Bahçeli, “çözülmenin aktörleri iş başında”

A+A-
Behiç KILIÇ

MHP lideri, “Geçen asırdaki sapma ve körlüğün bedelini Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına kadar çekilerek ödedik. Şimdiki hataların bedelini ödemek için neleri feda edeceğiz, nereleri vereceğiz, hangi insanımızdan, hangi toprağımızdan vazgeçeceğiz?” diye soruyor! Önemli bir siyasi lider durumu böyle sorguluyorsa, üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gerekir.
Bahçeli, “Yıkımın yenisine ne Türkiye’nin, ne Türk milletinin tahammülü vardır” sözleriyle uyarıyor..
“Dikkat ediniz, yüz otuz yıllık
çözülmenin bütün aktörleri bugün de karşımızdadır.”
Ve sıralıyor.
“Dayatmalara teslim olmuş idareciler.
İşbirlikçi basın mensupları ve lobiler.
Batı’ya tapınan yabancı hayranı yerli misyonerler.
Çareyi dışarıda arayan çağdaş muhip cemiyetleri. Geri kalmış olmayı milletine vehmeden taklitçiler.
Paris’te, Londra’da olanı kullanarak, takarak, giyerek gelişeceğimizi zanneden ahmaklar. Kalkınmayı yalnızca parlamento, gelişmeyi yalnızca demokrasi, zenginliği lüks semtlerdeki vitrinlerden ibaret görenler.
Yabancıların denetim ve kontrolüne geçmiş elitler.
Kurtuluşu ve çözümü dış dünyanın vizyonunda arayanlar ile nihayet o gün ülkemizi çöküşe elbirliğiyle, ama bilerek ama bilmeden götürenlerin tamamı bugün de mevcuttur...”
Doğru mu? Doğru.
 Bahçeli, iktidarı zehir zemberek işaret ediyor ve direkt Başbakan’ın adını veriyor. Başbakan’ı, camiasını hedef alan bir güç olarak yaftalıyor.
Şöyle diyor:
“Dün ‘halklara özgürlük’ diyerek ülkücülere kurşun sıkan hainler karşımızdaydı. Verilen mücadele millet adına bunlarlaydı.
Bugün ise aynı sloganın yeni sahibi, milletimizi otuz altıya bölmek isteyen Recep Tayyip Erdoğan karşımızdadır.
Milletimizi kimliklere ayırmak isteyen PKK ve uzantıları karşımızdadır.
Bugün demokrasi içinde vereceğimiz mücadele yine bu yıkıcı ve bölücü zihniyetlerledir. Bu itibarla, geçmişte verdiğimiz şerefli mücadeleyi de, maruz kaldığımız haksızlıkları da hatırlayacağız, hatıralarını yaşatmaya devam edeceğiz.
Ama ağaçlara tek tek bakarken önümüzde orman olduğunu da fark edeceğiz.
Küçük hesapların ardına takılıp, büyük hesapların oyuncağı olmayacağız.
Önce, oyunu yukarıdan, kaynağından, yedi düvelin bitmeyen hesaplarından bozacağız. Küresel güçlerin bölgemizdeki kanlı tezgâhlarını dağıtacağız.
Milletimizin önündeki asırlık tuzakları bir bir yıkacağız.
Bize düşen öncelikli görev budur.
Milliyetçi Hareket Partili olmanın tarihi sorumluluğu da buradadır.
Bu itibarla, bizleri yıkıma, çöküşe götüren katara, bir sonraki istasyonda inmek üzere sırf aynı istikamete gidiyor diye binmeyeceğiz. İçine haklı ve masum gelişmeler olarak sinsice yerleştirilmiş hilelere takılmayacağız.
Haram ile helalin karışımından helal çıkmayacağını bileceğiz.
Mekruh ile mübahın bir arada olmayacağını idrak edeceğiz.
Zemzemle zehri birleştirip altın kâsede içirmeye çalışanlara kanmayacağız.
Unutmayalım, milliyetçilik, milletin sürekliliğini, köklerinden kopartılmadan yaşatılmasını ve yükseltilmesini amaç edinir...”
Kutuplaşma önemli boyuttadır.

Yazarın Diğer Yazıları