Bahçeli: "Hayâsızca rejim değişikliği..."

A+A-
Arslan BULUT

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, "Şu anda çok garip bir senaryo ortada, piyasada. Hafta sonuna kadar bu senaryo nasıl oynanacak, bunu göreceğiz." dedi.

Erdoğan'ın bu sözlerle Abdullah Gül senaryosunu kastettiği belli... 

Muhalefetin Abdullah Gül'ü ortak aday göstermesi, en çok Tayyip Bey'in işine yarardı. Bence Tayyip Bey, içinden "Gül'ü aday gösterseler ne güzel olurdu" diyordur...

Bir defa, bu kadar muhalefet partisinin, kendi içinden bir aday çıkaramayıp, AKP'nin içinden gelen, 2009'da Tayyip Bey'in "sevgili kardeşim" diyerek Cumhurbaşkanı adayı gösterdiği Abdullah Gül üzerinde mutabakat sağlaması, "Bizde Cumhurbaşkanlığına layık aday yok" anlamına gelirdi.

İkincisi, AKP hareketinin lideri Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan ile Gül yarışırsa, Erdoğan'ın kazanacağı kesindir.

***

Bazıları diyor ki, "Gül, Saadet Partisi'nin adayı olursa Erdoğan'ın oylarından yüzde beşini bile alsa, ikinci turda diğer adayların işine yarar!"

İyi de Abdullah Gül, bu kadar ucuz bir senaryonun figüranı olur mu? Karşı tarafı ahmak yerine koyan, akıl dışı bir plânın parçası olur mu? O, başından beri, üzerinde mutabakat sağlanırsa aday olabileceğini söylüyor. Yakın çevresinden yansıyan bilgi bu!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kesinlikle aday olacağını açıkladığına göre bu senaryoları konuşmanın artık hiçbir değeri yoktur.

Asıl ittifakı seçmen yapacak ve o da Akşener üzerinde olacaktır. 

***

Tayyip Bey, yine "AK Parti ile MHP'nin ittifakı şeffaf bir şekilde, 81 milyonun gözü önünde ve meşru bir zeminde yapılmıştır. Karşımızdakiler ise karanlıkta birbirlerine göz kırparak iş tutuyorlar. Önü arkası belli olmayan pazarlıklarla, rengi, kimliği, kişiliği, haysiyeti hiçbir şeyi belli olmayan, tek gayesi Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı olan bir ittifak kurulmaya çalışılıyor. Yaptıkları bu." dedi.

CHP'li 15 milletvekilinin, seçime katılması engellenmek istenen İYİ Parti'ye geçerek tuzağı darmadağın etmesinin başta Tayyip Bey olmak üzere iktidar kanadının sinirlerini bozduğu açıkça görülüyor.

MHP gibi 49 yıldır Türk Milliyetçiliğini parti program ve felsefesi kabul eden bir partinin, Türk Milliyetçiliğini ayaklarının altına aldığını söyleyen bir siyasi partiye hizmet etmesi nedir peki?

Bahçeli'nin 2002 erken seçim kararı ile AKP'yi iktidar yapması, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasını sağlaması, Ekmeleddin İhsanoğlu vakası ile Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığını garantiye bağlaması, 7 Haziran'da iktidarı kaybeden AKP'yi "1 Kasım'da seçim" diyerek yeniden iktidar yapması, son olarak AKP'ye rejim değiştirme yolunu açması, hangi pazarlığın, hangi rengin, hangi kişiliğin, hangi siyasi haysiyetin eseridir?

Asıl tartışılması gereken bu garip ilişkiler değil midir?

***

Devlet Bahçeli, 30 Nisan 2012'de yaptığı yazılı açıklamada ''23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim tarihleri iktidar hıncına ve kirli emellerine maruz kalmıştır.  Millî bayramların kaşınmasındaki ve üzerinde oynanmasındaki maksat Cumhuriyet'in yapı taşlarını kırmak, taşıyıcı sütunlarını yıkmak ve son tahlilde hayâsızca planlanan rejim değişikliğini hayata geçirmektir.'' demişti.

Bahçeli, "AKP iktidarının bugünkü faillerinin, tıpkı teslimiyetçi İstanbul hükümetinin mensupları gibi, bir denizaltıyla okyanus ötesine gün gelip ricat etmeleri de tekerrür eden tarihin acı bir cilvesi olarak hatırlanacak ve böyle değerlendirilecektir.'' iddiasında bulunmuştu. 

Şimdi "yeni kurucu irade" söylemiyle, rejim değişikliği için yol veren de Bahçeli ve ekibi ise asıl bu ittifakın ne anlama geldiğini konuşmak gerekmez mi?

  • Yorumlar 39
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları