bir darbe teşebbüsüne başvuran zihniyet, 248 vatan evladının şehit edilmesini, 2193 kişinin önemli bir ölçüde rahatsız olmasını, yaralı bereli kalmasını gerçekleştiren bir olay herhalde ülkeyi yönetmek istiyorsa başarılı olduğu takdirde yönetim şekli düşünecekti. Düşünmesi lazımdı. Burası bir takım gelişigüzel davranışlar olarak algılanırsa hataya düşeriz.”

PARTİMİZİN İÇİNDE FETÖ'CÜ VEKİLLER VAR

“Partimiz içinde FETÖ ile ilişkili olan milletvekillerini biliyorum. O kadar çok fazla yok bizde. Anadolu’da teşkilatlarda vardır, il başkanları arasında sızmalar olmuş. Siyasallaşma süreciyle ele geçiremeyecekleri için anlaşıldığı andan itibaren farklı uygulamalara girildi. Olağanüstü kurultay meselesi durup dururken ortaya konuyorsa, demorkatik haktır ama böyle bir anlayışla bugün için söylemiyorum ama dikkate almaz lazım. Partinin genel başkanı önemli bir rahatsızlıkla 16 Ocak’ta ameliyat geçirdiği gün 700 imza topladık diye olağanüstü kongre için müracaat etmenin insani boyutunu birisinin anlatması lazım”

“Gerçek niyetin ne olması gerektiğini konusunu söyleyen de yok. 18 madde üzerinde 60 günden bu yana her gün aynı tartışmalar yapılıyor. Bilim insanları yapıyor, televizyonlardaki yazarlar yapıyor, siyasiler yapıyor, yıllardan beri birçok konularda kendisini yetiştirmiş insanlar yapıyor, fakat ne hikmetse anayasa değişikliği ile ilgili AK Parti tarafından görevlendirilmiş 7 bilim insanından ses yok, başkalarından ses yok. Ama 60 günden bu yana 18 madde üzerinde neler neler söyleniyor. Bunların hiçbirisinin mantıklı tarafını bulmak mümkün değil. Cumhurbaşkanı yardımcı seçerken 500 tane de yapabilir demenin manası var mıdır? Türkiye’de 500 tane yardımcı yaparsanız bakanları, bürokrasiyi ne ile düzenleyeceksiniz? Böyle bir öze sahip misiniz? Cumhurbaşkanı partili olmak konusu gündeme geldiğinde ‘olmaz’ diyorlar. Neden olmaz? Bu AK Parti’nin sorunu. Bu kişi partili olmaya kalktığında gelip MHP’ye üye olmayacak, CHP’ye üye olmayacak. Kurucusu olduğu partiye üye olacak. Belli sorumluluklar yükleyebilir”

“Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın sözleri yeterlidir. Sabaha kadar sosyal medya hareketlenmiş. Bir anı düşünelim. Sayın Cumhurbaşkanı tesis açılışı gerekçesiyle Türkiye’yi çok önemli bir programa aldı ve gezdi. Sayın Başbakan olağanüstü bir performans içerisinde gece gündüz televizyonlara çıkıyor. Bütün bunları yaparken de 18 maddenin ruhunu anlatmaya çalışıyor. Biz bunları takip ediyoruz. Biz de zaman zaman cevaplandırmaya çalışıyoruz. Bir partinin genel başkanı ve Başbakan’ı, seçilmiş Cumhurbaşkanı, ağzına eyalet sistemi almıyorsa, bunu danışman söylüyorsa, bu danışman da cumhurbaşkanı’nın danışmanı ise aklınıza 2 soru geliyor. Bir, bundan bilgisi var mı, ben söyleyemiyorum sen söyle mi diyor, yoksa bu danışman sabote mi ediyor. Bende olsa atarım dedim. Sayın Cumhurbaşkanı kovar, kovmaz kendi bileceği iş. Referanduma 2 gün kala üniter yapı konusunda hassasiyeti olanlar, bunları da bazı gazetelerde bazı parti yöneticileri MHP’yi suçlayacak şekilde insanların kafasını karıştırmaya yönelik faaliyetleri yürütüyorlarsa açıkça söylüyorum. ‘Evet’ çifte su verilmiş çelik gibi olmuştur. Bu tür oyunlar bozulacaktır ve ‘Evet’ en çok şekilde temsil edilerek Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’de uygulanacaktır. Ülkücüyü bunlar saf, aptal mı zannediyor? Kesin olarak söylüyorum, ‘Evet’ çifte su verilmiş çelik gibidir, pazar günü kendini gösterecektir”

“Hayır’ın kazanması halinde bundan yararlanmak isteyen unsurlar çok yönlü harekete geçer. Almanya, Hollanda, Fransa, ABD, Türkiye’deki işbirlikçiler harekete geçer, FETÖ’nün kalıntıları harekete geçer. Böyle bir fırsat ele geçer mi? Hayır çıkarsa bugünkü Cumhurbaşkanı ve hükümet 2019’a kadar görevde kalacak. Türkiye’de neler olacak, Suriye’de, Irak’ta neler olacak? Bütün bunları düşünmeyen vatan evladı olabilir mi? O sebepten dolayı ‘Evet’ diyoruz. MHP’yi anlamak çok zor. Anlatmak daha zor. Yorumlamak ise imkansız”

İlgili Haberler
PKK'lı Leyla Zana başkanlığa böyle 'evet' dediKılıçdaroğlu son anket sonuçlarını açıkladıSosyal medya CHP'li Çıray'ın tweet'lerini konuşuyorBahçeli: Ülkücüler beni anlamıyor
  • Yorumlar 68
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş